KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2010/1797 E., 2010/11989 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye HukukMahkemesi
Karar Metni
275 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkili ...'ın diğer müvekkili şirketin yetkilisi olduğunu, müvekkilinin davalıya 1.000.000.000.-TL.bedelli senet verdiğini ancak senedin tahrif edilerek 31.000.000.000.-TL. bedelli hale getirerek takibe koyduğunu, bunun üzerine Bakırköy 7.Asliye Hukuk Mahkemesinde menfi tespit davası açıldığını, ancak tarafların anlaşması üzerine davanın sulhle sonuçlandığını, buna rağmen davalının sulh protokolünü kabul etmediğini ve protokolde davalı adına imzası bulunan vekilini azlettiği gerekçesiyle takiplere devam ettiğini,
bu nedenle Bakırköy 8.Asliye Hukuk Mahkemesinde menfi tespit davası açtıklarını mahkemece Bakırköy 7.Asliye Hukuk Mahkemesinde daha önce açılan dava sonucu verilen hüküm nedeni ile davayı reddettiğini, bu nedenle bu davaya açma zarureti doğduğunu belirterek taraflar arasında imzalanan 15.11.2006 tarihli sulh ve ibra protokolünün geçerliliğinin tespiti ile % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı asil, davacıların daha önce aynı konuda Bakırköy 7.Asliye Hukuk Mahkemesinde 2006/205-361 ve Bakırköy 8.Asliye Hukuk Mahkemesinde 2008/162-2009/14 sayılı dosyaları ile iki dava açtığı ve davaların reddedilip kesinleştiği bu davanın aynı konudaki üçüncü dava olduğunu öne sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacıların aynı konuda, davalı hakkında dava açtıkları ve davanın reddedilip hükmün temyiz edilmeden kesinleştiği, kesin hükmün varlığı bulunması nedeni ile davanın dinlenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2010/1797, K. 2010/11989, 26 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama