KÜNYE
18. Ceza Dairesi 2015/10632 E., 2016/134 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Ocak 2016
Karar Metni
402 kelime·2 dk okuma
Kasten yaralama ve hakaret suçlarından sanık ...’nün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2, 125/1,4 ve 52. maddeleri uyarınca 140 ve 100 yeni Türk lirası adli para cezası, kasten yaralama suçundan sanıklar ..., E.. Z.. K.. ve ...’nün, 5237 sayılı Kanun'un 86/2 ve 52. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 100,00 yeni Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmalarına, tüm sanıklara verilen cezaların 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 6. maddesi gereğince ertelenmesine dair Sarıyer (kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 29/03/2007 tarihli ve 2006/333 esas, 2007/174 sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20/06/2016 gün ve 230332 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında: “Dosya kapsamına göre, sanıklar hakkında, kasten yaralama suçundan dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2. maddesi gereğince hükmedilen adli para cezalarının suç tarihinde yürürlükte bulunmayan 647 sayılı Kanun gereğince ertelenmesine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmiştir.
Hukuksal Değerlendirme:
Suç tarihinin 5237 sayılı TCK'nın yürürlük tarihinden sonra olması nedeniyle hakaret ve yaralama suçlarında 5237 sayılı TCK'nın 86/2 ve 125/1. maddeleri ile uygulama yapılmasına rağmen, bu maddeler uyarınca hükmedilen adli para cezalarının 5237 Sayılı TCK'nın 51. maddesi uyarınca ertelenmesi mümkün değilken, suç tarihinde yürürlükte bulunmayan 647 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca ertelenmesi suretiyle hem karma hem de hatalı uygulama yapılması hukuka aykırılık oluşturmuştur.
Bununla birlikte, koşulları oluşmamasına karşın adli para cezalarının ertelenmesine ilişkin bu karar, sanıklar aleyhine temyiz yoluna başvurulmaksızın kesinleştiğinden kazanılmış hakka konu oluşturacaktır.
Nitekim bu husus Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.11.2006 tarih ve 2006/3-246, 261 sayılı kararında. “Olayımızda; yasa yararına bozmaya konu edilen hukuka aykırılık, mahkumiyet hükmünün esasına dahil olan bir hususla ilgilidir. Dolayısıyla, söz konusu hukuka aykırılığın 5271 sayılı Yasanın 309. maddesinin 4. fıkrasında sayılan dört halden birisi içerisinde mütalaa edilebilmesi mümkün değildir. Şu halde.
5271 sayılı Yasanın 309. maddesinin 4. fıkrasındaki kararlardan birisi verilemeyeceğine göre, Özel Dairece; hükmün, 5271 sayılı Yasanın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, “para cezalarının ertelenemeyeceği yönüyle aleyhe sonuç doğurmayacak biçimde bozulması” ile yetinilmesi, bunun yanında başka bir karar verilmemesi gerekirken, hükümde aleyhe sonuç doğuracak biçimde düzeltme yapılmış olması isabetli bulunmamıştır.” şeklinde açıklanmıştır.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2015/10632, K. 2016/134, 11 Ocak 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama