Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2024/13766 E. , 2025/2136 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMELERİ : Ankara Batı 10. Asliye Ceza Mahkemesi - Ankara Batı 3. Ağır Ce zaMahkemesi TARİHLERİ : 14.12.2016 - 19.07.2022 SAYILARI : 2016/131 Esas, 2016/136 Karar - 2022/1414 D. İş SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme İNCELEME KONUSU KARA
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2024/13766 E. , 2025/2136 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMELERİ : Ankara Batı 10. Asliye Ceza Mahkemesi - Ankara Batı 3. Ağır Ce zaMahkemesi TARİHLERİ : 14.12.2016 - 19.07.2022 SAYILARI : 2016/131 Esas, 2016/136 Karar - 2022/1414 D. İş SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme İNCELEME KONUSU KARARLAR : Mahkûmiyet, itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.10.2024 tarihli ve KYB-2024/96213 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "1-Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/07/2022 tarihli ve 2022/1414 değişik iş sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 08/06/2021 tarihli ve 2021/5883 esas, 2021/6755 karar sayılı ilamında ''...24/10/2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş olup, anılan yasa maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağının düzenlendiği dikkate alınarak, somut olayda sanığın üzerine atılı özel belgede sahtecilik suçunu kamuya karşı işlediği, bu itibarla atılı suçlar açısından mağdurların farklı olduğu anlaşılmakla, sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu, kanuna aykırı olup,... hükmün BOZULMASINA,'' şeklinde açıklamalara yer verildiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253/3. maddesinin 2. cümlesinin ilk halinde "Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz" şeklindeki hüküm uyarınca Ankara Batı 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/12/2016 tarihli kararının karar tarihi itibariyle hukuka uygun olduğu, ancak aynı Kanun'a 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 26. maddesiyle “aynı mağdura karşı” ibaresinin eklenmiş olduğu, bu durumda uzlaştırma kapsamında olan bir suç ile uzlaştırma kapsamında olmayan suçun farklı mağdurlara karşı işlenmiş olması halinde ise uzlaştırma kapsamında olan suç yönünden sanığın uzlaştırma kurumundan yararlanması gerektiği nazara alındığında, Somut olayda, sanığın aynı kararda mahkumiyetine konu olan nitelikli hırsızlık suçunun mağdurunun katılan ..., mala zarar verme suçunun mağdurunun ise katılan Döne Öztürk olduğu, bu itibarla anılan suçların mağdurlarının farklı olduklarının anlaşılması karşısında, mala zarar verme suçunun uzlaştırma kapsamında kaldığı ve anılan kanuni değişiklikler dikkate alınarak 5271 sayılı Kanunu’nun 253. maddesindeki esas ve usûllere göre uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmesi için yargılama dosyasının uzlaştırma bürosuna gönderilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın anılan gerekçe ile kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, 2-Ankara Batı 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/12/2016 tarihli ve 2016/131 esas, 2016/136 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesinin 6 ve 7. fıkralarında yer alan "(6) Tekerrür halinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. (7) Mahkûmiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilir."şeklindeki, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108/4. maddesinde yer alan "İnfaz hâkimi, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler." şeklindeki düzenlemeler ile, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 27/12/2011 tarihli ve 2010/6-25 esas, 2011/294 karar sayılı ilamında yer alan, "...bununla birlikte, yerel mahkemece mükerrir sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak denetimli serbestlik tedbiri cezanın infazından sonra uygulanacak bir infaz kurumu olduğundan denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi, hükmü veren mahkemeye değil, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan mahkemeye aittir. Buna göre hükümlülük kararında mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCY’nın 58/6-7. maddeleri gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesiyle yetinilmesi gerekirken, yerel mahkemece infaz aşamasında belirlenecek bir konuda infazı kısıtlayacak şekilde denetim süresi belirlenmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün denetim süresi belirlenmesi isabetsizliğinden bozulmasına, yeniden yargılama yapmayı gerektirmeyen bu konuda Ceza Genel Kurulunca da 1412 sayılı CYUY’nın 322. maddesi uyarınca karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkında 5237 sayılı TCY'nın 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmından “takdiren 1 yıl süreyle” ibaresinin çıkartılması suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmelidir." şeklindeki, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin, 06/01/2020 tarihli ve 2015/26850 esas, 2020/48 karar sayılı ilamında yer alan, "5275 sayılı Kanunun 108/4-5-6. maddesi gereğince, mükerrir sanık hakkında denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevinin, hükümlünün infaz aşamasında davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan mahkemeye ait olduğu gözetilmeden infazı kısıtlayacak biçimde denetim süresi belirlenmesi...BOZULMASINA" şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Ankara Batı 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/12/2016 tarihli kararı ile sanık hakkında verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesini müteakip, koşullu salıverme ile ilgili karar verecek mahkemenin yerine geçmek suretiyle ve infazı kısıtlayacak şekilde cezanın infazından sonra 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesinde, * isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1-Ankara Batı 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.12.2016 tarihli ve 2016/131 Esas, 2016/136 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirinin ne şekilde uygulanacağı, süresi ve bu hususta karar verecek merci 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108. maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 5. fıkrası ile tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde koşullu salıverilmeye ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu nedenle, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin infaz aşamasında 5275 sayılı Kanun hükümleri uyarınca belirlenmesinin gerektiği gözetilerek, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58/7. maddesi gereğince hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesiyle yetinilmesi gerekirken, infazı kısıtlar biçimde hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerde bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun'un 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. 2-Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.07.2022 tarihli ve 2022/1414 Değişik İş sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Ankara Batı 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.06.2022 tarihli ek kararı ile hükümlünün uzlaşma hükümlerinden faydalanmasına yönelik talebinin -5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253/3. maddesi uyarınca uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uzlaşma hükümlerinin uygulanmayacağından bahisle- reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamına göre, hükümlünün olay günü katılan ...'ün park hâlinde bulunan aracının arka camını kırdıktan sonra aracın bagajında bulunan diğer katılan Döne Öztürk'e ait -içerisinde çeşitli ziynet eşyası ile katılan Döne'ye ait nüfus cüzdanının olduğu- çantayı çalması şeklinde gerçekleşen somut olayda, adı geçen hükümlünün mahkûmiyetine konu olan hırsızlık suçunu katılan Döne Öztürk'e karşı işlediği, aynı hükümlünün üzerine atılı mala zarar verme suçunun mağdurunun ise katılan ... olduğu anlaşılmakla, anılan suçların mağdurlarının farklı oldukları, Ankara Batı 10. Asliye Ceza Mahkemesinin karar tarihi olan 14.12.2016 tarihi itibarıyla uzlaşma kapsamında bulunan 5237 sayılı TCK’nın 151/1. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçunun, uzlaşma kapsamına girmeyen TCK’nın 142/2-h maddesinde düzenlenen hırsızlık suçu birlikte işlenmesi nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 253/3. maddesindeki “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” hükmü uyarınca uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı, ancak hüküm tarihinden sonra 24.10.2019 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin üçüncü fıkrasına ''birlikte'' ibaresinden sonra gelmek üzere ''aynı mağdura karşı" ibaresinin eklendiği de nazara alınarak, hükümlüye yüklenen mala zarar verme suçunun uzlaştırma kapsamında kaldığı ve 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254. maddeleri gereğince mala zarar verme suçu yönünden uzlaştırma işlemleri yapılarak sonucuna göre hükümlünün hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmediğinden, merciince itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 2 No.lu kanun yararına bozma isteminin, gerekçe bölümünün 1 No.lu bendinde açıklanan nedenle KABULÜNE, Ankara Batı 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.12.2016 tarihli ve 2016/131 Esas, 2016/136 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/3. maddesi gereği, KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (d) bendinin verdiği yetkiyle, hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerde“Hükümlü hakkında Ceza Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108/4 maddesi gereğince cezanın infazın tamamlanmasından sonra başlamak üzere 1 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına," şeklinde yer alan kısımın hüküm fıkralarından çıkarılmasına, hükümlerdeki diğer hususların aynen korunmasına; 2- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 1 No.lu kanun yararına bozma isteminin, gerekçe bölümünün 2 No.lu bendinde açıklanan nedenle KABULÜNE, Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.07.2022 tarihli ve 2022/1414 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, itiraz merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.