KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2009/9100 E., 2010/5833 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
373 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davalı tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takibe konu senedin lehtar kısmında tüzel kişilik ismi yazılı olmadığı için bu senedin kambiyo senedi niteliğinde olmadığını, bu nedenle hukuken geçersiz olduğunu ileri sürerek takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının borç ilişkisinin esasına ve imzaya itirazı bulunmadığını, itirazının senedin şekli vasfına ait olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, takibe konu senette lehtar adının “Ahsu Müh” yazılı olmakla, senedin asli unsuru bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, takibe konu 05.05.2008 vadeli 4.000 TL bedelli borçlusu ... olan senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 1.600 TL tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-İİK.’nun 72/5. maddesinde “ Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa, derhal takip durur. …. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın % 40’ından az olamaz.” hükmü yer almıştır.
Davalı alacaklının icra takibinde haksız çıkması, böyle bir tazminatın kendisinden tahsiline karar verilebilmesi için tek başına yeterli değildir. Ayrıca ve özellikle icra takibine girişmesinde kötüniyetli olduğunun davacı borçlu tarafından kanıtlanması gerekir. Somut olayın niteliği itibariyle yasal koşulları gerçekleşmediği halde, davalının %40 kötüniyet tazminatından sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir ise de, bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK.’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu kısmının düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2009/9100, K. 2010/5833, 11 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama