KÜNYE
18. Hukuk Dairesi 2013/17835 E., 2014/4702 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Mart 2014
- Mahkemesi
- Ankara 8. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 20/12/2012
- Numarası
- 2010/1647-2012/1743
Karar Metni
287 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde, hükmün tavzihi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, mahkemece verilen ve kesinleşen babalığın tespiti ve nafaka davasında, dava kayyım tarafından açıldığı halde, çocuklar için takdir edilen nafakaların davacı kayyım yerine, dava kendisine ihbar edilen anaya ödenmesine karar verildiğini, bu hususun infazda tereddüte yol açtığını belirterek nafakaların davacıya ödenmesi hakkında tavzih kararı verilmesini istemiş, mahkemece talep kabul edilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 306. maddesinde “Tavzih, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur. Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir.
Mahkeme tavzih talebini yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar.” hükmü düzenlenmiştir. Mahkemece açıklanan yasa hükmü dikkate alınmadığı gibi istem; nafakanın ödeneceği kişi hakkında yapılan maddi hatanın düzeltilmesi niteliğinde olup, kayyımın babalığın tespiti davasında çocuğun haklarını korumak için atandığı ve görevinin Türk Medeni Kanunu'nun 447/1. maddesi uyarınca görevlendirildiği işin bitirilmesi ile sona ereceği, aynı Yasanın 335 ve devamı maddelerine göre çocuğun velayet hakkının ve yasal temsilcisinin ana olduğu, nafakanın çocuk adına anaya ödenmesinde de bir yanlışlığın bulunmadığı gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2013/17835, K. 2014/4702, 13 Mart 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama