Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2023/22794 E. , 2025/24791 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/4278 E., 2022/2619 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verile
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2023/22794 E. , 2025/24791 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/4278 E., 2022/2619 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü; 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafinin temyiz isteminin, "kararın eksik inceleme sonucu alındığına, bu nedenle usul ve yasaya aykırı olduğuna, beraatine karar verilmesi gerektiğine" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Bursa 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.12.2020 tarihli ve 2018/685 Esas, 2020/819 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık ve müdafiinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 02.07.2021 tarihli ve 2021/587 Esas, 2021/1763 Karar sayılı kararı ile "1-)Sanık hakkında, ... Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi tarafından düzenlenen 02/05/2019 tarihli sağlık kurulu raporunda, sanığın TCK'nın 32. maddesinden yararlanamayacağının belirtildiği, yine Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 13/08/2020 tarihli raporda da, sanığın ceza sorumluluğunun tam olduğunun belirtildiği anlaşılmış ise de, sanığın güncel adli sicil kaydında bulunan birçok ilamda (örneğin Bursa 12. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/219 Esas ve 2019/911 Karar sayılı ilamı, Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/742 Esas ve 2020/44 Karar sayılı ilamı, Bursa 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/137 Esas ve 2019/813 Karar sayılı ilamları) sanık hakkında akıl hastalığı nedeniyle güvenlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, sanık hakkında düzenlenen raporlar arasındaki çelişkinin giderilebilmesi amacıyla, sanığın dava dosyası ve tüm tedavi evrakı ile birlikte Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'na sevk edilerek, Adli Tıp Genel Kurulu'nda muayenesi yapıldıktan ve gerekmesi halinde bir süre adli gözetim altına alındıktan sonra, suçu işlediği sırada ve şimdiki hali itibariyle akli durumu ve ceza ehliyeti ile ilgili olarak TCK'nın 32/1-2. maddesi kapsamında rapor alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 2-)Suç tarihinde, Bursa ilinde güneşin batış saatinin 19:40 olması ve güneşin batış saatine 'kalıcı yaz saati uygulaması' nedeniyle bir saat ilave edilip, gece vaktinin belirlenebilmesi amacıyla TCK’nın 6/1-e maddesi gereğince bu saatin üzerine de bir saat ilave edildiğinde gece vaktinin 21:40’da başlayacağının anlaşıldığı, dosyadaki CD izleme tutanağına göre, sanığın, telefonu saat 21:25'de aldığının belirtildiği, katılanın da cep telefonunu unuttuğu masadan saat 21:30 sıralarında kalktığını beyan etmesi karşısında, hırsızlık eyleminin gece vaktinin başlangıcı olan saat 21:40'dan önce ve gündüz vakti içerisinde gerçekleştirildiğinin anlaşılması karşısında, sanığa hırsızlık eylemi için belirlenen cezadan TCK'nın 143. maddesi gereğince artırım yapılmak suretiyle fazla ceza tayin edilmesi, 3-)Sanığın eyleminin uzlaşma kapsamındaki suçlardan olmamasına rağmen, uzlaşma için gereksiz olarak yapılan 162,00 TL masrafın yargılama gideri olarak sanığa yükletilmesi” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “...bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 02.07.2021 tarihli ve 2021/587 Esas, 2021/1763 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Bursa 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.09.2022 tarihli ve 2021/712 Esas ve 2022/620 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.