KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2016/7801 E., 2019/2599 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mart 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
286 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline kasko sigortalı araca, davalının sürücüsü olduğu aracın tam kusurlu olarak çarpması sonucu aracın perte ayrılması nedeniyle müvekkilince sigortalısına 6.333,00 TL ödediğini,davalı ... aleyhine ... İcra Müdürlüğü'nün 2013/68 E sayılı dosyasında müvekkil şirket tarafından 18/01/2013 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçluya ödeme emrinin usulune uygun tebliğ edildiği, borçlunun takibe vekili aracılığı ile itiraz ettiği ve takibin durduğu, bu nedenle itirazın iptali ve takibin devamını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre;davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan alacağın rücuan tahsiline ilişkin başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 6.333,00 TL yönünden davalının itirazının iptalini ve icra işlemlerinin devamını talep etmiş; yargılama sonunda, davanın kabulüne, 6.333,00 TL'ye ödeme tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Dava, itirazın iptali davası olup buna ilişkin karar verilmesi gerekirken davanın alacak olarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir. O halde mahkemece HMK'nın hükümleri gözönüne alınarak davacının talebine göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurması bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma ilamının kapsam ve şekline göre; davacı vekilinin yargılama giderlerine ilişkin temyiz talebinin incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/7801, K. 2019/2599, 7 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama