KÜNYE
(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2013/13839 E., 2013/18224 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
534 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma ile alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki;
1-Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı Yasayla değişik 11.maddesinin 1. fıkrasının arazilere ilişkin (f) bendinde taşınmaz malın dava tarihindeki mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden değerinin belirleneceği öngörülmekte olup bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler yönünden sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır.
Mahallinde yapılan keşif sırasında bu yönde herhangi bir tespit yapılmamış olduğu halde, bilirkişi kurulu raporunda ise DSİ sulama kanalının mevcut olduğu belirtilmiş ise de bu sulama kanallarından taşınmazın sulanıp sulanmadığı veya başkaca sulama kaynağı olup olmadığı açıkça gösterilmeden (taşınmazın üzerindeki bir su kaynağından veya yakınındaki bir dereden sulanıp sulanmadığı), sulamanın taşınmazın tamamında ve her mevsim için fiilen yeterli olup olmadığı,
dereden sulanıyorsa bu suyun kendi doğal akışı ile mi yoksa özel bir pompalama ya da başka bir sistemle mi taşınmaza ulaştığı, yeraltı suyundan hangi sistemle yararlanıldığı hususları ayrıntılı bir biçimde araştırma yapılarak belirlenmeden pompalama veya damlama yöntemi ile yapılan bir sulama varsa bunun için yapılacak giderlerin de üretim masraflarına ilave edilmesi gerektiği düşünülmeden düzenlenen bilirkişi kurulu raporuna göre karar verilmesi,
2-Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında, iklim koşulları, arazinin topoğrafik yapısı ve bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı vb) gözönünde tutulduğunda, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan, ülkemizin değişik yörelerindeki (değeri önemli şekilde etkileyen kanıtlanmış, farklı ve özel bir faktör bulunması hali hariç) sulu tarım arazilerinin değerlendirilmesinde kapitalizasyon faiz oranı %5, kuru tarım arazilerinde ise %6 olarak alınmaktadır.
Dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu yukarıda belirtilen şekilde açıkça saptandıktan sonra, belirlenen bu niteliğine uygun kapitalizasyon faiz oranının esas alınması gerekirken, %6 oranına göre kamulaştırma bedelini tespit eden bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda hüküm kurulması,
3-Dava konusu taşınmazın irtifak alanında kalan kısmında yer alan bağ omcalarının ve zeytin fidanlarının söküldüğü iddia edildiğinden bu konuda inceleme yapılarak varsa zarar verilen muhdesat tutarının da ilave edilerek kamulaştırma bedelinin tespit edilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
4-Davalılardan ... kendisini vekille temsil ettirdiği halde vekilinin adının gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi ve lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece bilirkişi kurulundan yukarıda belirtilen hususlarda ek rapor alınarak, gerekirse yerinde yeniden keşif yapılıp hakimin gözlemi de tutanağa geçirilmek suretiyle taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi niteliği açıkça ve denetime olanak verecek biçimde araştırılıp saptanmalı, yeniden gıda, tarım ve hayvancılık ilçe müdürlüğünden bilirkişi raporunda değerlendirmeye alınan ürünler için kuru ve sulu şartlarda ayrı ayrı dekar başına ortalama verim, her bir masraf kalemini dökümlü olarak gösteren üretim giderleri ve kg başına ortalama satış fiyatları da getirtilerek bu verilere göre değer belirleyen rapor veya ek rapor alınmalı, usuli kazanılmış haklar da gözetilerek oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2013/13839, K. 2013/18224, 17 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama