KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2008/7968 E., 2009/3410 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Nisan 2009
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
289 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, taraflar arasındaki 17.11.2006 tarihli sözleşme ile müvekkilinin davalı şirkette çalışmaya başladığını, müvekkiline anlatılan işle müvekkilinin yaptığı işin tamamen farklı olduğunu, bunun üzerine müvekkilinin işten ayrılmak istediğini, davalının da müvekkilinden bir şey istemeyeceklerini söylemesi üzerine müvekkilinin işten ayrıldığını, ancak sözleşmenin özel şartlar bölümünün "f maddesinde geçen ve 2.500 YTL bedelli ve müvekkiline teminat olarak imzalatılan senedin müvekkili aleyhine takibe konulduğunu, haciz baskısı altında ödeme yapıldığını belirterek müvekkilinin 2.500 YTL borcunun bulunmadığının tespitine ve bu ödemenin istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirket tarafından davacıya Özel Eğitim verildiğini ve bu eğitim nedeniyle en az 3 ay çalışmasının öngörüldüğünü, sözleşmede 3 ay dolmadan önce işten çıkarsa aldığı eğitim için 2.500 YTL’yi müvekkiline ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, davacının iki ay dolmadan işten ayrıldığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacının 17.11.2006 tarihli sözleşmeden kaynaklanan herhangi bir borcunun olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının davalıya 2.500 YTL bedelli bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, 2.267 YTL’nin ödeme tarihi olan 12.01.2007’den itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlığın işçi-işveren ilişkisi nedeniyle verilen bonodan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın çözümünde iş hukuku ile ilgili hükümlerin uygulanması gerektiğinden davanın iş mahkemesinin görevine girdiği gözetilmeden işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2008/7968, K. 2009/3410, 20 Nisan 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama