KÜNYE
18. Hukuk Dairesi 2016/4280 E., 2016/7597 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mayıs 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Davalılar
- 1-... vd. Vek.Av....
Karar Metni
326 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
2-... vd.
Dava dilekçesinde, babalığın tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının annesi olan .... zorla alıkoyarak onunla beraber olan ...davacının gerçek babası olduğunu, mahkemece .... davacının babası olduğunun tespitine karar verilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. HMK’nun 294.maddesinin 3. fıkrasında ise “Hükmün tefhimi herhalde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur” hükmüne yer verilmiştir. Sonradan yazılan gerekçeli kararın, tefhim edilen kısa karara uygun olması gerekir. Kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunması, 10.04.1992 gün ve.... sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince mutlak bozma nedenidir.
Somut olayda, taraflara tefhim edilen kısa kararda "davanın kabulü ile davacının babasının ..... olduğunun tespiti" denildiği halde gerekçeli kararda, "davanın kabulü ile davacının nüfus kayıtlarında '....' olan baba adının.....olarak düzeltilmesine" şeklinde karar verilerek babalığın tespitine dair açık hüküm kurulmaması sebebiyle çelişki yaratılmıştır. Bu durumda, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmamaktadır.
Mahkemece yapılacak iş; dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmasıdır. Yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan biçimde usulün öngördüğü niteliklere haiz, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturmayacak şekilde bir hüküm kurulmaması doğru görülmemiştir.
...
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2016/4280, K. 2016/7597, 10 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama