İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2024/14218 Karar: 2024/21472 Tarih: 2024

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2024/14218 K.2024/21472

2. Ceza Dairesi 2024/14218 E. , 2024/21472 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Çocuk Mahkemesi SAYISI : 2013/683 E., 2013/1001 K. SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK : ... SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düşürülmesi Suça sürüklenen çocuğun 10.09.2024 tarihli dilekçesindeki anlatımlardan temyiz başvurusu ile birlikte e

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2024/14218 E. , 2024/21472 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Çocuk Mahkemesi SAYISI : 2013/683 E., 2013/1001 K. SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK : ... SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düşürülmesi Suça sürüklenen çocuğun 10.09.2024 tarihli dilekçesindeki anlatımlardan temyiz başvurusu ile birlikte e

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2024/14218 E. , 2024/21472 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Çocuk Mahkemesi SAYISI : 2013/683 E., 2013/1001 K. SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK : ... SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düşürülmesi Suça sürüklenen çocuğun 10.09.2024 tarihli dilekçesindeki anlatımlardan temyiz başvurusu ile birlikte eski hâle getirme isteminde de bulunduğunun anlaşılması ve eski hâle getirme istemi hakkındaki karar verme yetkisinin, aynı Kanun'un 42/1. maddesi gereği Yargıtay'ın ilgili dairesine ait olması nedeniyle talebin Dairemizce incelenmek üzere dosyanın gönderildiği belirlenerek yapılan incelemede; 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (Bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bilâ tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 23 üncü maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeden, yokluğunda verilen kararın suça sürüklenen çocuğun MERNİS adresine doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesine göre muhtara tebliğinin yapılması nedeniyle anılan tebliğ işleminin usûle aykırı olduğunun anlaşılması karşısında; anılan sebeplerle gerekçeli karar tebliğ işleminin geçersiz olması nedeniyle suça sürüklenen çocuğun eski hâle getirme istemlerinin kabulü ile öğrenme üzerine suça sürüklenen çocuk tarafından yapılmış olan temyiz isteminin de süresinde olduğu belirlenmiştir. Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği yukarıda açıklanan gerekçeyle temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin 8. fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hâlinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve maddenin 11. fıkrasında, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde mahkemece hükmün açıklanacağı düzenlenmiş olup, duran zamanaşımının, denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı, dosya kapsamına göre suça sürüklenen çocuk bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 11.06.2009 tarihi itibarıyla duran zamanaşımının 03.07.2015 tarihinde kesinleşen sonraki mahkûmiyete konu suçun işlendiği 03.06.2011 günü yeniden işlemeye başladığı belirlenerek yapılan incelemede; Suç tarihinde 15-18 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuğun, katılana ait depo içerisinden gündüz vakti ses cihazını çalması şeklinde gerçekleşen yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu, bu suç için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun'un 66/1-e ve 66/2. maddeleri uyarınca hesaplanan 5 yıl 4 aylık asli zamanaşımı süresinin, zamanaşımını kesen son işlem olan 23.12.2013 tarihli mahkûmiyet tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuğun temyiz isteği bu yönden yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla