KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2010/5423 E., 2011/1835 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Tarih
- 20.11.2009
- No
- 267-961
Karar Metni
280 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, davalının müvekkiline borçlu olduğunu, bono bedelleri ödenmediği için girişilen icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ilk duruşmada beyanda bulunmak ve avukat tutmak için süre talep ettiğini belirtmiş, ancak sonraki duruşmalara iştirak etmemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller neticesinde; senetler davacının elinde bulunduğu için ispat yükünün borçlu davalıda olduğu, ancak davalının borçlu olmadığı ya da borcun ödenmiş olduğuna dair herhangi bir delil ibraz etmediği gerekçeleri ile davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %40’ı oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı yanca temyiz edilmiştir.
Dava konusu bonoların vade tarihleri gözetildiğinde takip tarihi itibariyle zamanaşımına uğramış oldukları anlaşılmaktadır. Zamanaşımına uğrayan bonolar nedeni ile kambiyo hukukundan kaynaklanan haklar yitirilir ise de, taraflar arasında temel ilişki bulunması halinde bonolar yazılı delil başlangıcı olarak değerlendirilebilir ve böyle bir durumda alacaklının alacağını (tanık dahil) her türlü delille kanıtlaması mümkündür.
Somut olayda, dava konusu bonolarda davalı keşideci, davacı ise lehdar durumunda olup, aralarında temel ilişki bulunduğunun kabulü gerekir. O halde mahkemece ispat külfetinin davacıda olduğu gözetilerek davacıya alacağını kanıtlama olanağı tanınmak suretiyle toplanacak deliller hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2010/5423, K. 2011/1835, 15 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama