KÜNYE
18. Hukuk Dairesi 2014/18704 E., 2014/18352 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Aralık 2014
- Mahkemesi
- İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 05/09/2013
- Numarası
- 2013/127-2013/341
Karar Metni
346 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde, davalı derneğin İstanbul Şubesinin 07.02.2010 tarihli genel kurul toplantısının iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı derneğin İstanbul şubesinin 07.02.2010 tarihli genel kurul toplantısının iptalini, 27.12.2011 tarihli dilekçesi ile de; şube genel kurul toplantısının yapılması için kayyım atanmasını istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. HMK’nun 294.maddesinin 3 fıkrasında ise “Hükmün tefhimi herhalde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur” hükmüne yer verilmiştir.
Sonradan yazılan gerekçeli kararın, tefhim edilen kısa karara uygun olması gerekir. Kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunması, 10.04.1992 gün ve 1991/7-1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince mutlak bozma nedenidir.
Somut olayda, taraflara tefhim edilen kısa kararda "davanın kabulü ile derneğin 07.02.2010 tarihli genel kurul toplantısının iptaline" denildiği ve kayyım atanması talebi hakkında hüküm kurulmadığı halde gerekçeli kararda, "davanın kabulü ile derneğin 07.02.2010 tarihli genel kurul toplantısının iptaline, davacı vekilinin kayyım atanması talebinin reddine," şeklinde karar verilerek çelişki yaratılmıştır. Bu durumda, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmamaktadır.
Mahkemece yapılacak iş; dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmasıdır. Yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan biçimde usulün öngördüğü niteliklere haiz, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturmayacak şekilde bir hüküm kurulmaması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2014/18704, K. 2014/18352, 15 Aralık 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama