KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2017/2107 E., 2018/9625 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2018
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi
Karar Metni
603 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığını ve defalarca ameliyat olmak zorunda kaldığını, kaza nedeni ile müvekkilinin maddi-manevi zararlarının bulunduğunu, davalıların ise zarara neden olan aracın sürücüsü ve trafik sigortacısı olarak sorumlu olduklarını açıklayıp 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili yargılama sırasında davalı ... şirketi ile sulh olduklarını, maddi zararlarının davalı ... şirketince karşıladığını bildirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre; taraflar maddi tazminat yönünden sulh olduklarından tüm davalılar açısından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'dan tahsiline karar verilmiş karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince, ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas
Karar sayılı kararında, manevi tazminatın takdirinde usul ve esas yönünden hukuka aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin buna yönelik istinaf başvurusunun reddine, yerel mahkeme kararında vekalet ücreti yönünden kurulan hükmün sulh sözleşmesine uygun olmadığı anlaşılmakla, hükmün 5. bendinin ortadan kaldırılmasına, kaldırılan bendin yerine yeniden hüküm tesisi ile;b maddi tazminat davası yönünden; davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 13/2 maddesi gereğince takdir olunan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...’a verilmesine, karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-İlk derece mahkemesince verilen manevi tazminata ilişkin karara yönelik olarak davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Bölge Adliye Mahkemesince; davacı taraf ile davalı .... arasında akdedilen sulh sözleşmesinde, davalı ....’nin lehine vekalet ücreti talep etmeyeceğinin hüküm altın alındığı, bu nedenle davalı .... lehine vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile davalılar yararına hükmedilen vekalet ücretine yönelik karar düzeltilerek davalı sürücü yönünden vekalet ücretinin doğru olduğuna karar verilmiştir.
Somut olayda davacı, meydana gelen kaza nedeni ile aracın sürücüsü ve trafik sigortacısından cismani zarara dayalı maddi tazminat talep etmiş, davacının maddi tazminat talepleri müşterek müteselsil borçlulardan biri olan sigorta şirketince karşılanmış, sigorta şirketi ile davacı arasında sulh sözleşmesi imzalanmıştır. Davacı dava açmakta haklı olup davalılar kendilerine karşı dava açılmasına yine kendileri sebebiyet vermişlerdir. Müşterek müteselsil borçlulardan birinin yaptığı ödeme ve sulh sözleşmesi tüm borçlular yönünden borcu sona erdirdiğinden ve davacı dava açmakta haklı olduğundan davalı sürücü lehine de vekalet ücreti takdir edilememesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozma sebebi ise de; bu yanılgının
giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hükmün 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/II. maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2017/2107, K. 2018/9625, 25 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama