KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2009/4947 E., 2009/11866 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2009
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Tarih
- 02/12/2008
- Nosu
- 2005/378-2008/641
Karar Metni
422 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. ... ile davalı vek. Av. ... 'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkilinin 12 yıldır faaliyet gösterdiği ... Butik adlı işyerinde sadece Herry ürünlerini sattığını, 2004 yılı Haziran ayında davalı şirketin yetkililerinin gerekli dekorasyon ve altyapı değişikliklerinin yapılması koşuluyla ‘Korner’ teklif ettiklerini, sözlü anlaşma gereği 25.960 TL’lik tadilat yapıldığını, dekorasyon ve tadilat işlerinin bitiminden sonra İzmit'te yeni kurulan bir mağazaya bayilik verdiklerini ve müvekkilindeki malların iadesini talep ettiklerini belirterek, tadilat gideri 6 aylık kar mahrumiyeti ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili taraflar arasında yazılı bir bayilik sözleşmesi bulunmadığı gibi devamlılık arz eden başka bir anlaşmanın da olmadığını, sadece satım akdi bulunduğunu, davacının işyerinin küçük olması nedeniyle bayilik verilemeyeceğini, ancak daha büyük bir yere taşınması halinde ahde vefa ilkesi gereği kendisine bayilik verilebileceğini, o bölgede başkasına bayilik verilmesi ihtimalinin bulunduğunu bildiği için kar mahrumiyeti talep edemeyeceğini, davacının müvekkiline borcu bulunduğunu, tadilatı kendi iradesiyle yaptığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının davacıdan 6.455 TL alacaklı olduğu, bu koşulda davacıya bayilik verilemeyeceği, kendisine bayilik verileceği varsayımıyla harcamalarda bulunmasının basiretli bir davranış şekli olmadığı, kar kaybına kendi kusuruyla neden olması dolayısıyla buna katlanması gerektiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 275,I hükmüne göre, “Mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez.”Ancak çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren uyuşmazlıkta mahkemenin, bilirkişinin oy ve görüşünü alması gerekir.
Bu nedenle mahkemece, uyuşmazlıkla ilgili olarak bilirkişi kurulu raporu alınmış, ancak sunulan rapora da itibar edilmemiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 286.maddesi uyarınca bilirkişinin oy ve görüşü hâkimi bağlamazsa da bu tür hâllerde hâkimin bilirkişi yerine geçerek olayı çözmesi usule uygun düşmez.
Bilirkişi raporu yeterli değilse yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmalı veya bilirkişiden açıklık olmayan konularda ek ve tamamlayıcı görüş alınarak uyuşmazlık çözümlenmelidir. Mahkemece bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Aslı gibidir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2009/4947, K. 2009/11866, 16 Aralık 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama