KÜNYE
19. Hukuk Dairesi 2015/9611 E., 2016/1525 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Şubat 2016
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
267 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraf vekillerince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av. ... ile davalılardan ... vek.Av.... gelmiş, başka gelen olmadığından, onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davalı şirketin dava konusu icra takibine konu alacağını dava tarihinden önce, 28.02.2011 tarihinde davalı ...'e temlik ettiği, davalı şirketin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı hususunun gözetilmemesi isabetsiz olduğu gibi, yerel mahkeme kararında davalı olarak .... ile ... gösterilmiş ise de, kararın hüküm fıkrasında ''davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya 765.928,40 TL. asıl alacak miktarınca borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafından yapılan yargılama giderleri ile davacı için takdir edilen vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine'' biçiminde hüküm oluşturulmuştur.
Davada birden fazla davalı olduğundan hükümdeki “davalıdan” sözcüğü ile kimin kastedildiği belli değildir. Bu hali ile hüküm infazda tereddüt yaratacak niteliktedir. Oysa HUMK.nun 388 (HMK.297).maddesi uyarınca hükümde taraflara yüklenen hak ve borçların açık ve tereddüt yaratmayacak şekilde belirtilmesi gerekir. Temyize konu yerel mahkeme kararı anılan yasa hükmüne uygun tesis edilmediğinden hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2015/9611, K. 2016/1525, 4 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama