KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2011/5774 E., 2011/15291 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
525 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün taraf vekillerince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vek.Av.... gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davalının davadışı ... Şirketi ile müvekkili şirket arasında akdedilen finansal kiralama sözleşmesine 1 adet beton kırma makinesinin satıcısı ve aynı sözleşmenin teminatı olarak akdedilen 22.11.2009 tarihli sözleşmenin “buy back” borçlusu olduğunu, davadışı şirketin kiralarını aksatması ve ihtara rağmen edimlerini yerine getirmediğinden finansal kiralama sözleşmesinin feshedildiğini, geri alım sözleşmesi gereğince davalıya makinenin sökülüp alınmasını ihtar ettiklerini, ancak davalının ifadan kaçındığını ve mal bedelinin %50'sine tekabül eden 329.781,50 Euro'yu ödemediğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 Euro'nun 28.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin taraflar arasındaki sözleşmede belirtilen hukuki şartlar oluşmadan müvekkili şirkete ihtarnameler gönderdiğini, 19.10.2007 tarihli ihtarname ile hukuki şartların oluşması üzerine müvekkilinin anlaşma doğrultusunda gerekli işlemlere başladığını, 30.11.2007 tarihinde Leasing konusu makine ve ekipmanlarının bulunduğu mahalde uzmanlardan oluşan kurulun inceleme yapıp rapor düzenlediğini, değerinin 165.000 TL civarında olup, çalışabilir hale getirilebilmesi için gerekli harcama kalemlerinin tespit edildiğini, bu bedellerin davacı şirkete bildirilmiş olmasına karşın davacı şirketten cevap alınamadığını,
müvekkilinin satın alması konusunda gerekli prosedürü işletmeyen davacının satım bedelini istemesinin haksız olduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı, bilirkişi kurulunun kök ve ek raporuna göre davalı şirketin 22.11.2005 tarihli sözleşmeden doğan geri alım yükümlülüğünün, davacının 19.10.2007 tarihli ihtarnamenin tebliğinden itibaren 60 gün sonra doğduğu, davalı tarafından 30.11.2007 tarihinde yaptırılan tespit sonucu makinenin çalışır durumda olmadığı ve değerinin 165.000 TL civarında olduğunu beyan ve kabul etmiş, davacı tarafından bu bedelin daha fazla olduğuna ilişkin herhangi bir delil dosyaya ibraz edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, (10.000 Euro karşılığı) 17.903,00 TL.'nin 29.12.2007 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu makine ve ekipmanları ile ilgili keşfen inceleme yapılması hususu 10.07.2008 tarihli oturumda karar altına alınmış ise de, 06.11.2008 tarihli celsede, verilen ara kararından dönülerek, incelemenin dosya üzerinden bilirkişi heyeti marifetiyle yapılmasına karar verilmiştir. Davacının satım bedelinin dava dosyasında bulunan 30.11.2007 tarihli teknik inceleme raporu ve burada tespit edilen bedel üzerinden hesaplanmasına yönelik itirazı yönünden alınan ek raporda bilirkişi heyetinin dava konusu makinayı keşfen inceleme imkanı bulunmadığından ve dava dosyasında yalnızca davalının sunmuş olduğu teknik raporda yapılan teknik değerlendirmelerin doğru olduğu kabul edilerek değerlendirme yapıldığına değinilmiştir.
Bu durumda mahkemece, dava konusu makinenin değerinin ve çalışır vaziyette olup olmadığının belirlenmesi yönünden keşif yapılıp hasıl olacak sonuca göre taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri gözetilerek ve özellikle makinenin iade ve teslimi hususu üzerinde de durularak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2011/5774, K. 2011/15291, 6 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama