İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2023/10303 Karar: 2023/3850 Tarih: 2023

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/10303 K.2023/3850

2. Ceza Dairesi 2023/10303 E. , 2023/3850 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/34 E., 2015/506 K. SUÇ : Hırsızlık, başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2023/10303 E. , 2023/3850 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/34 E., 2015/506 K. SUÇ : Hırsızlık, başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2023/10303 E. , 2023/3850 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/34 E., 2015/506 K. SUÇ : Hırsızlık, başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.01.2015 tarihli ve 2015/210 Esas numaralı iddianamesi ile sanık hakkında, suç tarihinde şikâyetçiye ait işyerine gelerek mail gönderme bahanesi ile şikâyetçiden telefonunu isteyen sanığın, telefonu alarak olay yerinden kaçtığı ve telefonun sinyal bilgileri takip edilerek yakalanan sanığın şikâyetçi ...'ın kimlik bilgilerini kullanması şeklinde gerçekleşen eylemi nedeniyle hırsızlık ve başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 141/1, 268. maddeleri delaletiyle 267/1, 53, 58, 63. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır. 2. Düzce 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.12.2015 tarihli ve 2015/34 Esas, 2015/506 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık ve başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçlarından 5237 sayılı Kanun’un 141/1, 62 ve 267/1, 62. maddeleri uyarınca 10'ar ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53. maddesi gereği hak yoksunluklarının uygulanmasına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz istemi; temyiz etme isteğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın suç tarihinde şikâyetçiye ait iş yerine gelerek mail gönderme bahanesi ile şikâyetçiden telefonunu isteyen sanığın, telefonu alarak olay yerinden kaçtığı ve telefonun sinyal bilgileri takip edilerek yakalanan sanığın üzerinden şikâyetçiye ait telefonun çıktığı ve suça konu telefonun şikâyetçiye teslim edildiği sanığın yakalandığında da şikâyetçi ...'ın kimlik bilgilerini kullandığı Yerel Mahkemece kabul edilmiştir. 2. Sanık aşamalardaki savunmalarında atılı suçu ikrar etmiştir. Kolluk görevlilerince düzenlenen 02.10.2013 tarihli Olay, Yakalama, Geçici Muhafaza Altına Alma, Teşhis, Teslim Tutanağı dosyada mevcuttur. IV. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak; 1. Olay ve Olgular başlığı altında 1 numaralı paragrafta ayrıntıları belirtildiği üzere; şikâyetçinin aşamalarda, işyerine gelerek mail gönderme bahanesi ile kendisinden telefonunu isteyen sanığın, telefonu alarak kaçtığını beyan ettiği olayda, dosya içeriğinde telefonun alındığı yeri gösteren herhangi bir kroki ve fotoğraf olmaması sanığın suça konu telefonu aldığı yerin, olay tarihi itibarıyla binanın eklentisi niteliğinde bir yer olup olmadığı hususu, gerekirse keşif yapılmak suretiyle duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenip, sonucuna göre suça konu yerin bina eklentisi niteliğinde ise eylemin 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b maddesi kapsamında kabul edilmesi gerektiği gözetilmeyerek eksik araştırmayla yazılı şekilde aynı Kanun'un 141/1. maddesi ile hüküm kurulması, 2. Kabule göre de; suça konu yerin 5237 sayılı Kanun'un 141/1. maddesi kapsamında kaldığının belirlenmesi halinde ise; 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 141/1. maddesinde düzenlenen suçun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle, sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur. 3. Anayasa Mahkemesinin, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile; 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan "... kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış..." ibaresinin "... Seri muhakeme usulü..." yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması ve yargılama konusu 5237 sayılı Kanun'un 267/1. maddesinde tanımlanan suçun seri muhakeme usulüne tabi olması karşısında, sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesinde düzenlenen seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için yerel mahkemece dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla, karar hukuka aykırı bulunmuştur. 4. Sanık hakkında başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçu yönünden, 24.10.2019 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 251. maddesindeki "Basit Yargılama Usulü"nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle 5271 sayılı Kanun'un eklenen geçici 5/1-d maddesi ile "01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklinde sınırlama getirilmiş ise de; hükümden sonra, 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile yukarıda anılan geçici madde 5/1-d'de yer alan "Kovuşturma evresine geçilmiş" ibaresinin, bilahare 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin, 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı iptal kararı ile de yukarıda anılan geçici madde 5/1-d’de yer alan “Hükme bağlanmış” ibaresinin aynı bentte yer alan, “Basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olması nedeniyle, temyize konu ve aynı Kanun'un 251/1. maddesi kapsamına giren, 5237 sayılı Kanun'un 267/1. maddesindeki suç yönünden, aynı Kanun’un 7. ve 5271 sayılı Kanun'un 251. maddeleri uyarınca yeniden değerlendirilme yapılmasında zorunluluk bulunduğu tespit edilmiştir. V. KARAR Başkaca yönleri incelenmeyen Düzce 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.12.2015 tarihli ve 2015/34 Esas, 2015/506 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla