KÜNYE
19. Hukuk Dairesi 2014/17698 E., 2015/6191 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Nisan 2015
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
416 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine .... İcra Müdürlüğü’nün 2013/4055 sayılı icra dosyasından takibe geçtiğini, müvekkilinin takibe dayanak gösterilen asıl borçlusu davadışı ... olan kredili mevduat hesabında kefilliğinin bulunmadığını, yine takibe dayanak kredi kartından kaynaklanan alacağa da kefilliğinin bulunmadığını, davalı tarafından iddia edilen kefilliğe dair hiçbir hukuki ilişkiyi kabul etmediklerini belirterek, müvekkilinin bu takipten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının davadışı ... ile imzalanan 27.08.2010 ve 23.02.2011 tarihli genel kredi sözleşmelerinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatının bulunduğunu, genel kredi sözleşmesinin cari hesap şeklinde işleyen kredi sözleşmesi olup, bankanın, sözleşmenin geçerlilik süresi içinde ve kararlaştırılmış limit içinde vereceği krediyi sürekli tekrarlamakta olduğunu, kefilin süresiz olarak bu krediye kefil olmuş olduğunu, davacının imzalanan genel kredi sözleşmeleri kapsamında davadışı ...’ın kullandığı diğer kredi ve borçlardan da müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak sorumlu olduğunu, davacının gönderilen ihtarnameye de itiraz etmediğini beyanla, davanın reddine ve davacı aleyhine %20 tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davalının takip dayanağının davacının imzası olmayan kredili mevduat hesabı sözleşmesi olduğu, davalı bankanın takibi bu sözleşmeye ve bu sözleşme uyarınca verdiği kredi kartı borcuna dayanarak başlatmasına rağmen, asıl borçlunun ve davacının 27/08/2010 ve 23/02/2011 tarihinde imzaladığı Kosgeb (esnaf kredisi) kredi sözleşmesi nedeniyle sözleşmelerde kefilliği bulunan davacıyı da takibe dahil ettiği, davalının takip dayanağı sözleşmede ise kefilliği olmadığı, bu nedenle takipteki borçtan sorumluluğunun da olmadığı,
davalı banka davacının müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı genel kredi sözleşmeleri nedeniyle sorumluluğunun bulunduğunu savunsa da, kendisi asıl borçlu ile ayrı bir sözleşme imzalayarak, bu sözleşmeye göre kredi kullandırmak suretiyle savunmasının tersine işlem yaptığından, davalının savunmasına itibar edilmediği, ayrıca borcun bir kısmının kredi kartı borcu olup, davacının kefilliğinin olmadığı gibi, kefilliğinin bulunduğu kabul edilse bile,
bilirkişinin de belirttiği üzere, adi kefalet niteliğinde kefillik nedeniyle öncelikle asıl borçludan borcun tahsil edilmesi gerektiğinden, asıl borçlu ile birlikte davacıya takip yapılmasının yasaya uygun olmadığı gerekçeleriyle, davanın kabulü ile, davacının ....
İcra Müdürlüğü'nün 2013/4055 sayılı takip dosyasına konu edilen alacaktan dolayı davalıya borcunun olmadığının tespitine, davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2014/17698, K. 2015/6191, 28 Nisan 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama