KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2019/6224 E., 2020/8831 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Aralık 2020
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Karar Metni
509 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 16.12.2020 Çarşamba günü davacı vekili Av. ... ile davalı ... İnş. Hay. ve Taş. Tic. Ltd. Şti. vekilleri Av. ... ile Av. ... ve davalı ... vekili Av. ... geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu ... hakkında takip yaptıklarını, takibin semeresiz kaldığını, borçlunu mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazını 18.07.2013 tarihinde diğer davalı şirkete devrettiğini belirterek, bu tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, aciz belgesi sunulmadığını, satışın gerçek olduğunu, müvekkilinin ticari hayata eşinin ölümü ile miras yoluyla girdiğini, herhangi bir ticari tasarrufunun ve tecrübesinin bulunmadığını, bu nedenle çek tahsilatlarının kardeşleri ve oğulları aracılığı ile yapıldığını, müvekkili ile diğer davalı arasında herhangi bir ticari ve organik bağın bulunmadığını belirterek, davanın reddini gerektiğini belirtmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili şirket ortaklarının borçlu ile bir ilgisinin olmadığını, dava konus taşınmazın bitişik parselini kısa süre önce aldığını, yer küçük gelir diye emlakçı vasıtası ile yanındaki taşınmazında aldığını belirtmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın tapudaki satış bedeli ile gerçek değeri arasında önemli oransızlık olduğundan İİK'nun 278/2. maddesi gereğince iptali geretinden bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf mahkemesi, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine karar verilmiştir. Karar davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İİK’nun 278/3-2 maddesinde “ Mütat hediyeler müstesna olmak üzere, hacizden veya haczedilecek mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından haczin veya aciz vesikası verilmesinin sebebi olan yahut masaya kabul olunan alacaklardan en eskisinin tesis edilmiş olduğu tarihe kadar geriye doğru olan müddet içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar batıldır. Ancak, bu müddet haciz veya aciz yahut iflastan evvelki iki seneyi geçemeyeceği” belirtilmiştir.
Somut olayda borçlu ...'ye ait bilinen adreslerde 27.09.2016 tarihinde haciz yapılmış, ancak borçlu ve borçluya ait mal bulunamamıştır. Ancak tutulan tutunak İİK’nun 105.madde kapsamında geçici aciz belgesi niteliğindedir. İptali istenilen tasarruf ise 18.07.2013 tarihinde yapılmıştır. Dolayısı ile 27.09.2016 tarihinden geriye doğru yasa maddesindeki 2 yıllık süre geçtiğinden bu maddenin uygulama imkanı bulunmamaktadır.
Davalı üçüncü kişi şirketin borçlu ile yakınlığı veya tanışıklığıda iddia ve ispat edilmediğinden, davalı hakkındaki davanın esastan reddine karar verilmesi gerekirken kabulü ve istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2019/6224, K. 2020/8831, 22 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama