Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2023/24585 E. , 2025/3921 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2291 E., 2023/621 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İlk derece mahkemesince verilen beraat kararları kaldırılarak mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzeri
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2023/24585 E. , 2025/3921 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2291 E., 2023/621 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İlk derece mahkemesince verilen beraat kararları kaldırılarak mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır” ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin, katılanın sanığa verdiği arabanın anahtarı yanında araçta bulunan kasanın anahtarının da mevcut olduğu, sanıkların katılandan aldıkları bu anahtarlar ile müsnet suçu işledikleri gözetilerek, sanıklar hakkında haksız yere elde bulundurulan anahtar ile hırsızlık suçuna karar verilmesi gerekirken, kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık suçuna karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna; katılan vekilinin temyiz isteminin her iki sanığın da sabıka kaydının fazla olması ve suçun niteliği göz önüne alındığında verilen iyi hal indiriminin hukuka aykırı olduğuna, keza gerekçeli kararda iyi hal indirimi yapılırken sanıklar yararına takdiri indirimin uygulanmasını gerektiren nedenlerin varlığının açıkça gösterilmediğine; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin katılanın soyut iddiası haricinde araçta kasa bulunduğuna dair net bir tespitin dosya kapsamında mevcut olmadığına, araçta bir kasanın olduğu kabul edilse dahi kasanın içerisinde para bulunup bulunmadığının belli olmadığına, paranın var olduğu belli ise miktarının ve cinsinin belirsiz olduğuna, nitekim yargılamanın her aşamasında katılan tarafından iddia edilen para miktarının sürekli olarak değiştiğine, katılan tarafından ilk başta paranın şirkete ait olduğu belirtildiği halde daha sonra şahsi parası olduğunu iddia ettiğine, dolayısıyla katılanın vermiş olduğu bilgilerin tamamının aşama aşama birbiri ile çeliştiğine, katılanın suça konu edilen olaydan yaklaşık 5 ay gibi uzunca bir süre sonra polis merkezine konuyla alakalı başvurduğuna, şirket yetkilisi sıfatıyla şirket parasından sorumlu olan katılanın ifadesine göre, yüksek miktarlarda şirket parasının arabasından çalındığı iddia edildiği halde bahsi geçen paranın şirket kayıtlarıyla ispat edilemediğine, müvekkilinin durumu öğrenmesi üzerine kendi iradesiyle olayın aydınlanabilmesi için olay yerini gören kamera kayıtlarını ortağıyla birlikte araştırıp bulduğuna, müvekkilinin varlığı ispat edilememiş bir paranın hırsızlanması iddiası ile cezalandırıldığına, katılanın araçta yaptığı sayım sonrasında paranın eksildiğini anladığını iddia ettiği olaydan 5 ay gibi uzun bir süre sonra resmi makamlara başvurması, olayın çözümlenmesi için paranın eksildiği tarihte delil araştırması gibi eylemlerde bulunmaması, müvekkilinin üzerine atılı hırsızlık suçunu işlediğine dair herhangi bir somut delil bulunamaması nedenleriyle müvekkilin üzerine atılı suçu işlemediğinin sabit olduğuna ve beraati gerektiğine; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, katılan ...'in araç bagajında paranın eksik olduğunu sanık ...'a ilettiğinde, sanık ...'ın böyle bir durumun mümkün olmayacağını, kendisine emanet edilen tüm paraları katılana iade ettiğini, şayet araç bagajında para var ve çalınmış ise polise haber verilmesi gerektiğini, katılana bu hususta yardımcı olabileceğini ifade ettiğine ve olay gününe ait kamera kayıtlarını bizzat kendisi bularak katılana ve kolluk kuvvetlerine teslim ettiğine, sanık ..., katılan ..., tanıklar ... ..., ... ve ...'ın bulunduğu esnada katılan ...'e ait olduğu iddia edilen bir miktar paranın dekontlarıyla birlikte sayıldığına, katılan ...'in saydığı tüm paraların karşılığında dekontlar bulunmasına rağmen eksik olduğunu iddia ettiği paralara ilişkin dekontların para sayma esnasında hiçbir şekilde ortada bulunmadığına, bu hususun tanık beyanlarında da açıkça yer aldığına, katılan ...'in, olay günü Denizli ilinden ayrılmasının akabinde, aracı çalıştığı firmanın kuryelerine teslim edeceği anda parasının eksik olduğunu fark ettiğini beyan etmişse de dosyaya yansıyan tanık anlatımları ve katılan ...'in kovuşturma aşamasında yerel mahkeme huzurundaki beyanlarında sanık ...'a emanet edilen paranın tanık ... Karabacay tarafından poşet içerisinde kendisine iade edildiğini kabul ettiğine, olayın 20.09.2020 tarihinde gece saatlerinde gerçekleştiği iddia edildiği halde katılan ...'in, 26.02.2021 tarihinde yani suça konu edilen olaydan yaklaşık 5 ay gibi uzunca bir süre sonra polis merkezine konuyla alakalı başvurduğuna, katılanın aracında yüklü miktarda para olmasına ve aracın da sanık ... ve müvekkilinde bulunduğu varsayımında müvekkilinin hırsızlık kastıyla hareket etmesi durumunda nakit olan ve kaydı olmayan yüklü miktardaki paranın tümünün hırsızlık suçuna konu edilebilmesi mümkün olabilmekteyken katılanca iddia edildiği üzere paranın büyük bir kısmının iade edilmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, sanık ...'a emanet bırakılan poşet içerisindeki para tanık ... Karabacay tarafından katılana teslim edilmiş olup araç içerisinde kasa ve kasanın içerisinde de ayrıca hırsızlığa konu bir para bulunmadığına, ayrıca yerel mahkeme ve istinaf mahkemesi aşamasında katılan tarafından, hırsızlandığı iddia edilen para miktarının her beyanında sürekli artmaktayken istinaf mahkemesince katılanın beyanlarına itibar edilmesinin ve hükme esas alınmasının yasaya ve oluşa uygun olmadığına, nitekim, kamera kayıtlarında açık bir şekilde, araç bagajının hiçbir şekilde açılmadığının, aynı zamanda araç içerisinden de hiçbir şekilde paket ile çıkılmadığının net bir şekilde görülebildiğine, salt katılanın beyanına istinaden araç içerisinde bir kasanın olduğu ve bu kasanın içerisinde var olan bir miktar paranın içinden para hırsızlandığının kabulünün mümkün olmadığına, mahkemece, hırsızlık olayının işlendiği kabul edilen aracın ve varsa kasanın bizzat incelenmesi gerekirken katılan beyanına itibar edilerek araç içinde kasa olduğunun kabulünün de hatalı olduğuna, hırsızlık suçunu kabul etmemekle birlikte, istinaf mahkemesince hatalı olarak kabul edildiği şekilde sanık ...'a rızayla teslim edilen araçtaki paranın alındığı düşünülse dahi eylemin 5237 sayılı TCK'nın 155/1. maddesi gereğince Güveni Kötüye Kullanma suçunu oluşturabileceğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 1. Dosya kapsamında yer alan Kamera Ön İnceleme Tutanağı içeriğine göre, sanıkların katılana ait araç ile olay yerinden ayrıldığı, bir süre sonra geri döndükleri ve ilerleyen saatlerde sanık ...'in araç kapı kulplarını ve bagaj kapı kulpunu sildiği belirtilmiş; bu görüntüler ilk derece mahkemesince sanık ...'in katılana ait araç etrafında gezindiği görülse de bu durumun sanıkların üzerine atılı suçu işlediğine dair tek başına yeterli bir delil olmadığı şeklinde değerlendirilmişken; Bölge Adliye Mahkemesince aynı görüntüler sanık ...'in katılana ait aracın kapı kulplarını ve bagaj kulpunu parmak izi çıkmaması için sildiği ve bu durumun suçun işlendiğine dair yeterli delil oluşturduğu şeklinde değerlendirilmiştir. Söz konusu kamera görüntülerinin aşamalarda farklı değerlendirilmiş olması, havanın karanlık olması nedeniyle görüntülerin net olmaması ve sanık ...'in, araç Şafak'ın mekanının orada kalacağı için kendisinin aracın kapılarını ve bagajını açık mı diye kontrol ettiğini, silmediğini belirtmiş olması karşısında, görüntüdeki şahsın araç etrafında ne yaptığının anlaşılmasını teminen Emniyet Genel Müdürlüğü veya Jandarma Komutanlığı Kriminal Dairesi Başkanlığından ya da Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığından rapor istenmesi, kamera görüntülerinin olanaklı ise görüntü iyileştirmesi de yapılmak suretiyle sanık ...'in katılana ait araç etrafında gezindiği mi, kapıları kontrol ettiği mi yoksa kapı ve bagaj kulpunda parmak izi temizliği mi yaptığı hususunun tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespit edildikten sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ve kovuşturma sonucu yazılı şekilde hükümler kurulması, 2. Katılanın, suça konu paranın çalıştığı şirkete ait olduğunu ve şirket aracının bagajında bulunan kasadan çalındığını belirtmiş olmasına rağmen, çalınan paranın miktarına ilişkin aşamalarda farklı beyanlarda bulunduğu, katılanın çalıştığı şirketten, iddia edildiği gibi araçta kasa bulunup bulunmadığının ve bulunması halinde olay tarihinde kasada ne kadar para bulunduğunun ve çalınan para miktarının ne kadar olduğunun sorulmadığı, katılanın çalıştığı şirkete ait paranın çalındığının anlaşılması halinde suçtan zarar gören olarak söz konusu şirketin davadan haberdar edilmesi gerektiğinin gözetilmediği, ayrıca şirket yetkilileri dinlenerek ve şirketin ticari defterleri ile belgelenerek zararın net bir şekilde belirlenmesi gerektiği, olayın fark edilmesi üzerine kolluk birimlerine ihbarda bulunularak sıcağı sıcağına delil toplanması ve olayın aydınlatılması daha mümkün iken neden 5 ay gibi uzun bir süre sonra ihbarda bulunulduğunun katılana ve suçtan zarar gören şirket yetkililerine sorulması gerektiği anlaşıldığından, belirtilen hususlar araştırılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 3. Kabule göre de; Katılan tarafından sanık ...'a emanet olarak bırakılan anahtar kullanılmak suretiyle eylemin gerçekleştirildiği anlaşıldığından, sanıkların üzerine atılı suçun 5237 sayılı TCK'nın 142/2-d maddesinde düzenlenen haksız yere elde bulundurulan anahtarla kilit açmak suretiyle hırsızlık suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının, sanıklar müdafilerinin ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca takdiren Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.