KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2010/294 E., 2010/8737 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
441 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacılar vekili, müvekkillerinin baba oğul olup, ... ile ... arasında 06.09.2007 tarih 9440 yevmiye numaralı ... ile ... arasında da 06.09.2007 tarih 9441 yevmiye nolu tarla kira sözleşmesi imzalandığını, kira bedellerinin kısmen ifası için 25.06.2008 ve 15.09.2008 vadeli 20.000.00 TL'lik iki bono verildiğini, kira sözleşmelerinin bir gün sonra feshedildiğini, dolayısı ile bonoların bedelsiz kaldığını, bedelsiz bonoların iade edilmediğini ve Bankaya verilerek ödememe protestosu çekildiğini belirterek bonolarla borçlu olmadıklarının tespitini, icra takibine konulmaması için tedbir kararı verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde kira sözleşmelerinin fesholunduğunu ve fesihnamede tarafların karşılıklı olarak birbirlerini ibraz ettiğini, bonoların sözleşme ile ilgisi olmadığını, sözleşmede kira parasının nakden ve peşinen ödendiğinin yazılı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda fesh edilen kira sözleşmelerinde bonoların verildiğine dair bir ibare bulunmadığı, kira sözleşmesi tutarları ile bono bedellerinin birbirini tutmadığı, davacılar bonoların kira sözleşmesi için verildiğini kanıtlayamadığı, yemin de teklif etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacılar vekilinin davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretine yönelik temyizine gelince; yerel mahkemece davalıların ayrı ayrı vekalet ile temsil edildiği gerekçesi ile her bir davalı için ayrı ayrı vekalet ücreti takdir etmiştir.
Oysa Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2. maddesine göre, "Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde red sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur." denilmektedir.
Somut olayda red sebebi davalılar yönünden ortak olduğundan tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken her bir davalı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp hükmün bu nedenle bozulması gerekmekte ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün HUMK.'nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2010/294, K. 2010/8737, 12 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama