KÜNYE
2. Ceza Dairesi 2022/12328 E., 2025/10743 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2021/963 E., 2021/1356 K.
- Suçlar
- Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- Tebliğname görüşü
- Bozma
Karar Metni
490 kelime·2 dk okuma
I- Sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde
Sanık hakkında hükmolunan cezaların miktar ve türü gözetildiğinde; 5271 sayılı Kanun'un 286/2-d. maddesi uyarınca, "ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyizi mümkün olmadığından sanık müdafinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak REDDİNE,
II- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.
Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin suça konu iş yerine yakın yerde bulunan masa üzerindeki materyaller üzerinden elde edilen parmak izinin sanığa ait olmasının tek başına maddi delil olamayacağına, söz konusu materyallerin kantinden alındığına dair her hangi bir bulgunun bulunmadığına, sanığın cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir delilin bulunmaması nedeniyle sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet hükmüne karar verilmesine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK'nın 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen TCK'nın 142/2-h, 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/10/2021 tarihli, 2021/35 E., 2021/473 K. sayılı kararı dikkate alınarak,
5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği nazara alındığında sanık ile vekâletnameyle atadığı müdafiinin aynı duruşmaya katılmadıkları gibi sanığın esas hakkında savunması alınırken müdafiinin huzurunda ifade vermesi gerektiği gözetilmeden 23.10.2020 tarihli duruşmada müdafii olmadan savunması alındıktan sonra yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2022/12328, K. 2025/10743, 2 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama