Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2024/5037 E. , 2024/7555 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ CEZA DAİRELERİ ARASINDAKİ KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE DAİR KARAR I. KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE DAİR BAŞVURU İstanbul Bölge Adlîye Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 23.02.2024 tarihli ve 2024/7 sayılı kararı ile İstanbul Bölg
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2024/5037 E. , 2024/7555 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ CEZA DAİRELERİ ARASINDAKİ KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE DAİR KARAR I. KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE DAİR BAŞVURU İstanbul Bölge Adlîye Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 23.02.2024 tarihli ve 2024/7 sayılı kararı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 07.02.2024 tarihli ve 2024/15 Değişik İş sayılı kararı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 19.02.2024 tarihli ve 2024/15 Değişik İş sayılı kararları arasında İlk derece mahkemesinin kararında kanun yolu bölümünde "başka yerde bulunan herhangi bir ceza mahkemesi aracılığıyla dilekçe göndermek suretiyle" de istinaf talebinde bulunabileceğinin belirtilmemesi nedeniyle istinaf talebinin süresi içerisinde yapıldığının kabulünün gerekip gerekmeyeceğine ilişkin aynı yer bölge adlîye mahkemeleri ceza daireleri arasında çıkan içtihat farklılığının giderilmesini 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un "Başkanlar Kurulunun Görevleri" başlıklı 35. maddesi gereğince istenmiştir. II. KARAR UYUŞMAZLIĞI HAKKINDA YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ GÖRÜŞÜ VE TALEBİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 22.03.2024 tarihli talebinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 07.02.2024 tarihli ve 2024/15 Değişik İş karar sayılı; 5271 sayılı Kanun'un 34, 273, 263, 264. maddeleri nazara alınarak kanun yolu merci gösterilirken "başka yerde bulunan herhangi bir ceza mahkemesi aracılığıyla dilekçe göndermek suretiyle" istinaf talebinde bulunabileceğinin yazılmamasının kanuna aykırı olduğuna ilişkin kararının usûl ve yasalara aykırı olduğunun tespiti ile; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 19.02.2024 tarihli ve 2024/15 Değişik İş karar sayılı; 5271 sayılı Kanun'un 34, 273, 263, 264. maddeleri nazara alınarak kanun yolu merci gösterilirken "başka yerde bulunan herhangi bir ceza mahkemesi aracılığıyla dilekçe göndermek suretiyle" istinaf talebinde bulunabileceğinin yazılmamasının kanuna aykırı olmadığına ilişkin kararının usûl ve yasaya uygun olduğu görüşündedir. III. KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE KONU KARARLAR 1. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 07.02.2024 tarihli ve 2024/15 Değişik İş sayılı kararı, 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 19.02.2024 tarihli ve 2024/15 Değişik İş sayılı kararı, IV. KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE KONU BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CEZA DAİRELERİ KARARLARININ ÖZETLERİ 1. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 07.02.2024 tarihli ve 2024/15 Değişik İş sayılı kararı bakımından; sanık Berkay Aslan hakkında Bakırköy 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.01.2023 tarihli ve 2020/184 Esas, 2023/17 Karar sayılı kararı ile verilen mahkûmiyet kararının sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 25.12.2023 tarihli ve 2023/4420 Esas, 2023/3815 Karar sayılı kararı ile; sanık müdafiinin yüzüne karşı verilen karara yönelik olarak tefhim tarihinden itibaren başlayan 7 günlük yasal sürenin sona ermesinden sonra sanık müdafii tarafından 21.01.2023 günü istinaf başvurusu yaptığı anlaşıldığından, 5271 sayılı Kanun'un 279/1-b maddesi uyarınca "yasal süresinde olmayan sanık müdafinin istinaf başvurusunun usulden reddine" karar verildiği, kararın sanık müdafiine 17.01.2024 tarihinde tebliğ edildiği ve sanık müdafiinin yasal süresi içerisinde karara karşı itirazda bulunduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 25.01.2024 tarihli kararı ile, aynı Kanun'un 268. maddesi uyarınca kararın düzeltilmesine yer olmadığına karar verildiği ve dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderildiği ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 07.02.2024 tarihli ve 2024/15 Değişik İş sayılı kararı ile, somut olayda 12.01.2023 tarihinde sanığın yokluğunda, sanık müdafiinin yüzüne karşı verilen kararın kanun yolu bölümünde "başka yerde bulunan herhangi bir ceza mahkemesi aracılığıyla dilekçe göndermek suretiyle" de istinaf talebinde bulunabileceğinin belirtilmediği, bu hususun bilahare tebliğ de edilmediği, bu nedenle tefhimin veya tebliğin kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağı gözetildiğinde; sanık müdafiinin istinaf talebinin süresi içinde yapıldığının kabulü ile dosyanın esastan incelenmesi gerektiği belirtilerek ve sanık müdafiinin itirazı kabul edilerek İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 25.12.2023 tarihli ve 2023/4420 Esas, 2023/3815 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 268/3-e ve 271. maddeleri uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 19.02.2024 tarihli ve 2024/15 Değişik İş sayılı kararı bakımından; sanık Ahmet Kaya hakkında İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.06.2021 tarihli ve 2020/423 Esas, 2021/342 Karar sayılı kararı ile sanığın yokluğunda mahkûmiyet kararının verildiği, kararın sanığa 28.07.2021 tarihinde tebliğ edildiği ve istinaf edilmemesi nedeniyle kesinleştirildiği, sanığın 01.03.2023 tarihinde vermiş olduğu dilekçe ile tebligatın usûlüne uygun yapılmadığını belirterek eski hale getirme talebinde bulunduğu, sanığın talebiyle ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 29.01.2024 tarihli ve 2023/2651 Esas, 2024/275 Karar sayılı kararı ile istinaf süresinin geçirilmesinden sonra talepte bulunulduğundan 5271 sayılı Kanun'un 279/1-b maddesi gereğince süre yönünden istinaf talebinin reddine karar verildiği, verilen kararın sanığa 05.02.2024 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın süresi içerisinde itirazda bulunduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 19.02.2024 tarihli ve 2024/15 Değişik İş sayılı kararı ile, özetle, "...5271 sayılı Kanun'un 273. maddesine uygun olarak mahkemeye hitaben yazılacak dilekçe ile istinaf talebinde bulunabileceğinin belirtilmiş olmasının yerinde olduğu, ayrıca başka yerde bulunan herhangi bir ceza mahkemesi aracılığıyla dilekçe gönderilebileceğinin kanun yolu gösterilirken belirtilmemesinin kanuna aykırı olmadığı, verilen kararın sanığın bildirmiş olduğu adreste aynı çatı altında oturan annesine usûlüne uygun olarak tebliğ işlemlerinin yapılmış olduğu ve aynı Kanun'un 40. ve devamı maddelerindeki eski hale getirme şartlarının oluşmadığı..." belirtilerek İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 29.01.2024 tarihli ve 2023/2651 Esas, 2024/275 sayılı eski hale getirme talebinin reddine ilişkin verilen karara yapılan itirazın reddine karar verilmiştir. V. KARAR UYUŞMAZLIĞI İLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER Karar uyuşmazlığının giderilmesi istemine konu sorun ile ilintili mevzuatımızdaki düzenlemelerin aşağıdaki şekilde olduğu; A. ANAYASA'NIN İLGİLİ HÜKMÜ 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 40/2. maddesi; "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” şeklindedir. B. 5235 SAYILI ADLÎ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN’UN İLGİLİ HÜKÜMLERİ 5235 sayılı Kanun'un 20.11.2017 tarih ve 696 sayılı KHK’nın 92. maddesi ile değişik, “Başkanlar Kurulunun Yetkileri” başlıklı 35/3. maddesi, re'sen veya bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk veya ceza dairesinin ya da Cumhuriyet başsavcısının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanununa göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini istemek” kuralını getirmiştir. 5235 sayılı Kanun'un 20.11.2017 tarih ve 696 sayılı KHK’nın 92. maddesi ile değişik “Başkanlar Kurulunun Yetkileri” başlıklı 35/4. maddesi, “Kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek. (Değişik fıkra: 20/11/2017 – KHK-696/92 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7079/87 md.) (3) numaralı bende göre yapılacak istemler, ceza davalarında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, hukuk davalarında ise ilgili hukuk dairesine iletilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı uyuşmazlık bulunduğuna kanaat getirmesi durumunda ilgili ceza dairesinden bir karar verilmesini talep eder. Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak dairece bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir. Başkanlar kurulu eksiksiz toplanır ve çoğunlukla karar verir. (Ek fıkra: 20/07/2017-7035/12 md.) Gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak bölge adliye mahkemeleri ceza ve hukuk daireleri arasındaki iş bölümü, Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenir." şeklinde düzenleme içermektedir. C. 5271 SAYILI KANUN'UN İLGİLİ HÜKÜMLERİ 1. 5271 sayılı Kanun'un 34/2.maddesi "kararlarda başvurulabilecek kanun yolu, süresi, merci ve şekilleri belirtilir" şeklindedir. 2. 