Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2023/19961 E. , 2024/531 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2022/496 D.İş. ŞİKÂYETÇİLER : ..., ... ŞÜPHELİLER : ..., ..., ... SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığı
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2023/19961 E. , 2024/531 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2022/496 D.İş. ŞİKÂYETÇİLER : ..., ... ŞÜPHELİLER : ..., ..., ... SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.06.2023 tarihli ve KYB-2023/57545 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Dosya aslının, şüpheli ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davası nedeniyle Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/266 esasına kayden derdest bulunduğu anlaşılmakla, onaylı dosya sureti üzerinden yapılan incelemede; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında; Dosya kapsamına göre, şüpheli ...'nin, vefat eden eşi ...'ye ait yazlığın tesisat işlerine bakan ... isimli kişide bulunan anahtarları diğer şüphelilere aldırdıktan sonra, yine bu şüpheliler aracılığıyla yazlıkta bulunan kasadaki 400.000,00 Amerikan doları, 100.000,00 Türk lirası, 200.000,00 Türk lirası değerinde takı, 3 kg altın, 2 adet rolex marka saat ile çek ve senetleri müteveffanın ilk eşinden doğan çocukları olan müştekilerden habersiz şekilde alarak haksız yarar sağladıklarının iddia edildiği somut olayda, şüpheliler haklarında yürütülen soruşturma sonucunda Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca, hırsızlık suçundan tüm şüpheliler haklarında delil yetersizliği nedeniyle; konut donut dokunulmazlığını ihlal etme suçu bakımından ise şikayete konu konutu kullananın şüpheli ... olması nedeniyle müştekilerin şikayet hakları olmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Kolluk görevlileri tarafından tanzim edilen 12/05/2021 tarihli görüntü izleme tutanağından da anlaşıldığı üzere, somut olayda şüpheli ...'in şikayete konu yazlığın etrafını saran duvardan bahçe kısmına atlayıp, bir müddet sonra duvardan tekrar atlayarak aracının bulunduğu yere geri dönmesini müteakip olay yerinden ayrılması şeklinde gerçekleşen hayatın olağan akışına aykırı şüpheli hareketlerin mevcut olması, müştekiler vekili tarafından sunulan 01/02/2022 tarihli itiraz dilekçesinde müteveffa ...'nin mirasçıları olarak müştekiler tarafından terekenin tespiti ve korunması için Bakırköy 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/8 tereke sayılı dosyası nezdinde dava açıldığı ve bu dava kapsamında Mahkemece yapılan keşif sırasında söz konusu yazlıkta bulunan kasanın çilingir marifetiyle açtırılması neticesinde içerisinden boş altın ve ziynet eşyası kutuları haricinde herhangi bir değerli eşyanın veya mevduatın çıkmadığı hususlarının belirtilmesi karşısında, şikayete konu edilen para ve eşyaların maddi değerlerinin kişinin malvarlığında önemli ölçüde artış meydana getirmesine elverişli olduğu da dikkate alınarak, maddi gerçeğin tespiti bakımından; Bakırköy 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/8 tereke sayılı dosyasının getirtilip incelenmesi ve ilgili belgelerin onaylı suretlerinin dosya içerisine alınması, müştekiler tarafından iddia edildiği şekilde müteveffa ...'nin sağlığında şikayete konu edilen para ve değerli eşyalara sahip olup olmadığının araştırılarak söz konusu para ve değerli eşyaların varlığının tespit edilmesini müteakip, şüphelilerin olaydan sonra malvarlıklarında önemli ölçüde bir artışın meydana gelip gelmediğinin belirlenmesi amacıyla şüphelilerin ekonomik ve sosyal durum araştırmalarının yapılması ve olaydan önceki ve sonraki tarihleri kapsayacak şekilde belirtilen dönemlerde kullandıkları banka hesaplarının tespit edilerek ilgili banka kayıtları ile hesap hareketlerinin temin edilmesi, gerekirse elde edilecek banka kayıtları ve hesap hareketleri üzerinde bilirkişi incelemesi de yaptırılarak, sonucuna göre şüphelilerin hukukî durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160/1. maddesinde, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.", aynı Kanun’un 160/2. maddesinde "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için. emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.'' aynı Kanun’un 170/2. maddesinde, "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler. Aynı Kanun’un 172/1. maddesinde, "Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir." hükümleri düzenlenmiştir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen mahkeme, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 5271 sayılı Kanun’un 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikâyeti yoluyla soruşturma yaparak maddî gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hâkimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Aynı Kanun’un 170/2. maddesine göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnat edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkûmiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdanî kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir. Somut olayda, şüpheli ...'nin, vefat eden eşi ...'ye ait yazlığın tesisat işlerine bakan ... isimli kişide bulunan anahtarları diğer şüphelilere aldırdıktan sonra, şüpheliler aracılığıyla yazlıkta bulunan kasadaki 400.000,00 Amerikan doları, 100.000,00 Türk lirası, 200.000,00 Türk lirası değerinde takı, 3 kg altın, 2 adet rolex marka saat ile çek ve senetleri ölen eşinin çocukları olan şikâyetçilerden habersiz şekilde aldığının iddia edildiği somut olayda, şüpheliler haklarında, hırsızlık suçundan tüm şüpheliler haklarında delil yetersizliği nedeniyle; konut donut dokunulmazlığının ihlâli suçu bakımından ise, konutun şüpheli ... tarafından kullanılması nedeniyle şikâyetçilerin şikâyet hakları olmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; 12.05.2021 tarihli Görüntü İzleme Tutanağına göre, şüpheli ...'in bahse konu yazlığın etrafındaki duvardan bahçe kısmına atladığının, bir süre sonra duvardan tekrar atlayarak aracının bulunduğu yere geri dönerek olay yerinden ayrıldığının görüldüğü, şikâyetçi vekilinin 01.02.2022 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair itiraz dilekçesinde, ölen ...'nin mirasçıları olan şikâyetçiler tarafından terekenin tespiti ve korunması amacıyla Bakırköy 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/8 Tereke sayılı dosyası nezdinde dava açıldığını ve bu dosya kapsamında Mahkemece yapılan keşif sırasında, bahse konu yazlıkta bulunan kasanın çilingir vasıtasıyla açtırılması sonucunda kasanın içinden boş altın ve ziynet eşyası kutuları haricinde herhangi bir değerli eşyanın veya mevduatın çıkmadığının tespit edildiğinin belirtildiği, şüpheliler tarafından çalındığı iddia konusu yapılan para, altın, senet ve eşyaların maddî değerinin büyüklüğü göz önüne alındığında, şüphelilerin iddia konusu zaman dilimde maddî durumlarında gözle görülür bir artış meydana gelip gelmediğinin araştırmaya muhtaç bir durum arz ettiği, bu hususun tespiti bakımından; Bakırköy 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/8 Tereke sayılı dosyasının getirtilip incelenerek, ölen ...'nin yaşadığı sırada çalındığı iddia edilen para, altın, senet ve değerli eşyalara sahip olup olmadığının araştırılarak, bunların varlığının tespiti halinde, şüphelilerin olaydan sonra maddî durumlarında gözle görülür bir artış meydana gelip gelmediğinin belirlenmesi amacıyla şüphelilerin ekonomik ve sosyal durum araştırmalarının kolluk marifetiyle yapılması ve olaydan önceki ve sonraki tarihleri kapsayacak banka hesaplarının ve hesap hareketlerinin araştırılarak sonucuna göre şüphelilerin hukukî durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırmaya dayalı olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiğinden bahisle soruşturmanın genişletilmesi kararı yerine itirazın reddine dair kararın verildiği Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 07.02.2022 tarihli ve 2022/496 Değişik İş sayılı kararı hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Silivri Sulh Ceza Hakimliğinden kesin olarak verilen 07.02.2022 tarihli ve 2022/496 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4. maddesinin (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 15.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.