KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2008/11634 E., 2009/512 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Ocak 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Tarih
- —
Karar Metni
401 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki ihtiyati hacze itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı itirazın kabulüne yönelik olarak verilen kararın süresi içinde ihtiyati haciz isteyen vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
İhtiyati haciz isteyen vekili, müvekkili bankadan ticari araç alımı için temin edilen kredinin, sahte olarak düzenlenen proforma fatura, araç rehin yazısı ve araç ruhsatına istinaden kullandırıldığının anlaşıldığını belirterek, kredi sözleşmesinin borçlusu, kefilleri, aracı satan şirket ile şirket yetkilisi hakkında ihtiyati haciz isteminde bulunmuştur. Mahkemece, talep uygun görülerek ihtiyati haciz kararı verilmiştir.
İhtiyati hacze itiraz eden vekili, müvekkilinin kredi sözleşmesinin tarafı olmadığını, alacağın muaccel olmadığını, olaya karışan şirket yetkilisinin görevine son verildiğini belirterek ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece, muterizin sözleşmenin tarafı olmadığı, alacağın muacceliyet kazanmadığı, şirket yetkilisinin eyleminden dolayı şirketin sorumlu tutulup tutulmayacağının belirlenmesinin yargılamayı gerektirdiği belirtilerek ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmiştir.
İhtiyati haciz isteyen vekili kararı temyiz etmiştir.
İcra ve İflâs Kanunu’nun 258,I hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin “alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması” yeterlidir. Mahkemenin “alacağın varlığına kanaat getirmesinden” anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir.
Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin şekilde ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. Öte yandan, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için “alacağın yargılamayı gerektirmemesi” şeklinde bir koşul da kanunda öngörülmemiştir.
Aksine, ihtiyati hacze konu her alacağın, kural olarak İİK’nın 264’üncü maddesi kapsamında itirazın kaldırılmasına veya itirazın iptali davasına ya da açılacak bir menfi tespit veya istirdat davasına konu olması kanunda öngörülen bir olasılıktır. Muacceliyet ise, öz olarak alacaklının alacağını talep etme yetkisini ifade etmekte olup, kural olarak her borç doğduğu anda muacceldir (BK,m.74 vd.).
Somut olayda, 5.10.2006 tarihli düzenleme şeklinde vekaletnameye göre, ... ...’ın 31.7.2007 tarihine kadar muteriz şirkette ticari mümessil olarak çalıştığı, banka tarafından şirket hesabına aktarılan parayı şirket hesabından çektiği, kredinin anılan şahıs tarafından şirket adına düzenlenen proforma faturaya istinaden verildiği dosya içeriğinden anlaşılmakta olup, mahkemenin de kabulündedir. Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan hukukî esaslar çerçevesinde, alacağın varlığına ve muaccel olduğuna kanaat getirilmesine elverişli delillerin bulunup bulunmadığı üzerinde durularak, varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, alacağın varlığının tespitinin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati haczin kaldırılması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2008/11634, K. 2009/512, 29 Ocak 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama