İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2024/16039 Karar: 2025/8185 Tarih: 2025

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2024/16039 K.2025/8185

2. Ceza Dairesi 2024/16039 E. , 2025/8185 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/197 E., 2013/523 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhu

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2024/16039 E. , 2025/8185 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/197 E., 2013/523 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhu

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2024/16039 E. , 2025/8185 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/197 E., 2013/523 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.10.2024 tarihli ve KYB-2024/101738 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, 1-Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 116/1. maddesi uyarınca hükmedilen 6 ay hapis cezasından aynı Kanun’un 119/1-c maddesi gereğince 1 kat artırım yapıldığında, gün, ay ve yıl hesabına göre 12 ay hapis cezasına hükmedilmesi gerekirken, fazla infaza neden olacak şekilde 1 yıl hapis cezasına karar verilmesinde, 2-Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirinin ne şekilde uygulanacağı, süresi ve bu hususta karar verecek merci 5275 sayılı Kanun'un 108. maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 5. fıkrası ile tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde koşullu salıverilmeye ilişkin hükümlerin uygulanacağının belirtildiği, bu nedenle, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin infaz aşamasında 5275 sayılı Kanun hükümleri uyarınca belirlenmesinin gerektiği, 5237 sayılı Kanunu'nun 58/7. maddesi gereğince sanık hakkında hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçları bakımından mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesiyle yetinilmesi gerekirken, infazı kısıtlar biçimde sanık hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesinde, 3-1982 Anayasasının 141. maddesinde “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/1. maddesinde “Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230. uncu madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir.” şeklinde yer alan düzenlemeler ile, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 19/12/2022 tarihli ve 2022/11598 esas, 2022/10098 karar sayılı ilamında yer alan "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Hadjianastassiou/Yunanistan, 16.12.1992; Van de Hurk/Hollanda, 19.04.1994; Hiro Balani/İspanya 09.12.1994; Ruiz Torija/İspanya, 09.12.1994) kararlarında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/3, 5271 sayılı CMK'nin 34. ve 230. maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.05.2015 tarih ve 2014/145 Esas, 2015/145 Karar sayılı kararı gereğince mahkemenin gerekçeli kararında iddia, savunma, tanık beyanları ve diğer deliller somut olarak açıklanarak suçun öğeleri, kanıtlandığı kabul edilen olaylar denetime elverişli şekilde gösterilerek ve deliller tartışılarak mahkemenin ulaştığı sonuç sanık, mağdur, Cumhuriyet savcısı ve diğer okuyan herkesi tatmin edici olması gerekirken, eksik ve yetersiz gerekçe ile 5271 sayılı CMK'nin 34. ve 230. maddelerine aykırı karar verilmesi" şeklindeki açıklamalara yer verildiği, Somut incelemeye konu dosyada, Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, sanığın suç oluşturduğu kabul edilen fiili, diğer sanıklar ile birlikte suça ne şekilde iştirak ettiği ve maddi olayın oluş şekli ile elde edilen kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçlar ortaya konularak denetime ve incelemeye esas bir karar verilmesi gerekirken, sanığın nitelikli hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal etme ve mala zarar verme suçlarını işlediğinin sabit olduğu şeklindeki yetersiz gerekçeyle hüküm kurulmak suretiyle karar verilmesinde, 4-Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 26/03/2019 tarihli ve 2017/1760 esas, 2019/5880 karar sayılı ilâmında yer alan " ... 5237 sayılı TCK'nın 61/1. maddesine göre malın değerinin az ya da çok olması, temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşmak için bir kriter olup, hırsızlık suçuna konu malın değerinin az olmasının TCK'nın 145. maddesinde ayrı olarak düzenlenmesi, kanun koyucunun hırsızlık suçunda malın değerinin az olmasına verdiği önemi göstermektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 15.12.2009 gün ve 6/242-291 sayılı içtihadında belirtildiği üzere, "...daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma" görüşünün, TCK'nın 145. madde uygulamasında bütünüyle reddedilmesi mümkün değil ise de, maddenin yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir. 145. maddenin gerek ilk şekli, gerekse değiştirilmiş biçimi; ortak tanımlama ile, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan değerin az olmasını temel almaktadır. TCK'nın 145. maddesine göre, faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması yeterli olup, hâkim indirim oranını TCK'nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “işlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır. Değer azlığı nedeniyle ceza vermekten vazgeçme kararı verilecek ise; malın değerinin azlığı yanında “suçun işleniş şekli ve özellikleri” de dikkate alınmalıdır. TCK'nın 145. maddesinin uygulanmasında hâkime takdir hakkı tanınmış olup, hâkim takdir hakkını kullanırken keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle uygulama yapmalıdır ... " şeklinde yer alan açıklamalar nazara alındığında, somut olayda müştekinin aşamalarda ve 18/04/2013 tarihli celsede alınan beyanında hırsızlığa konu bilgisayarın çok eski olduğunu, 40,00 - 50,00 Türk Lirası değerinin dahi olmadığını ve kullanılmasının mümkün olmadığını beyan etmesi karşısında sanık hakkında 5237 sayılı Kanunu'nun 145. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmasında, isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1.3 ve 4 No.lu kanun yararına bozma istemleri yönünden A) Oluşa, dosya içeriğine ve hükümlü ...'ın inceleme dışı hükümlülerin eylemine iştirak ettiğine ilişkin gerekçede kabul edilip tartışılan kanıtlara göre; mahkemenin, hükümlünün üzerine atılı suçları işlediğine dair kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığından ve bu hususta mahkemece gösterilen gerekçe yasal ve yeterli olduğundan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, hükümlü hakkında yetersiz gerekçeyle mahkûmiyet kararları verildiğinden bahisle yapmış olduğu 3 No.lu kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. B) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma; kesinleşmiş hâkimlik veya mahkeme kararlarına karşı başvurulan olağanüstü bir yasa yoludur. Bu yasa yolu ile kanunların aynı (tek) biçimde uygulanması, Yargıtay/İstinaf denetiminden geçmeksizin kesinleşen kararlardaki hukuka aykırılıkların giderilmesinin sağlanması amaçlanmaktadır. Kanun yararına bozmanın konusu hukuka aykırılıkların giderilmesi olunca, ayrıntıları 26.10.1932 gün ve 29/12 sayılı içtihadı birleştirme kararında açıklandığı üzere, yasaya aykırılık hâlleri uygulamadaki yanlışlıklar ile esasa etkili usûl hatalarından ibarettir. Kanun yararına bozma yasa yoluna, temyiz/istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı başvurulabilmesi mümkün olup, kesin hükmün otoritesinin zedelenmemesi gerektiğinden hukuka aykırılıkların ciddi boyutlara ulaşması yanında, maddi meseleye ilişkin kanıtların takdirinde yanılgıya düşüldüğünden bahisle kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağı gibi hâkimin takdir yetkisi kapsamına giren hususlar ile takdirin hatalı kullanılması ile ilgili hukuka aykırılıklar yönünden de kanun yararına bozma yasa yoluna gidilmesi olanaklı bulunmamaktadır. Yasa yolunun bu özelliği nedeniyle, hâkimin takdirini hatalı kullanmasına ilişkin hususlardaki hukuka aykırılıklar, sadece olağan denetim yolu olan temyiz/istinaf incelemeleri sırasında dikkate alınabilecektir. İnceleme konusunu oluşturan davada olduğu gibi kanıtların takdir ve değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğünden söz edilerek hükümlü hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 145. maddesinin tartışılması gerektiğinden bahisle kanun yararına bozma yasa yoluna başvurma olanağı bulunmadığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 4 No.lu kanun yararına bozma isteminin de reddine karar verilmiştir. 2.1 ve 2 No.lu kanun yararına bozma istemleri yönünden Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirinin ne şekilde uygulanacağı, süresi ve bu hususta karar verecek merci 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108. maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 5. fıkrası ile tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde koşullu salıverilmeye ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu nedenle, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin infaz aşamasında 5275 sayılı Kanun hükümleri uyarınca belirlenmesinin gerektiği gözetilerek, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58/7. maddesi gereğince hükümlü ... hakkında hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçları bakımından mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesiyle yetinilmesi gerekirken, infazı kısıtlar biçimde anılan suçlardan kurulan hükümlerde tekerrür uygulaması yapılırken hükümlü hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi ve hükümlü hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükümde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116/1. maddesi uyarınca temel ceza olarak tayin edilen 6 ay hapis cezasının, 5237 sayılı Kanun'un 119/1-c maddesi uyarınca bir kat artırılması esnasında, 12 ay hapis cezası yerine hesap hatası sonucu 1 yıl hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle fazla ceza tayin edilmesi Kanun'a aykırı olup 1 ve 2 No.lu kanun yararına bozma talepleri yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun'un 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılıklar Yargıtay tarafından giderilmiştir. III. KARAR 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 3 ve 4 No.lu kanun yararına bozma istemleri doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünceler, gerekçe bölümünün 1. bendinde açıklanan nedenlerle yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMLERİNİN REDDİNE, 2.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 1 ve 2 No.lu kanun yararına bozma istemlerinin KABULÜNE, Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.09.2013 tarihli ve 2013/197 Esas, 2013/523 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/3. maddesi gereği, KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (d) bendinin verdiği yetkiyle, hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin tekerrür uygulamasına ilişkin paragraflarındaki "...uygulanmasına, TCK nun 58/6, 5275 Sayılı Yasanın 108/4-5 maddeleri çerçevesinde sanığın cezasının infazının tamamlanmasından sonra başlamak üzere somut dosya ve cezanın niteliğine göre takdiren 1 yıl süre ile sanık hakkında denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına," ibaresi çıkarılarak yerlerine "ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" ibaresinin eklenmesine, ayrıca hükümlü hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116/1. maddesi uyarınca tayin olunan 6 ay hapis cezasının, 5237 sayılı Kanun'un 119/1-c maddesi uyarınca bir kat artırılarak hükümlünün neticeten 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, infazların buna göre yapılmasına, hükümlerin diğer bölümlerinin aynen korunmasına, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla