KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2017/1487 E., 2019/9712 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
302 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili; davalılardan ...'ün hem kendisi adına hem de yetkilisi olduğu ... Petrol Gazları şirketini temsilen keşidecisi olduğu 02/11/2012 tarih ve 30/11/2012 vade tarihli senedin vadesinde ödenmemesi üzerine ihtiyati haciz kararı aldığını, icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, haczi kabil malı bulunmadığına ilişkin haciz tutanağının aciz vesikası hükmünde olduğunu, 108 Ada 15 parsel sayılı taşınmazın tamamı ... adına kayıtlı iken 6/7 hissesini 04/12/2012 tarihinde 229.714,29 TL bedelle ...'a sattığını, taşınmazın rayiç değerinin altında satıldığını, ...'ın ise 3 ay gibi kısa sürede davalılara sattığını belirterek tasarrufların iptaline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili; müvekkilinin gayrimenkul alım satımı ile uğraştığını, amacının kar elde etmek olduğunu ve iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... , ... vekili; müvekkillerinin iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Birleşen dosya davalısı ...; davacıyı ya da davalı ...'ü tanımadığını, davalı ...’i ilk kez burada gördüğünü, taşınmazı ...’tan 49.000,00 TL karşılığında satın aldığını, ödemesini 25.000,00 TL peşin geriye kalan kısmını aylık 2.000,00 TL taksitle verdiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre; davalıların borçlunun durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu ispatlanamadığından asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2017/1487, K. 2019/9712, 21 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama