Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2024/13946 E. , 2025/19796 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1688 E. 2024/1318 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi ve müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama I)Suça sürüklenen çocuk ...'ın temyiz talebinin incelenmesinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin 07.06.20
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2024/13946 E. , 2025/19796 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1688 E. 2024/1318 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi ve müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama I)Suça sürüklenen çocuk ...'ın temyiz talebinin incelenmesinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin 07.06.20 24... /1688 E. 2024/1318 K. sayılı kararının suça sürüklenen çocuk tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek hırsızlık suçundan verilen karar temyiz edilirken herhangi bir gerekçe gösterilmediğinden suça sürüklenen çocuğun temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak REDDİNE, II)Suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin, sanık ... ve müdafiinin temyiz taleplerinin incelenmesinde İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ...'in temyiz isteminin, lehine hükümlerin uygulanmasını istediğine yönelik olduğu, sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, sanığın asli fail yerine TCK'nın 39. maddesi kapsamında yardım eden sıfatıyla sorumlu tutulması gerektiği, ayrıca eylemin kullanma hırsızlığı olarak değerlendirilmesi gerektiğine yönelik olduğu, suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz isteminin suça sürüklenen çocuğun olay anında sadece arabada oturduğunu bu nedenle hareketlerinin yardım eden kapsamında değerlendirilerek daha az cezaya hükmedilmesi gerektiği, suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğinin ispat edilemediğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/2 59... /223 Karar sayılı 25.02.2020 tarihli dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanıklar ve suça sürüklenen çocuk müdafinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 13.04.2021 tarihli ve 2020/13 13... /974 Karar sayılı kararı ile "TCK'nın 142/1-e, 143, maddeleri gereğince kamu davası açılan, ancak TCK 142/2-h, 143, maddeleri gereğince mahkumiyet hükmü kurulan sanıklar ... ile ... hakkında ,CMK 150/2-3.maddeleri gereğince istemi olmaksızın baro tarafından müdafii görevlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin müdafiisiz olarak yargılamasının yapılmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasının, Sanıklar hakkında açılan kamu davasında suça sürüklenen çocuk ... hakkında açılan kamu davasının birleştirilmesi sonrasında, duruşma tutanaklarına Çocuk Mahkemesi sıfatıyla başlık yazılması ve kararda da yargılamanın Çocuk Mahkemesi sıfatı ile yapıldığının belirtilmesinin 18 yaşından büyük sanıklar için görevsiz mahkemede yargılama yapıldığı anlamı taşıdığı kabul edilmekle, CMK 289/1-d.maddesine aykırı davranılmasının, Suça sürüklenen çocuk ...'ın sosyal inceleme raporunda "ailesinin beyanına göre zihinsel engelinin olduğu" ve "suça sürüklenen çocuğun olay tarihi itibari ile ceza sorumluluğunun tespiti yönünden yaptığı eylemlerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olduğu değerlendirilmiştir" tespitleri dikkate alındığında suça sürüklenen çocuğun TCK 32.maddesi gereğince ceza sorumluluğunun araştırılarak hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu" sebepleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 13.04.2021 tarihli ve 2020/1313 Esas, 2021/974 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.03.2024 tarihli ve 2021/811 E. 2024/484 K. Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafii ile sanık ... ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.