Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2022/10796 E. , 2025/3904 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1946 E., 2020/2523 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık HÜKÜM : Düzeltilerek İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçun
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2022/10796 E. , 2025/3904 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1946 E., 2020/2523 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık HÜKÜM : Düzeltilerek İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin, suç işlenen hesabın sanığa ait olması dışında herhangi bir delil bulunmadığına, varsayım üzerinden delil tartışması yapılarak sanık aleyhine kanaat oluşturulduğuna, sanığın hesabında 50 TL olduğundan kartının kaybolmasından dolayı kayıp başvurusunda bulunmadığına, sanık lehine olan delillerin toplanması istendiği hâlde lehe olan deliller toplanmayarak eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna, sanığın beaatine karar verilmesi gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Olay günü saat 12.39 sıralarında katılanın kullandığı 0532 769 00 21 numaralı telefonu ... numaralı telefondan arayan şahsın Denizbank şubesinden aradığını, sesli kart sistemine geçtiklerini, üç ortak banka ile çalıştıklarını, anlaştıkları bankalardan para çekebileceğini, katılandan bir takım bilgileri teyit etmesini söyleyerek, konuşma esnasında katılanın telefonuna mesaj yoluyla gönderilen şifreleri söylemesini istediği, katılanın telefonu incelendiğinde belirttiği telefon numarasından saat 12.39'da arandığı, saat 12.40 ve 12.43'de "...SMS doğrulama şifreniz ile İnternet Bankacılığı ve MobilDeniz GİRİŞ işlemi yapabilirsiniz, lütfen şifrenizi kimseyle paylaşmayın/tuşlamayın" açıklaması ile SMS doğrulama şifrelerinin gönderildiği, katılanın Denizbank Ümraniye Şubesindeki hesabından sanığın aynı bankanın Denizli Bayramyeri Şubesindeki hesabına internet bankacılığı kullanılarak saat 12.48'de 2.800 TL, saat 12.49'da 2.600 TL havale edildiği, katılanın telefonda görüştüğü kişiye telefonuna gelen mesajları söylemesinin ardından telefondaki şahsın "işleminiz tamam, kartınız adresinize gelecek" diyerek telefonu kapattığı, gönderilen tutarların aynı gün saat 12.49'da sanığa ait banka kartı kullanılarak 2.850 TL ve 2.580 TL olarak Denizli Otogar ATM'sinden çekildiği, parayı ATM'den çeken şahsın sanık dışında kimliği tespit edilemeyen bir erkek şahıs olduğu, olay günü saat 12.43'de internet bankacılığına giriş yapılan IP adresinin 5.24.244.170 olduğunun tespit edildiği; sanığın savunmasında, katılanı arayan numarayı kendisinin kullanmadığını, arayan kişinin kendisi olmadığını, Denizli Otogar ATM'sinden para çekmediğini, kartını vererek başkasının bu paraları çekmesini sağlamadığını, parayı çeken kişiyi tanımadığını, olay tarihinden önce Denizbank'a ait banka kartını kaybettiğini, hesabında sadece 50 TL para olduğunu, kartının üstüne de şifresinin yazılı olduğunu söylediği; sanığın hesabına bakıldığında 01.07.2019 tarihi itibariyle hesabında 50 TL olduğu ve olay tarihine ait yapılan işlemler dışında başkaca herhangi bir işlemin bulunmadığı; sanık hakkında 02.12.2016 tarihinde yüyürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1-l bendinde düzenlenen "kişinin, kendisini banka çalışanı olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık" suçundan açılan davada mahkemece hileli hareketlerin banka kartı niteliğindeki bilgilerin elde edilmesi için kullanıldığı, sanığın katılanın banka bilgi ve şifrelerini elde ederek hesabına para havale etmesi sebebiyle dolandırıcılık suçunun hile unsuru gerçekleşmediğinden bahisle eylemin TCK'nın 142/2-e maddesinde düzenlenen "bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık" suçuna uyduğundan bahisle mahkûmiyet kararı verildiğinin anlaşılması karşısında; 1-Öncelikle; olay günü katılanı arayan ... numaralı telefonun kimin adına kayıtlı olduğunun ve kim tarafından kullanıldığının, yine mobil bankacılık kullanılmak suretiyle katılanın hesabından sanığın hesabına yapılan havale işleminin gerçekleştirildiği telefonun IP numarasının kime ait olduğunun araştırılması; sanığın ve tespit edilecek bu kişi/kişilerin suç tarihinde kullandıkları telefon numaralarının ilgili GSM şirketlerinden tespit edilmesi, bu numaraların suç tarihine ilişkin baz istasyonu sinyal bilgilerini de içerir şekilde HTS kayıtlarının getirtilmesi suretiyle, sanık ile bu kişi/kişiler arasında yapılan herhangi bir görüşme olup olmadığının tespiti, sanığın suç tarihinde ikâmet ettiği, paranın çekildiği ve IP numarasının kullanıldığı yerlerden sinyal verip vermediğinin araştırılması suretiyle, sanık ile bu kişi/kişiler arasında olay tarihinde bulundukları yer ya da yerlerin ve birbirleri ile irtibatları olup olmadıkları hususlarının değerlendirilmesi, 2-Sanığın hesabına havale edilen parayı Denizli Otogar ATM'sinden çeken ve açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen erkek şahsın görüntülerden yüzünün net olarak göründüğünün anlaşılması karşısında, bu şahsa yönelik daha ayrıntılı araştırma yapılarak sanık ile bağlantısının olup olmadığının belirlenmesinden sonra toplanan ve toplanacak delillerin birlikte değerlendirilmesi ile sonucuna göre tüm deliller çerçevesinde sanığın hukuksal durumunun tayini gerekirken, bu konularda kovuşturma genişletilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye değişik gerekçeyle uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Denizli 6 Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.