İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2024/16579 Karar: 2024/20371 Tarih: 2024

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2024/16579 K.2024/20371

2. Ceza Dairesi 2024/16579 E. , 2024/20371 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/549 E., 2018/1303 K. ŞİKÂYETÇİ : Büşra Koçak SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK : ... SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli SUÇLARIN TARİHİ : 10.06.2016 İNCELEME KONUSU KARAR

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2024/16579 E. , 2024/20371 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/549 E., 2018/1303 K. ŞİKÂYETÇİ : Büşra Koçak SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK : ... SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli SUÇLARIN TARİHİ : 10.06.2016 İNCELEME KONUSU KARAR

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2024/16579 E. , 2024/20371 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/549 E., 2018/1303 K. ŞİKÂYETÇİ : Büşra Koçak SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK : ... SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli SUÇLARIN TARİHİ : 10.06.2016 İNCELEME KONUSU KARARLAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.11.2024 tarihli ve KYB-2024/109302 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesinde "(1) Bu Kanun kapsamındaki çocuklar hakkında mahkemeler, çocuk hakimleri veya Cumhuriyet savcılarınca gerektiğinde çocuğun bireysel özelliklerini ve sosyal çevresini gösteren inceleme yaptırılır. Sosyal inceleme raporu, çocuğun, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin mahkeme tarafından takdirinde göz önünde bulundurulur. (2) Derhal tedbir alınmasını gerektiren durumlarda sosyal inceleme daha sonra da yaptırılabilir. (3) Mahkeme veya çocuk hakimi tarafından çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması halinde, gerekçesi kararda gösterilir." şeklindeki düzenleme karşısında, 1-Suç tarihinde 12-15 yaş aralığında bulunan suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin diğer bir ifadeyle ceza ehliyetinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği, anılan Mahkemenin gerekçeli kararında suça sürüklenen çocuk hakkında sosyal inceleme raporu düzenlendiği belirtilmiş ise de, dosya içerisinde suç tarihinden sonra suça sürüklenen çocuk hakkında düzenlenmiş bir sosyal inceleme raporunun bulunmadığı, Adli Tıp Kurumu İzmir-Karşıyaka Şube Müdürlüğünün suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçlara ilişkin olarak hukukî sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişip gelişmediği konusunda içinde bulunduğu aile koşulları, sosyal ve ekonomik koşullar ile psikolojik ve eğitim durumu hakkında uzman kişiler eşliğinde hazırlanacak rapor eşliğinde Mahkemesince bir karar verilmesi gerektiğine dair 15/06/2016 tarihli yazısı karşısında, suça sürüklenen çocuk hakkında anılan maddeye göre sosyal inceleme raporu alınmadan veya aynı maddenin 3. fıkrasına göre bu yönde inceleme yaptırılmamasının gerekçesi de kararda gösterilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, 2- Suç tarihi itibarıyla 12-15 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuk hakkında Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğünün 15/06/2016 tarihli raporunda, suçların hukuki sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişip gelişmediği konusunda içinde bulunduğu aile koşulları, sosyal ve ekonomik koşullar ile psikolojik ve eğitim durumu hakkında uzman kişilerce hazırlanacak rapor eşliğinde Mahkemece karar verilmesinin uygun olacağının belirtildiği, ancak bu konuda Mahkemenin karar verme yetkisinin bulunmadığı anlaşıldığından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 31/2. maddesi uyarınca işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği hususunda uzman hekim raporu alınması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, 3-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun “Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar” başlıklı 50. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına çevrilmez.” şeklindeki düzenleme karşısında, suça sürüklenen çocuk hakkında hüküm kurulurken, aynı Kanun'un 116/2. maddesindeki seçenek yaptırımlardan hapis cezasının tercih edilmesi halinde suça sürüklenen çocuk hakkında tayin edilen kısa süreli hapis cezasının adlî para cezasına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. Suç tarihinden önce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan ve suç tarihinde 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı Kanun'un 50/3. maddesinde yer alan “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” şeklindeki emredici düzenleme uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının (3) numaralı kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmiştir. 2. Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20 ve 21. maddeleri ile 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca, fiillerin işlendiği sırada 12-15 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun işlediği fiillerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiillerle ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, sosyal yönden inceleme yaptırılmasının gerekli olduğu halde, Mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması, 3. Suç tarihi itibarıyla 12-15 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuk hakkında Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğünün 15.06.2016 tarihli raporunda, suçların hukuki sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişip gelişmediği konusunda içinde bulunduğu aile koşulları, sosyal ve ekonomik koşullar ile psikolojik ve eğitim durumu hakkında uzman kişilerce hazırlanacak rapor eşliğinde Mahkemece karar verilmesinin uygun olacağının belirtildiği, ancak bu konuda Mahkemenin karar verme yetkisinin bulunmadığı anlaşıldığından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 31/2. maddesi uyarınca işlediği fiillerin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği hususunda uzman hekim raporu alınması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup (1) ve (2) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, (3) numaralı kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının (1) ve (2) numaralı kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Karşıyaka 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.12.2018 tarihli ve 2018/549 Esas, 2018/1303 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla