KÜNYE
2. Ceza Dairesi 2023/14803 E., 2025/18434 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2021/1589 E., 2022/588 K.
- Suçlar
- Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme
- Hükümler
- İstinaf başvurusunun esastan reddi
- Tebliğname görüşü
- Ret, bozma
Karar Metni
500 kelime·3 dk okuma
I. Sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlara yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin incelenmesinde
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 28.02.2022 tarihli ve 2021/1589 Esas, 2022/588 Karar sayılı kararının sanık ve müdafiinin temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Hükmolunan cezaların miktar ve türleri gözetildiğinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/2-a maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığı anlaşılmakla, sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,
II. Sanık hakkında hırsızlık suçundan verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair karara yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin incelemesinde
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 5271 sayılı Kanun'un 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.
Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin " alınan bilirkişi raporunda kamera görüntülerinin incelenmesinde yalnızca benzrlikten bahsedildiğine, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğine dair hiçbir şekilde net tespit yer almadığına, sanığın suç tarihinde Ankara'da bulunmadığına, eksik araştırma sonucu karar verildiğine, alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirir neden bulunmadığına ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya içerisindeki kolluk tutanağında, güvenlik kamerasına yansıyan ve katılana yönelik hırsızlık eylemini gerçekleştiren şahsın sanık ... olduğunun belirtilmesi, yine dosya kapsamında aldırılan 08.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda da, görüntülerdeki kişinin kuvvetle muhtemel sanık olduğunun belirtilmesi karşısında, oluşa ve dosya içeriğine uygun olan sübuta ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden Tebliğname'deki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Sanık hakkında hırsızlık suçundan verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararı hukuka uygun bulunduğundan, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz istemlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usûl ve yasaya uygun olan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye aykırı olarak ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesine,
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/14803, K. 2025/18434, 20 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama