Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2024/14757 E. , 2025/2262 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/464 E., 2019/509 K. SUÇ : Hırsızlık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞ
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2024/14757 E. , 2025/2262 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/464 E., 2019/509 K. SUÇ : Hırsızlık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.10.2024 tarihli ve KYB-2024/98244 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, suç tarihi itibariyle 18 yaşını tamamlamamış bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında, 5271 sayılı Kanun'un 231/8 ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23. maddeleri uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde 3 yıl denetim süresine tâbi tutulacağı gözetilmeden, Orhangazi Asliye Ceza Mahkemesinin 22/11/2011 tarihli kararıyla hakkında 5 yıl denetim süresi belirlenmesinde isabet görülmemiş ise de, sanık hakkındaki 22/11/2011 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 13/01/2012 tarihinde kesinleşmesini müteakip 3 yıllık denetim süresinin başladığı, ancak sanığın bu süre dolmadan 24/11/2012 tarihinde kasıtlı suç işlediği cihetle, anılan hukuka aykırılığın sonuca etkili bir durum meydana getirmeyeceği anlaşılarak yapılan incelemede, 1- Suç tarihinden önce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan ve suçun işlendiği 30/04/2011 tarihinde 18 yaşından küçük olduğu anlaşılan sanık hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesinde yer alan, “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” şeklindeki hüküm gereğince, anılan maddenin 1. fıkrasındaki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, 2- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20/11/2018 tarihli ve 2016/6-986 Esas, 2018/554 Karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesi ile 5395 sayılı Kanun'un Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20 ve 21. maddeleri uyarınca; fiil işlendiği sırada 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan veya alınmaması durumunda gerekçesi kararda gösterilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, 3- Dosya kapsamındaki beyanlara göre şikâyetçinin kilitlemeden sokağa park ettiği aracına girilip, aracın kapısının yan tarafında bulunan ya da evden getirilen anahtarla aracın çalıştırılıp, götürüldüğünün anlaşılması karşısında; eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-d maddesine uyduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, 4- 30/04/2011 tarihli tutanağa göre, ihbar üzerine giden kolluğun suça konu aracı içinde başka çalıntı eşyalarla yakaladığı, şikâyetçinin beyanında aracı teslim aldığını ancak 250,00 Türk lirası zararı olduğunu ve bu zararın karşılanmadığını söylemesine rağmen somut olayda uygulanma koşulları oluşmayan 5237 sayılı Kanun'un 168/2. maddesinin de uygulanmasında, isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Dosya kapsamına göre, suç tarihi itibarıyla 18 yaşını tamamlamamış bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/8 ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23. maddeleri uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde 3 yıl denetim süresine tâbi tutulacağı gözetilmeden, Orhangazi Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2011 tarihli kararıyla hakkında 5 yıl denetim süresi belirlenmesinde isabet görülmemiş ise de; suça sürüklenen çocuk hakkındaki 22.11.2011 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 13.01.2012 tarihinde kesinleşmesini müteakip 3 yıllık denetim süresinin başladığı, ancak suça sürüklenen çocuğun bu süre dolmadan 24.11.2012 tarihinde kasıtlı suç işlediği cihetle, anılan hukuka aykırılığın sonuca etkili bir durum meydana getirmeyeceği anlaşılarak yapılan incelemede; 1.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.11.2018 tarihli ve 2016/6-986 Esas, 2018/554 Karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesi ile 5395 sayılı Kanun'un Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20 ve 21. maddeleri uyarınca; fiil işlendiği sırada 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan veya alınmaması durumunda gerekçesi kararda gösterilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, 2. Dosya kapsamındaki beyanlara göre şikâyetçinin kilitlemeden sokağa park ettiği aracına girilip, aracın kapısının yan tarafında bulunan ya da evden getirilen anahtarla aracın çalıştırılıp, götürüldüğünün anlaşılması karşısında; eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-d maddesine uyduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, 3. 30.04.2011 tarihli tutanağa göre, ihbar üzerine giden kolluğun suça konu aracı içinde başka çalıntı eşyalarla yakaladığı, şikâyetçinin beyanında aracı teslim aldığını ancak 250,00 Türk lirası zararı olduğunu ve bu zararın karşılanmadığını söylemesine rağmen somut olayda uygulanma koşulları oluşmayan 5237 sayılı Kanun'un 168/2. maddesinin de uygulanması, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının (2), (3) ve (4) numaralı kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Orhangazi 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.11.2019 tarihli ve 2019/464 Esas, 2019/509 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği aleyhe sonuç doğurmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, verilen karar itibarıyla (1) numaralı kanun yararına bozma talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 12.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.