KÜNYE
18. Ceza Dairesi 2015/21644 E., 2016/16717 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2016
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suçlar
- Görevi yaptırmamak için direnme, tehdit
- Hükümler
- Mahkumiyet
Karar Metni
262 kelime·1 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1- Sanığa yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2- Sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükme yönelik temyize gelince;
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Polis memuru olan müştekinin, diğer müşteki ...’ın şikayeti ile ilgili olarak sanığı aradığı ve karakola davet ettiği, sanığın ‘‘ben milletvekiliyim, yaka numaranı ver, seni süründüreceğim’’ şeklindeki sözlerle şikayetçiyi görevini yapmasını engellemek için tehdit ettiğinin kabul edilmesi karşısında, sanığın şikayetçinin görev yerini değiştirme konusunda herhangi bir yetki ve gücü bulunmayıp, “sürdürürüm” biçimindeki ifadenin konuşmanın bütünü ve söylendiği bağlam içinde değerlendirildiğinde tehdit niteliğinde olmadığı ve suç oluşturmadığı gözetilmeden, yasal olmayan gerekçe ile mahkumiyet kararı verilmesi,
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2015/21644, K. 2016/16717, 26 Ekim 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama