İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2023/13457 Karar: 2025/19220 Tarih: 2025

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/13457 K.2025/19220

2. Ceza Dairesi 2023/13457 E. , 2025/19220 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2022/551 E., 2022/344 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen ka

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2023/13457 E. , 2025/19220 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2022/551 E., 2022/344 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen ka

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2023/13457 E. , 2025/19220 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2022/551 E., 2022/344 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, “sanık ...'ın diğer sanığın eylemine iştirak ettiğine ilişkin delilin 28.09.2018 tarihinde saat 03.00'te düzenlenen tutanak olduğuna, bu tutanak dışında dosyada başkaca hiçbir delil bulunmadığına, bu tutanağın gerçekleri yansıtmadığına, 09.09.2021 tarihli duruşmada sanık ...'a yöneltilen soruya cevaben "Hırsızlığa konu aracın anahtarlarını polise ben teslim ettim" dediğine, şikâyetçilere ait aracın anahtarını alan/kullanan ve aracın anahtarını teslim eden kişinin diğer sanık ... olduğundan düzenlenen tutanağın malul hale geldiğine, takip edilen olaylar silsilesi içinde sanık ...'ın anılan hırsızlık suçu içinde bir yardımı dahi bulunmadığına, müşterek faillikten söz etmek için birlikte suç işleme kararı ve faillerin suç üzerinde ortak hakimiyetinin bulunması gerektiğine, sanık ...'ın böyle bir kastı olmadığı gibi eylem üzerinde hakimiyetinin de bulunmadığına" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Mardin 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.02.2020 tarihli ve 2019/205 Esas, 2020/68 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 11.03.2021 tarihli ve 2020/977 Esas, 2021/531 Karar sayılı kararı ile “Tarafların anlatımları ve CD içeriğine göre, sanıkların trafik meselesi nedeniyle mağdurları elleri ile darp ettikleri, eylemde silah ya da silahtan sayılan bir alet kullanılmadığı, eylemin arabanın alınması veya tesliminin sağlanmasına yönelik olmadığı ve 5237 sayılı TCK'nın 142/2-a maddesinde düzenlenen kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından yararlanarak hırsızlık suçunu oluşturduğu, basit yaralama ve hakaret iddiaları bulunan mağdurların şikayetlerinden vazgeçtikleri, sanıkların mağdur ...'ın aracını çalma eyleminden dolayı TCK'nın 142/2-a maddesi gereğince mahkumiyet hükümleri kurulması gerektiği”nden bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 11.03.2021 tarihli ve 2020/977 Esas, 2021/531 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Mardin 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.12.2021 tarihli ve 2021/129 Esas, 2021/295 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla