KÜNYE
18. Hukuk Dairesi 2014/4939 E., 2014/11480 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2014
- Mahkemesi
- Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 26/06/2013
- Numarası
- 2012/141-2013/279
Karar Metni
409 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
1)Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı Yasayla değişik 11.maddesinin birinci fıkrasının arazilere ilişkin (f) bendinde taşınmaz malın kamulaştırma (dava) tarihindeki mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden değerinin belirleneceği öngörülmektedir.
Bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler ve uygulanacak kapitalizasyon faizi yönünden sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır. Mahallinde yapılan keşif sırasında bu yönde herhangi bir tespit yapılmamış, bilirkişi raporunda sulu arazilerde uygulanan ürün münavebesi esas alınarak değer biçilmiştir.
Bilirkişi raporunda belirtilen sulamanın taşınmazın tamamında ve her mevsim için fiilen yeterli olup olmadığı, dereden sulanıyorsa bu suyun kendi doğal akışı ile mi yoksa özel bir pompalama ya da başka bir sistemle mi taşınmaza ulaştığı, yapılan sulamanın başkasının taşınmazındaki bir kuyudan yapılıyor olması durumunda bu sulamanın daimi ve geçerli kabul edilebilmesi için kaynak üzerinde dava konusu taşınmaz lehine bir mükellefiyet kurulmuş olması gerektiğinden bu hususun varlığı ve suyun yeterliliği vb. gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde araştırma yapılarak belirlenmeden,
pompajla sulama varsa bunun için yapılacak giderlerin de üretim masraflarına ilave edilmesi gerektiği düşünülmeden düzenlenen bilirkişi kurulu raporuna dayalı hüküm kurulması,
2)Mahkemece hükme esas alınan ikinci bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın salt konumu, belediye hudutlarına ve merkezlere olan mesafesi objektif nedene dayalı artırıma konu olamayacağı gözetilmeden %100 oranında objektif artış uygulanması,
3)Dava konusu taşınmazda daimi irtifak hakkının davacı adına tescili ile yetinilmesi gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde irtifak hakkının ağaç dikmemek, bina vs. sabit tesis yapılmamak koşuluyla tesciline karar verilmesi,
4)Tespit edilen kamulaştırma bedelinden acele koyma kararıyla hükmedilen bedel mahsup edildikten sonra bakiye bedel için dava tarihinden itibaren 4 aylık sürenin dolduğu tarih olan 06.07.2012 tarihinden itibaren karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken bakiye bedel belirtmeksizin faize ilişkin hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece yukarıda sözü edilen bozma sebepleri doğrultusunda bilirkişi kurulundan ek rapor alınmalı, bu raporun bozmaya uygunluğu da denetlendikten sonra hasıl olacak sonuç doğrultusunda karar verilmelidir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2014/4939, K. 2014/11480, 26 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama