KÜNYE
19. Hukuk Dairesi 2013/15807 E., 2014/2178 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Ocak 2014
- Mahkemesi
- İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 04/07/2013
- Numarası
- 2012/26-2013/167
Karar Metni
265 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine faturaya dayalı olarak 6.623 TL'si asıl alacak olmak üzere toplam 11.000 TL'nin tahsili için icra takibi yaptığını, müvekkilinin davalıya haciz tehdidi altında 10.654 TL ödediğini ancak davalının ödemeleri icra müdürlüğüne bildirmediğini ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalıdan 4.000 TL'nin istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıdan 5.900 TL tahsil ettiği halde 2.000 TL daha ödeme yapacağına inanarak 7.900 TL'lik makbuz verdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda; davacının yaptığı ödemelerden sonra icra takip dosyasında davalıya halen 2.739,96 TL borcunun kaldığı gerekçesiyle davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen ilamsız icra takibine karşı açılan menfi tespit davasıdır. İspat külfeti bu durumda davalıya aittir. Davacı, 6.623 TL'lik asıl alacağa itiraz etmemiş olup bu miktarı da ödediğini işlemiş faiz istenemeyeceğini savunmuştur. Hal böyle olunca davalı, asıl alacak yönünden borçlu davacının takipten önce temerrüde düştüğünü kanıtlamalıdır. Temerrüdün kanıtlanamamış olması halinde icra takibinde temerrüt faizi talep edilemez.
Mahkemece, bu yön dikkate alınmadan işlemiş faizli toplam tutar üzerinden hesaplama yapan bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2013/15807, K. 2014/2178, 29 Ocak 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama