Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2024/3158 E. , 2024/4845 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İ T İ R A Z İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2008/443 E, 2008/568 K. ŞİKÂYETÇİ : ... HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Mala zarar verme İTİRAZA KONU KARAR : Uzlaşma nedeniyle düşme KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BA
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2024/3158 E. , 2024/4845 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İ T İ R A Z İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2008/443 E, 2008/568 K. ŞİKÂYETÇİ : ... HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Mala zarar verme İTİRAZA KONU KARAR : Uzlaşma nedeniyle düşme KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından hükümlü ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b, 38/2, 35/2, 119/1-c ve 151. maddeleri gereğince sırasıyla 10 ay, 21 ay 10 gün ve 8 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.09.2008 tarihli ve 2008/443 Esas, 2008/568 Karar sayılı kararının, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 03.05.2010 tarihli ve 2009/2482 Esas, 2010/5301 Karar sayılı ilâmı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, hükümlünün anılan kararın infazı sırasında, 02.12.2016 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde infaza konu ilâmdaki suçların uzlaştırma kapsamına alındığından bahisle hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesi talebi üzerine, taraflar arasında uzlaşma sağlandığından bahisle mala zarar verme suçu yönünden kamu davasının düşürülmesine ilişkin Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2018 tarihli ve 2008/443 Esas, 2008/568 Karar sayılı ek kararı aleyhine kanun yararına bozma talebinde bulunulması üzerine; Dairemizce yapılan inceleme sonunda; 09.10.2023 tarihli ve 2023/21508 Esas, 2023/5258 Karar sayılı ilam ile “Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.09.2008 tarihli kararından sonra 02.12.2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 151/1. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçunun uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakta ise de; somut olayda suç tarihinin 12.06.2008 tarihi olduğu, suç tarihi itibarıyla, 5271 sayılı Kanun'un 253/3. maddesinde “soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez...." şeklinde düzenleme gereğince, asıl karar tarihi itibariyle incelemeye konu olan ve 5237 sayılı Kanun’un 151. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçunun “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar” kapsamında olması nedeniyle bu suç bakımından uzlaşma hükümlerinin uygulanmayacağı, 5271 sayılı Kanun'un 253/3. maddesindeki “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile yürürlükten kaldırılması sonrasında ise, 5271 sayılı Kanun'un 253/3. maddesinin 2. cümlesine 5918 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile eklenen ve 26.06.2009 tarihinde yürürlüğe giren “Uzlaşma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmesi hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki hüküm gereğince, suç tarihinde uzlaştırma kapsamına girmeyen ve 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b, 116/ ve 119/1-c maddelerinde düzenlenen hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarıyla birlikte işlenmiş olan mala zarar verme suçu bakımından uzlaştırma yoluna gidilemeyeceği anlaşılmakla; mala zarar verme suçunun 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesi gereğince uzlaşma kapsamında olmadığının gözetilmemesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 04.10.2018 tarihli ve 2008/443 Esas, 2008/568 Karar sayılı ek kararın belirtilen nedenle aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi uyarınca aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere BOZULMASINA” şeklinde verilen karara karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.02.2024 tarihli ve 2023/42748 sayılı ve “İtirazın konusunu oluşturan uyuşmazlık; hükmün kesinleşmesinden sonra gerçekleşen yasa değişikliği nedeniyle kesin hükümde değişiklik oluşturan yeni hüküm aleyhine kanun yararına bozma yoluna başvurulması halinde, verilen kanun yararına bozma kararının hükümlü aleyhine sonuç doğurup doğurmayacağının belirlenmesine, buna bağlı olarak da somut olayda hükümlü hakkında CMK'nın 309/4-c maddesinin uygulanma olanağı bulunup bulunmadığının saptanmasına ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümünde sağlıklı bir hukuki çözüme ulaşılabilmesi için öncelikle, kesinleşmiş hükümlerde lehe yasanın uygulanmasına ilişkin yapılan yargılamanın niteliğini belirlemekte yarar bulunmaktadır. 5237 sayılı Kanun'un “Zaman bakımından uygulama” başlıklı 7. maddesinde, ceza hukukunun en önemli ilkesi olan, ceza hukuku kurallarının yürürlüğe girdikleri andan itibaren işlenen suçlara uygulanacağına ilişkin, ileriye etkili olma prensibi ile bu ilkenin istisnasını oluşturan, failin lehine olan yasanın geçmişe etkili olması, “geçmişe etkili uygulama” veya “geçmişe yürürlük” ilkesine yer verilmiştir. Bu ilke uyarınca, suçtan sonra yürürlüğe giren ve fail lehine hükümler içeren yasa, hükümde ve infaz aşamasında dikkate alınmalıdır. Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 27.12.2005 tarihli ve 162-173 sayılı kararında belirtildiği üzere, sonradan yürürlüğe giren yasanın suçun unsurlarını değiştirmesi, suça etkili halleri yeniden düzenlemesi, ceza miktarlarını öncekinden farklı alt ve üst sınırlar arasında belirlemesi gibi nedenlerle, önceki suç bakımından doğurduğu sonucun bir mahkeme kararı ile saptanması gerekir. Bu durumda “mahkumiyet hükmünde değişiklik yargılaması” veya kısaca “uyarlama yargılaması” denilebilecek bir yargılama faaliyetine ihtiyaç vardır. Her yargılama faaliyeti gibi bu da bir davanın varlığını gerektirir. “uyarlama yargılaması” infaz yeteneği bulunan bir hükmün, sonradan yürürlüğe giren lehe yasanın hükümlü lehine uygulanmasından ibarettir. Bu belirlemeler ışığında, infaza ilişkin olan bu kararların kazanılmış hak kavramına konu olup olamayacağı sorununa gelince; Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş uygulamalarında, hükümlerde yer alan infaza yönelik uygulamalar ya da infaz aşamasında bu konuda verilen kararlar, kazanılmış hak ilkesinin dışında tutulmuştur. Bu husus 23.09.2003 gün ve 160-216 ve 08.10.2002 gün ve 179-354 sayılı kararlarda vurgulandığı gibi; 24.04.1950 gün ve 324-124 sayılı kararda; “Ceza Muhakemeleri Usulü Yasamızın 403. maddesine göre verilen içtima kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağı, 21.03.1977 gün ve 103-126 sayılı kararda; “infaza ilişkin bulunan hususların kazanılmış hakka konu olamayacağı” belirtilmekte, 28.3.1988 gün ve 40-137 sayılı kararda da: “Yerel Mahkemenin 11.6.1980 gün ve 9-103 sayılı kararında, iki ayrı adam öldürme suçuna ilişkin olarak sanığa verilen cezalardan Türk Ceza Kanunu'nun 59. maddesi ile indirim yapılmış ve re’sen temyiz incelemesine tabi olan bu hüküm yalnız sanık tarafından temyiz edilmiştir. Sanığa bu eylemlerinden dolayı tayin olunan müebbet ağır hapis cezaları Türk Ceza Kanunu'nun “Birinci Kitap”ının “Suç ve Cezaların İçtimaı” başlıklı “Yedinci Bap”ında yer alan 70. maddesiyle içtima ettirilmesi sonucu sanığa “idam” cezası verilmişse de; infaza ilişkin olması nedeniyle, bu maddenin uygulanması suretiyle verilen kararlar, CMUK’un 326/son maddesi kapsamında mütalaa edilemez. Başka bir deyişle, kazanılmış hakka (aleyhe bozma yasağı) konu olamaz.” denilmektedir. Görüldüğü gibi yerleşmiş yargısal kararlarda, infaza ilişkin verilen kararların, “aleyhe sonucu değiştirmeme” ya da “kazanılmış hak” ilkesine konu olamayacağı kabul edilmektedir. Öte yandan aleyhe sonucu değiştirmeme ilkesinin yer aldığı yasal düzenleme incelenirse; Aleyhe sonucu değiştirmeme ilkesi, CMUK'un 326. maddesinin 4. fıkrasında, “Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291’inci maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tâyin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz” şeklinde düzenlenmiştir. Anılan maddede aleyhe sonucu değiştirmeme ilkesi görüldüğü üzere “sanıklar” yönünden kabul edilmiştir. Sanık ise, hakkında henüz kesinleşmiş bir hüküm bulunmayan kişidir. Halbuki uyarlama yargılaması, hakkında kesinleşmiş ve infaz yeteneği bulunan bir hüküm verilmiş kişiler için söz konusudur. Bu nedenle hükümlüler hakkında aleyhe sonucu değiştirmeme ya da uygulamadaki adıyla kazanılmış hak ilkesinin uygulanması yasal düzenlemeler yönünden de söz konusu olamaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 20.06.2006 tarihli ve 2006/10-124-165, 04.07.2006 gün ve 2006/10-128-177 sayılı kararlarında, kesin hükümde değişiklik yargılaması (uyarlama yargılaması) sonucu verilen hükümler ile tayin olunan cezaların kazanılmış hak oluşturmayacağı, bu hükümler yönünden cezanın aleyhe değiştirme ilkesinin uygulanamayacağı kabul edilmiştir. ...Kesin hükümde değişiklik yargılaması sonucu verilen yeni hükümler, infaz aşamasında ve infaza ilişkin hükümlerden olması nedeniyle "aleyhe sonuç doğurmama ilkesi" bu hükümler yönünden geçerli değildir. Bu itibarla, uyarlama kararlarına karşı hükümlü aleyhine kanun yararına bozma yoluna başvurulması halinde verilen kanun yararına bozma kararı hükümlüler açısından aleyhe sonuç doğurur. Bu durumda, ilgili dairece hükmün kanun yararına bozulmasına karar verilmesi ile yetinilmesi, bozma sonrasında ilk kesinleşmiş hükümdeki cezayı aşmamak koşuluyla daha ağır cezanın hükmü veren ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilmesi gerekmektedir. Bozma sonrası Yargıtay ilgili dairesinin işin esasına hükmetme hak ve yetkisinin kaldırılması veya daha hafif bir ceza verilmesi ile sınırlı olmasından dolayı, Yargıtay özel dairesinin daha ağır bir cezayı hükmetme yetkisi bulunmamaktadır. (Ceza Yargılaması Hukukunda Kanun Yararına Bozma, A. Aydın Kuyucu, Sayfa 198-199-200) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.01.2017 gün ve 2006/4-348 esas -2007/6 karar sayılı kararında: "Mahkûmiyet hükmünde değişiklik yargılaması sonucunda verilen yeni hükümlerin, infaz aşamasında verilen ve infaza ilişkin hükümlerden olması nedeniyle, “aleyhe sonuç doğurmama ilkesi”nin bu hükümler bakımından geçerli olamayacağı gözetilmeden, Özel Dairece, hükmün aleyhe sonuç doğurmamak üzere yasa yararına bozulmasına karar verilmesi de isabetsiz bulunmuştur. " şeklinde tespitte bulunulmuştur. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Nitelikli hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından sanık ...'ın, 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b, 38/2, 35/2, 116/1, 119/1-c ve 151. maddeleri gereğince 10 ay, 21 ay 10 gün ve 8 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.09.2008 tarihli ve 2008/443 Esas, 2008/568 Karar sayılı kararının, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 03.05.2010 tarihli ve 2009/2482 Esas, 2010/5301 Karar sayılı ilâmı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, hükümlünün anılan kararın infazı sırasında, 02.12.2016 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde infaza konu ilâmdaki suçların uzlaştırma kapsamına alındığından bahisle hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesi talebi üzerine, taraflar arasında uzlaşma sağlandığından bahisle mala zarar verme suçu yönünden kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir. Suç tarihinde uzlaştırma kapsamına girmeyen ve 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b, 116/1 ve 119/1-c maddelerinde düzenlenen hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarıyla birlikte işlenmiş olan mala zarar verme suçu bakımından uzlaştırma yoluna gidilemeyeceğinden, mala zarar verme suçunun 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesi gereğince uzlaşma kapsamında olmadığının gözetilmemesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görülüp Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2018 tarihli ve 2008/443 Esas, 2008/568 Karar sayılı ek kararının, aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi uyarınca bozulmasına karar verilmiş ise de, Kanun yararına bozma istemine konu karar, gerçekleşen yasa değişikliği nedeniyle kesin hükümde değişiklik oluşturan yeni hüküm, bir başka deyişle uyarlama sonucu verilen "düşme" kararıdır. İnfaz aşamasında verilen bu hüküm yönünden “aleyhe sonuç doğurmama ilkesi” geçerli olmayacaktır. Bu nedenle, Özel Dairece, hükmün "aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere" yasa yararına bozulmasına karar verilmesinin isabetli olmadığı değerlendirilerek, 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesi uyarınca olağanüstü itiraz kanun yoluna başvurulmuştur. ” şeklindeki gerekçeyle İTİRAZ KANUN yoluna başvurulması üzerine, dosya Dairemize gönderilmekle, 5271 sayılı Kanun'un 308. maddesinin, 6352 sayılı Kanun’un 99. maddesi ile eklenen 3. fıkrası uyarınca yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.06.2006 tarihli ve 2006/10-124 Esas, 2006/165 Karar, 30.01.2007 tarihli ve 2006/4-348 Esas, 2007/16 Karar, 25.12.2007 tarihli ve 2007/3-272 Esas, 2007/279 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, mahkûmiyet hükmünde değişiklik yargılaması sonucunda verilen yeni hükümlerin, infaz aşamasında verilen ve infaza ilişkin hükümlerden olması nedeniyle, “aleyhe sonuç doğurmama ilkesi” bu hükümler bakımından geçerli olamayacağından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.02.2024 tarihli ve KD - 2023/42748 sayılı itirazının KABULÜNE, Dairemizin 09.10.2023 tarihli ve 2023/21508 Esas, 2023/5258 Karar sayılı ilâmıyla hükümlü ... hakkında uzlaşmanın gerçekleştiğinden bahisle davanın düşmesine dair Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2018 tarihli ve 2008/443 Esas, 2008/568 Karar sayılı ek kararının belirtilen nedenle 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi uyarınca aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere BOZULMASINA ilişkin kararın KALDIRILMASINA karar verilerek yapılan incelemede; Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.09.2008 tarihli kararından sonra 02.12.2016 tarihinde 29906 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, 5237 sayılı Kanun’un 151/1. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçunun uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakta ise de; somut olayda suç tarihinin 12.06.2008 tarihi olduğu, suç tarihi itibarıyla, 5271 sayılı Kanun'un 253/3. maddesinde “soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez...." şeklinde düzenleme gereğince, asıl karar tarihi itibariyle incelemeye konu olan ve 5237 sayılı Kanun’un 151. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçunun “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar” kapsamında olması nedeniyle bu suç bakımından uzlaşma hükümlerinin uygulanmayacağı, 5271 sayılı Kanun'un 253/3. maddesindeki “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile yürürlükten kaldırılması sonrasında ise, 5271 sayılı Kanun'un 253/3. maddesinin 2. cümlesine 5918 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile eklenen ve 26.06.2009 tarihinde yürürlüğe giren “Uzlaşma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmesi hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki hüküm gereğince, suç tarihinde uzlaştırma kapsamına girmeyen ve 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b, 116/1 ve 119/1-c maddelerinde düzenlenen hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarıyla birlikte işlenmiş olan mala zarar verme suçu bakımından uzlaştırma yoluna gidilemeyeceği anlaşılmakla; mala zarar verme suçunun 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesi gereğince uzlaşma kapsamında olmadığının gözetilmemesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 04.10.2018 tarihli ve 2008/443 Esas, 2008/568 Karar sayılı ek kararın belirtilen nedenle aynı Kanun’un 309/3. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sonraki işlemlerin Yerel Mahkemece yerine getirilmesine, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.