İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2024/13770 Karar: 2024/18589 Tarih: 2024

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2024/13770 K.2024/18589

2. Ceza Dairesi 2024/13770 E. , 2024/18589 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/2993 D. İş ŞİKÂYETÇİ : ... ŞÜPHELİ : ... SUÇ : Hırsızlık İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıta

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2024/13770 E. , 2024/18589 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/2993 D. İş ŞİKÂYETÇİ : ... ŞÜPHELİ : ... SUÇ : Hırsızlık İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıta

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2024/13770 E. , 2024/18589 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/2993 D. İş ŞİKÂYETÇİ : ... ŞÜPHELİ : ... SUÇ : Hırsızlık İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.10.2024 tarihli ve KYB-2024/96193 sayılı kanun yararına bozma isteminin; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun şüpheliye yüklenen hırsızlık suçunu da kapsayan "Şahsi cezasızlık sebebi veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep" başlıklı 167/1. maddesinde yer alan "(1) Yağma ve nitelikli yağma hariç, bu bölümde yer alan suçların; a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın, c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin, zararına olarak işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz." şeklindeki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 18. maddesinde yer alan, "Eşlerden biri ile diğer eşin kan hısımları, aynı tür ve dereceden kayın hısımları olur. Kayın hısımlığı, kendisini meydana getiren evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmaz." şeklindeki düzenlemeler ve Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 07/06/2016 tarihli ve 2016/1333 esas, 2016/5921 karar sayılı ilâmında yer alan "...Sanığın, şikayetçinin eski damadı olduğu, alkollü bir vaziyette şikayetçilerin evinin önüne geldiği ve kapıyı açmaları için kapıya vurduğu, açılmaması üzerine apartmanın dışına çıktığı, yol kenarında park halinde bulunan şikayetçi... ...’a ait ... plakalı aracın camını kırmak suretiyle araç içerisine girdiği, üzerinde taşıdığı çakmakla aracı yaktığının anlaşıldığı iddia edilen olayda; şikayetçi... ...’un kızı olan... ... ile sanığın suç tarihinden önce boşandıkları Türk Medeni kanunu'nun 18 maddesindeki "Eşlerden biri ile diğer eşin kan hısımları, aynı tür ve dereceden kayın hısımları olur. Kayın hısımlığı, kendisini meydana getiren evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmaz. " hükmünün evlenme yasağı ve miras hukuku açısından uygulandığı Türk Ceza Kanunu açısından uygulamasının olmadığı gözetilmeden boşandıktan sonra eski eşler arasında bile uygulaması olmayan TCK.nın 167/1 maddesinin eski kayınbabası hakkında uygulanmaya devam edeceğinin kabulünün Ceza Kanunun uygulanmasına, yorumlarına ve hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığından sanık hakkında mahkumiyeti yerine yazılı şekilde TCK.nın 167/1-b maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması, kanuna aykırı olup... hükmün BOZULMASINA,.." şeklindeki, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin şikayet dilekçesi ile özetle, mirasbırakan ...'in müşteki küçüğün babası, şüphelinin ise mirasbırakanın ikinci eşi olduğunu, murisin 24/09/2022 tarihinde vefat etmesi üzerine telefonu dahil eşyalarının şüpheliye teslim edildiğini, şüphelinin murise ait banka hesabından mobil bankacılık üzerinden 26/09/2022-28/09/2022 tarihleri arasında toplam 419.000,00 Türk lirasını kendi hesabına aktardığını iddia etmesi üzerine başlatılan soruşturma neticesinde, şüphelinin mağdurun resmi nikahlı eşi olduğu, taraflar arasında şahsi cezasızlık sebebi olduğu, müştekinin şüphelinin üvey oğlu olduğu, aralarında hukuki ihtilaf mahiyetinde anlaşmazlık bulunduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; murisin vefatından sonra hesabında bulunan para üzerinde mirasçılarının hak sahibi olduğu, bu kapsamda mirasçı olan müştekinin diğer mirasçının kendi bilgisi ve rızası dışında murisin hesabından para çektiğini iddia ettiği gözetildiğinde, murisin 24/09/2022 tarihinde vefat etmesi üzerine muris ile ikinci eşi olan şüpheli arasındaki evliliğin sona erdiği, murisin ikinci eşi ile müşteki arasındaki kayın hısımlığının evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmayacağına ilişkin kuralın evlenme yasağı ve miras hukuku açısından uygulanması gerektiği, ceza hukuku açısından uygulanamayacağı, bu kapsamda murisin ikinci eşi olan şüphelinin müştekiye karşı işlediği iddia olunan suç açısından taraflar aralarında şahsi cezasızlık sebebi bulunmadığı, müştekiye ait nüfus kayıt örneğine göre muris ...'in 24/09/2022 tarihinde vefat etmesine rağmen müşteki vekili tarafından sunulan dekontlara göre müteveffaya ait Ziraat Bankası Lapseki Şubesinde bulunan hesaptan 26/09/2022 tarihinde ...'in hesabına 22.000,00 Türk lirası, 18.000,00 Türk lirası ve 160.000,00 Türk lirası olmak üzere üç kez EFT yapıldığı, aynı hesaptan 27/09/2022 tarihinde ...'in hesabına 200.000,00 Türk lirası, 28/09/2022 tarihinde ise ...'in hesabına 59.000,00 Türk lirası EFT yapıldığı anlaşılmakla, ilgili bankadan söz konusu para transferlerine ilişkin kayıtların istenilmesi ve şüphelinin beyanının alınması, yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun şüpheliye yüklenen hırsızlık suçunu da kapsayan "Şahsi cezasızlık sebebi veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep" başlıklı 167/1. maddesinde yer alan "(1) Yağma ve nitelikli yağma hariç, bu bölümde yer alan suçların; a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın, c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin, zararına olarak işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz." şeklindeki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 18. maddesinde yer alan, "Eşlerden biri ile diğer eşin kan hısımları, aynı tür ve dereceden kayın hısımları olur. Kayın hısımlığı, kendisini meydana getiren evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmaz." şeklindeki düzenlemeler ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi hâlde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, şikâyetçi vekilinin şikâyet dilekçesi ile özetle, mirasbırakan ...'in şikâyetçi küçüğün babası, şüphelinin ise mirasbırakanın ikinci eşi olduğunu, murisin 24.09.2022 tarihinde vefat etmesi üzerine telefonu dahil eşyalarının şüpheliye teslim edildiğini, şüphelinin murise ait banka hesabından mobil bankacılık üzerinden 26.09.2022-28.09.2022 tarihleri arasında toplam 419.000,00 Türk Lirasını kendi hesabına aktardığını iddia etmesi üzerine başlatılan soruşturma neticesinde, şüphelinin mağdurun resmi nikahlı eşi olduğu, taraflar arasında şahsi cezasızlık sebebi olduğu, şikayetçinin şüphelinin üvey oğlu olduğu, aralarında hukuki ihtilaf mahiyetinde anlaşmazlık bulunduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; murisin vefatından sonra hesabında bulunan para üzerinde mirasçılarının hak sahibi olduğu, bu kapsamda mirasçı olan şikâyetçinin diğer mirasçının kendi bilgisi ve rızası dışında murisin hesabından para çektiğini iddia ettiği gözetildiğinde, murisin 24.09.2022 tarihinde vefat etmesi üzerine muris ile ikinci eşi olan şüpheli arasındaki evliliğin sona erdiği, murisin ikinci eşi ile şikâyetçi arasındaki kayın hısımlığının evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmayacağına ilişkin kuralın evlenme yasağı ve miras hukuku açısından uygulanması gerektiği, ceza hukuku açısından uygulanamayacağı, bu kapsamda murisin ikinci eşi olan şüphelinin şikâyetçiye karşı işlediği iddia olunan suç açısından taraflar aralarında şahsi cezasızlık sebebi bulunmadığı, şikâyetçiye ait nüfus kayıt örneğine göre muris ...'in 24.09.2022 tarihinde vefat etmesine rağmen şikâyetçi vekili tarafından sunulan dekontlara göre müteveffaya ait Ziraat Bankası Lapseki Şubesinde bulunan hesaptan 26.09.2022 tarihinde ...'in hesabına 22.000,00 Türk lirası, 18.000,00 Türk lirası ve 160.000,00 Türk lirası olmak üzere üç kez EFT yapıldığı, aynı hesaptan 27.09.2022 tarihinde ...'in hesabına 200.000,00 Türk lirası, 28.09.2022 tarihinde ise ...'in hesabına 59.000,00 Türk lirası EFT yapıldığı anlaşılmakla, ilgili bankadan söz konusu para transferlerine ilişkin kayıtların istenilmesi ve şüphelinin beyanının alınması, yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Çanakkale 1. Sulh Ceza Hakimliğinin, 06.09.2023 tarihli ve 2023/2993 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, itiraz merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla