KÜNYE
2. Ceza Dairesi 2023/9679 E., 2025/10740 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/566E., 2022/317 K.
- Suç
- Hırsızlık
- Hüküm
- Mahkumiyet
- Tebliğname görüşü
- Onama, bozma
Karar Metni
504 kelime·3 dk okuma
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I- Sanıklar ..., ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde
Hükmün esasını oluşturan kısa kararın açıklandığı duruşmada... Tipi Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olan sanık ...'ın SEGBİS vasıtasıyla mütalaaya karşı savunması alınarak son sözünün sorulduğu nazara alındığında Tebliğname'deki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş,
dosya içesinde bulunan kolluk görevlilerince düzenlenen olay araştırma tespit yakalama ve muhafaza altına alma tutanağı içeriğine göre kolluk görevlilerinin sanıkların kaçış istikametinde yaptıkları araştırma neticesinde suça konu eşyalardan bir kısmının bulunarak şikâyetçiye iade edildiği nazara alındığında sanıkların kovuşturma evresinde zararın geri kalanını gidererek kısmi iadede bulunmuşlarsa da şikâyetçinin 25.03.2016 tarihli oturumda etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızasının bulunmadığını beyan ettiği halde sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168/2 maddesinin uygulanması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni
yapılmamıştır.
Bozmaya uyularak yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz nedenleri yerinde olmadığından reddiyle hükmün Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, II- Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde
Sanık müdafiinin 20.04.2022 tarihli dilekçesinde " Mahkemenizin yukarıda esas numarasını belirttiğim dosyasının 21/04/2022 tarihli duruşmasına Malatya 3. Sulh Hukuk Mahkemesinde duruşmalarım olmasından dolayı ve diğer mesleki mazeretlerimden ötürü katılamayacağım.
Mesleki mazeretimin kabulü ile dosya kapsamında bulunan önceki savunmalarımızı tekrarla yokluğumuzda mümkünse sanık müvekkil ...' ın öncelikle beraatine Sayın Mahkemeniz aksi kanatta ise lehe olan tüm yasal hükümlerin uygulanmasına karar verilmesine saygılarımla arz ve talep ederim.." şeklinde mazeret dilekçesi ibraz ettiği,
21.04.2022 tarihli hükmün verildiği oturumda sanık müdafiinin mazeret bildirdiği belirtilerek bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmeksizin okunup dosyasına konulduğunun belirtildiği nazara alındığında 5237 sayılı TCK'nın 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen TCK'nın 142/2-h, 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli, 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak,
5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesinde yer alan yasal zorunluluk nedeniyle müdafiinin hazır bulunduğu oturumda karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, müdafiin yokluğunda karar verilebileceğine ilişkin dilekçesi nazara alınarak Cumhuriyet savcısının mütalaasına ilişkin savunma alınması gerektiğinin de gözetilmeden duruşma ertelenmeden veya başka bir müdafi de görevlendirilmeden yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/9679, K. 2025/10740, 2 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama