KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2019/1372 E., 2020/7413 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Kasım 2020
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Dairesi
Karar Metni
582 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hüküm taraflar vekillerince temyiz edilmiş, davacı vekilince de duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 03.11.2020 Salı günü davacı ve davalı tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalının trafik sigortacısı olduğu aracı sevk ve idare eden davacının oğlu ...'un karıştığı kazada öldüğünü, davacının ölenin desteğinden yoksun kaldığını, zarar gören 3.kişi konumunda olan davacının zararından davalının sorumlu olduğunu belirterek, belirsiz alacak davası olarak açtıkları davada 20.000,00 TL. destek tazminatı ve cenaze giderinin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 21.12.2017 tarihli artırım dilekçesiyle, taleplerini 84.015,13 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, zararın teminat dışı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davanın kabulü ile 84.015,00 TL'nin 19.10.2017 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karara,
davalı vekili İtiraz Hakem Heyeti nezdinde itiraz etmiştir. İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davalının düzenlediği ZMSS poliçesinin tanzim tarihi 14.11.2014 (yeni ZMSSGŞ'nın yürürlük tarihinden önce) olduğu için, davalının zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi tarafından; yeni ZMSS Genel Şartları, 01.06.2015 tarihinden sonra düzenlenecek poliçelere uygulanacağından ve davalı poliçesinin düzenleme tarihi bu tarihten önce olduğundan, davacı zararının teminat kapsamında olduğu; davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf talebinin yerinde olmadığı; davacı tarafın, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararında hükmedilen yasal faize karşı itiraz yoluna gitmediği de gözetildiğinde, davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu için davacı vekilinin istinaf başvurusunun da yerinde olmadığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 19.06.2020 tarih, 2019/4-2020/1 sayılı kararı ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesi ile kurulan sigorta tahkim komisyonu itiraz hakem heyetinin bölge adliye mahkemelerinin faaliyete başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra itiraz üzerine verilen kararlarının temyiz kanun yoluna tabi olduğu kararlaştırıldığından, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin 05.12.2018 tarih, 2018/2315 E.-2018/1640 K. sayılı kararının kaldırılarak davacı vekili ve davalı vekilinin Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesi gerekmiştir.
2-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, Sigorta İtiraz Hakem Heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSSGŞ'nın yürürlük tarihinden önce düzenlenen ZMSS poliçesi kapsamında talep edilen zararın, poliçe teminatında olduğuna ilişkin kabulde bir isabetsizlik görülmemesine; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararında yasal faize hükmedildiği halde bu karar karşı itiraz yoluna başvurmayan davacı açısından bu yönün kesinleştiği ve yine aynı şekilde davacı lehine hükmedilen vekalet ücreti açısından Uyuşmazlık Hakem Heyeti
kararını itiraza konu etmeyen davalı açısından da bu yönün kesinleştiği dikkate alındığında, taraf vekillerinin anılan hususlardaki temyiz itirazlarının yerinde görülmemesine göre; davacı vekili ve davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2019/1372, K. 2020/7413, 23 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama