Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2023/13146 E. , 2025/20188 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/900 E., 2022/874 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf i
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2023/13146 E. , 2025/20188 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/900 E., 2022/874 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, kararda, yerel mahkeme tarafından olayın vasıflandırılması ve delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğüne, sanık ... hakkında hırsızlık suçunun nitelikli halinde dolayı hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğuna, sanığın tüm beyanlarında suça konu motorsikleti sokakta park halinde iken alındığını söylediğine, diğer sanığın da bu yönde beyanda bulunduğuna, bu beyanların dışında tarafsız müştekinin beyanı dışında hiçbir kamera kaydı ve sair delil bulunmadığına, bu nedenle eksik inceleme sonucu verilen kararın bozulması gerektiğine; sanık ... müdafinin temyiz isteminin, kararın, usul ve esas yönünden yasalara aykırı olduğuna, sanıkların savunmalarında da belirttikleri üzere suç eşyasının, suç anında yola terk halinde olup, bina ve eklentiler içerisinde muhafaza altında olmadığına, sanıkların savunmalarının bu yönde olduğu gibi, bunun aksine dair şikâyetçi beyanlarının dışında somut bir delilin dosya içerisinde mevcut olmadığına, söz konusu olayın konut ve eklentiler içerisinde gerçekleşmediğine, suç eşyasının değer azlığının mahkemece dikkate alınmadığına, suça konu eşya üzerinde hiç bir zarar tespit edilemediğine, müştekinin de zararının bulunduğuna ilişkin hiç bir somut belge sunmadığına, müvekkilinin duyduğu pişmanlığı ve müştekinin herhangi bir zararı olması durumunda, zararını karşılayacağını belirttiğine, mahkemece bu husus dikkate alınmaksızın verilen hükmün kanuna ve adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil ettiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Söke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.11.2020 tarihli ve 2020/343 Esas, 2020/498 Karar sayılı dosyasında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafilerinin ve sanık ...'in istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 25.06.2021 tarihli ve 2020/2687 Esas, 2021/1859 Karar sayılı kararı ile “1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18/02/2014 tarih, 2013/13-274 Esas ve 2014/78 Karar sayılı kararında ve 15/09/2015 tarih, 2014/6-14 Esas ve 2015/273 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği gibi; dava konusu yapılan eylemin açıklıkla ve bağımsız olarak gösterilmesi gerektiği, 5271 sayılı CMK'nın 225/1. maddesine göre de, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil hakkında hüküm verilebileceğinin düzenlendiği, incelemeye konu olan müşteki ...'nin yanında çalışan ...'ya iş nedeniyle kullanması için verdiği 09... plakalı motosikletin oturduğu apartmanın çevresi duvarla çevrili olan bahçesinden 16/05/2020 tarihinde geceleyin saat 01.46 sıralarında sanıklar ... ve ... tarafından çalındığı anlaşılan somut olayda; Söke Cumhuriyet Başsavcılığının 18/06/2020 tarih, 2020/2590 soruşturma 2020/1113 esas, 2020/746 sayılı iddianame ile sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli hırsızlık suçundan cezalandırılmaları istemi ile kamu davasının açıldığı, ancak sanıklar hakkında yukarıda bahsi geçen iddianamede TCK'nın 116/4, 119/1-c maddelerinde düzenlenen geceleyin birden fazla kişi tarafından işlenen konut dokunulmazlığının ihlali suçundan dolayı cezalandırılmaları istemiyle açılan bir kamu davası bulunmadığı halde, sanıkların atılı suçtan cezalandırılmalarına karar verilmesi, 2-Düzenlenen iddianamede sanık ... hakkında nitelikli hırsızlık suçundan dolayı TCK'nın 143/1 maddesinin uygulanması talep edilmediği halde, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan hakkında TCK'nın 143/1 maddesinin uygulanması suretiyle CMK'nın 226. maddesine aykırı hareket edilmesi, 3-CMK'nun 326/2 maddesinde iştirak halinde işlenmiş bir suç nedeniyle mahkum edilmiş olanlara sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinin ayrı ayrı yükleneceği belirtildiği halde, hükümde yargılama giderleri ile ilgili olarak yazılı şekilde karar verilmesi, 4-Kabule göre, TCK'nun 53 maddesinin uygulanması sırasında, 15/04/2020 gün ve 13100 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinde yapılan değişikliğin gözetilmesinde zorunluluk bulunması,” bahisle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçları yönünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 25.06.2021 tarihli ve 2020/2687 Esas, 2021/1859 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Söke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.02.2022 tarihli ve 2021/669 Esas, 2022/195 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hükümler kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.