KÜNYE
(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2012/6377 E., 2012/7635 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
404 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;
1-Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı Yasayla değişik 11.maddesinin birinci fıkrasının arazilere ilişkin (f) bendinde taşınmaz malın kamulaştırma (dava) tarihindeki mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden değerinin belirleneceği öngörülmektedir. Bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler yönünden sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır.
Mahallinde yapılan keşif sırasında bu yönde herhangi bir tespit yapılmamış olduğu halde, bilirkişi kurulu raporunda gerekçe gösterilmeden sulu tarım arazilerindeki ürünler münavebeye alınarak değer biçilmiştir.
Sulama kaynağının ne olduğu açıkça gösterilmeden (taşınmazın üzerindeki bir su kaynağından veya yakınındaki bir dereden sulanıp sulanmadığı), sulamanın taşınmazın tamamında ve her mevsim için fiilen yeterli olup olmadığı, dereden sulanıyorsa bu suyun kendi doğal akışı ile mi yoksa özel bir pompalama ya da başka bir sistemle mi taşınmaza ulaştığı, yeraltı suyundan hangi sistemle yararlanıldığı hususları ayrıntılı bir biçimde araştırma yapılarak belirlenmeden,
pompajla sulama varsa bunun için yapılacak giderlerin de üretim masraflarına ilave edilmesi gerektiği düşünülmeden ayrıca ek raporda taşınmazın yan parsellerindeki taşınmazların sulu oluşu ve buna sebep olarak da yanı başındaki su kuyusu oluşu sebep olarak gösterilmiş ise de bahse konu kuyu üzerinde herhangi bir irtifak bulunmadığı da anlaşıldığı halde taşınmazın sulanabilir arazi olarak kabul edilmesi ve bu yönde düzenlenen bilirkişi kurulu raporuna dayalı hüküm kurulması,
2-Taşınmazın şehir merkezine, kara ve demiryollarına, ürün toplama merkezlerine yakın olması gibi nedenler tarım arazisi niteliğindeki taşınmazın değerinde en çok %20 objektif artışa neden olabileceği düşünülmeden %30 oranında objektif artış uygulayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması,
3-Dava konusu taşınmazın tamamı 10255.09 m² olup, bunun 1726.22 m² si kamulaştırılmış geriye 3469,42 m² ve 5059,45 m²'den oluşan iki ayrı kısım kalmıştır. Artan kesimlerin yüzölçümü, geometrik şekli ve tarımsal bütünlüğü ile işletme teknikleri dikkate alındığında herhangi bir değer kaybı olmayacağının düşünülmemiş olması,
Doğru görülmemiştir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2012/6377, K. 2012/7635, 21 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama