KÜNYE
(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2013/9341 E., 2013/12370 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2013
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
381 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde, kayyım tayin edilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde, 37151 ada 8 parseldeki taşınmaz hissedarlarından "..."nun sağ olup olmadığı, ölü ise mirasçılarının bulunup bulunmadığı bilinmediğinden Hazinenin yararını korumak üzere İzmir Defterdarının kayyım atanmasını istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
3561 Sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanunun 2/1. maddesinde “4721 Sayılı Türk Medenî Kanununun 427. maddesine göre, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamı; bu kimselerin malları üzerinde Hazinenin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştırır.
Hazinenin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde, mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı tayin eder.” Türk Medenî Kanununun 426. maddesinde ise "Vesayet makamı, ergin bir kişi, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse, bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa, yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya resen temsil kayyımı atar.” hükümleri mevcuttur.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; İzmir-Bayraklı-Turan Mahallesi 37151 ada 8 parseldeki taşınmazda "..."nun hissedar olduğu, nüfus müdürlüğü cevabi yazısında adı geçen kişiye ait ilgili bilgilere ulaşılamadığının bildirildiği, tapu müdürlüğü cevabi yazısında ise hissedar "..."na ait müdürlükteki mevcut bilgilerin bildirildiği, yapılan araştırma sonucunda taşınmaz hissedarı "..." ile dosyada kimlik bilgileri bulunan "..."nin aynı
kişi olup olmadığının tam olarak tespit edilemediği, "..."nin önceki soyadının ise "..." olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda davaya konu taşınmaz hissedarı "..."nun nerede olduğu, sağ mı ölü mü olduğu, mirasçılarının bulunup bulunmadığı belli olmadığı gibi mirasçı olduğu iddia edilen kişilerin gerçekten hissedar "..."nun mirasçısı olduğu nüfus kaydı ve mirasçılık belgesi gibi resmi belgelerle kanıtlanamamıştır. Yukarıda açıklanan hususlarda yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan mahkemece ilgilinin mirasçılarının belli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2013/9341, K. 2013/12370, 30 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama