KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2009/3355 E., 2009/10267 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Kasım 2009
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
400 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av.... ile davalı vek.Av....'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya mal satarak teslim ettiğini, davalının mal bedelini ödemediğini, alacağın tahsili için girişilen takibe davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin mal bedelini ödediğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda; davalının ödeme savunmasını usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibin 77.512.63 YTL’nin takip tarihinden itibaren %25 oranını geçmemek üzere işleyecek faiziyle birlikte takibin devamına, %40 tazminata karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı vekili, davaya karşı verdiği cevap dilekçesinde, uyuşmazlığın yazılı olmayan satım akdinden kaynaklandığını, müvekkilinin mal bedelini ödediğini, bu nedenle davacıya faturadan kaynaklanan bir borcu bulunmadığını, mal bedelinin tahsilat makbuzları ile ödendiğini savunmuştur.
Bu durum da davalının akdi ilişkiyi kabul etmiş bulunması ve uyuşmazlığın bir miktar para borcuna ilişkin olması nedeniyle HUMK’nun 10.maddesi ve BK’nun 73/1.maddesi gereğince alacaklının ikametgahı icra daireleri ve mahkemelerinin yetkili olduğu gözetilerek işin esasına girişilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, HUMK’nun 381.maddesinde kararın tefhiminin en az 388.madde de belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olacağı hükmü getirilmiştir.
388/son maddesinde de, “Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi” öngörülmüştür.
Somut olayda dava değeri, 77.512.63 YTL olarak gösterilmiş,mahkemece de bu miktar üzerinden itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren %25 oranını geçmemek üzere işleyecek faiziyle birlikte takibin devamına ve %40 tazminata karar verilmişken, kısa kararda ve hüküm fıkrasında davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilerek davada ne miktar alacağın reddine hükmedildiği anlaşılamamaktadır. Bu durum yukarıda açıklanan yasa hükümlerine aykırılık teşkil etmekte olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2009/3355, K. 2009/10267, 9 Kasım 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama