Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2023/17768 E. , 2025/20380 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1369 E., 2022/1793 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Ad
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2023/17768 E. , 2025/20380 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1369 E., 2022/1793 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanığın temyiz isteminin, ''Suçsuz yere ceza aldığına ve iddia edilen tarihlerde cezaevinde olduğuna '' yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Küçükçekmece 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.02.2021 tarihli ve 2019/312 Esas, 2021/141 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanığın istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 08.10.2021 tarihli ve 2021/1681 Esas, 2021/3067 Karar sayılı kararı ile '' Sanığa iddianame veya iddianame yerine geçen belgede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirilmesi anlatılmaksızın ve CMK'nun 147.maddesi uyarınca yasal hakları da hatırlatılmadan sorgusu yapılarak savunma hakkının kısıtlanması suretiyle aynı kanunun 191. Maddesine aykırı davranılması, sanığın olay öncesinde müştekinin yüzüğünü alarak "ölçüsünü alacağım" şeklinde sözler sarf ederek yüzüğü aldıktan sonra müştekinin de lavaboya gitmesini fırsat bilerek çantasından da suça konu sahte bilezikler ile 150 TL'sini alarak olay yerinden uzaklaşması şeklinde gerçekleşen olayda; suça konu sahte bileziklerin ve 150 TL'nin alınmasında müştekinin rızasının olmadığı, bu nedenle hırsızlık suçunun unsurları itibari ile oluşacağı yüzükte ise müştekinin sanığa yüzüğü ölçüsünü alması için geçici bir süreliğine zilyetliğini devrettiği, mülkiyet devrinin söz konusu olmadığı, yüzüğü rıza ile alsa dahi müştekinin iradesi sakatlanarak alınmış olması nedeniyle zilyetliğin hukuksal anlamda devri söz konusu olmadığı, sanığın bu fiillerinin bir bütün halinde hırsızlık suçunu oluşturacağı, ayrıca dolandırıcılık suçuna sebebiyet vermeyeceği gözetilmeksizin karar verilmesi ile olayın gerçekleştiği yerin ...Cafe'nin bahçesi olduğunun belirtilmesi nedeniyle de suçun gerçekleşmiş olduğu yer kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlendikten sonra sanığın filinin TCK'nun 142/2-h madde ve fıkrasında belirtilen bina veya eklentileri içerisinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık suçunu oluşturup oluşturmayacağı belirlendikten sonra olayın gerçekleştiği yerin bina veya eklentisi değil ise aynı kanunun 141/1 madde ve fıkrasında belirtilen hırsızlık suçunu oluşturacağı bu durumda da 02/12/2016 Tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 Sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve bu maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümlerinin yeniden düzenlenmiş olması ve TCK'nın 141/1. maddesi kapsamındaki hırsızlık suçunun uzlaşma kapsamına alınması, uzlaşmanın bir kovuşturma şartı olması, uzlaştırma yapılmaksızın hüküm kurulmasının savunma hakkının sınırlandırılması sonucunu doğuracağı hususları gözetilerek, öncelikle uzlaştırma işleminin yapılması, neticesine göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin düşünülmemesi ve bileziklerinin suç tarihi itibari ile değerinin belirlenmediği, ayrıca bileziklerinin yanı sıra 150 TL parasının da çalındığını belirttiği, suç tarihinde asgari ücretin brüt 1.777,50 TL %10'un ise 177,75 TL miktarına denk geldiği, mağdurun bileziklerinin yanında ayrıca 150 TL parasının da çalınması nedeniyle bu miktarın brüt asgari ücretin %10'na denk gelen miktardan fazla olduğu halde sanık hakkında TCK'nun 145. Maddesi yönünden indirim yapıldığından'' bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, bozma sebebinin hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 08.10.2021 tarihli ve 2021/1681 Esas, 2021/3067 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Küçükçekmece 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.03.2022 tarihli ve 2021/728 Esas, 2022/155 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.