5271 sayılı Kanun'un 232/6.maddesi "Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve mercinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir." şeklindedir. 3. 5271 sayılı Kanun'un 273/1.maddesi "İstinaf istemi, hükmün açıklanmasından itibaren yedi gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır." şeklindedir. 4. 5271 sayılı Kanun'un 263. maddesi; "(1) Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir.(2) Zabıt kâtibine başvuru hâlinde, kanun yollarına başvuru beyanı veya dilekçesi ilgili deftere kaydedildikten sonra bu hususları belirten bir tutanak düzenlenerek tutuklu bulunan şüpheli veya sanığa bir örneği verilir. (3) Kurum müdürüne başvuru hâlinde ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapılarak, tutanak ve dilekçe derhâl ilgili mahkemeye gönderilir. Zabıt kâtibi başvuruyu ilgili deftere kaydeder. (4) Zabıt kâtibi veya kurum müdürü tarafından ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapıldığı zaman kanun yolları için bu Kanunda belirlenen süreler kesilmiş sayılır." şeklindedir. 5. 5271 sayılı Kanun'un 264. maddesi; "(1) Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz. (2) Bu hâlde başvurunun yapıldığı merci, başvuruyu derhâl görevli ve yetkili olan mercie gönderir." şeklindedir. VI. İNCELEME, DEĞERLENDİRME, GEREKÇE Olağan kanun yollarından olan istinaf incelemesinin yapılabilmesi için, 5271 sayılı Kanun'un 273. maddesine göre iki şartın varlığı gereklidir. Bunlardan ilki istek, ikincisi ise süre şartıdır. Uyuşmazlık konusu olaylarda istek şartının gerçekleştiği konusunda bir tereddüt bulunmadığından süre şartının gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmalıdır. 5271 sayılı Kanun'un 273. maddesinde, genel kural olarak tarafların istinaf talebinde bulunabilecekleri süre hükmün tefhiminden, tefhim edilmemişse tebliğinden başlamak üzere 7 gün olarak belirlenmiştir. İstinaf süresi 273/1. maddesinin 2. cümlesindeki farklı durum hariç olmak üzere, hükmün açıklanması sırasında hazır bulunanlar yönünden bu tarihte, yokluklarında hüküm verilenler yönünden ise gerekçeli kararın tebliği tarihinde başlayacaktır. Diğer taraftan, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 40/2. maddesininde; "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” hükmüne yer verilmiş, Bu düzenlemeye paralel olarak 5271 sayılı Kanun'un 34/2. maddesinde; “Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.” Aynı Kanun'un 232/6. maddesinde ise; “Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve mercinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.” şeklindeki emredici düzenlemeler yer almıştır. 5271 sayılı Kanun'un 40/1. maddesinde de, kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişinin, eski hâle getirme isteminde bulunabileceği, ikinci fıkrasında ise, kanun yoluna başvuru hakkının kendisine bildirilmemesi hâlinde, kişinin kusursuz sayılacağı belirtilmiştir. Anılan düzenlemelerden, hüküm ve kararlardaki kanun yolu bildiriminin; kanun yolu, mercii, şekli ve süresini de kapsaması zorunluluğu yanında, açıkça anlaşılabilir ve her türlü yanıltıcı ifadeden uzak olması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Bu bildirimlerdeki temel amaç tarafların başvuru haklarını etkin bir biçimde kullanmalarının sağlanması ve bu eksiklik nedeniyle hak kayıplarına yol açılmamasıdır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus eksik veya yanılgılı bildirim nedeniyle bir hakkın kullanılmasının engellenip engellenmediğinin belirlenmesidir. Bildirimdeki eksikliğin yol açtığı bir hak kaybı bulunmamakta ise, bu durum eski hâle getirme nedeni oluşturmayacaktır. 5271 sayılı Kanun'un 264. maddesinde ise, kabul edilebilir bir kanun yolu başvurusunda kanun yolunun veya mercide yanılgının, başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağı, bu hâlde başvurunun yapıldığı merciince, başvurunun derhâl görevli ve yetkili mercie gönderilmesi gerektiği hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, kural olarak istinaf talebi süresinde verilen dilekçe veya zabıt kâtibine yapılacak beyanla hükmü veren mahkemeye yapılacaktır. Ancak, süresinde olması şartıyla dilekçenin hükmü veren mahkeme dışındaki bir mahkemeye verilmesi veya istemde bulunulması ya da haklı nedenlerin varlığı hâlinde Cumhuriyet savcılığına ya da bir başka merciye talepte bulunulması istinaf talebini geçersiz kılmayacak, bu durum mercide hata kapsamında değerlendirilebilecek, dilekçenin verildiği veya talebin yapıldığı merci tarafından talep veya dilekçe mahkemesine gönderilecektir. Yine aynı şekilde, istemin istinaf yerine itiraz olarak belirtilmiş olması da bu kapsamda değerlendirilerek, başvuru sahibinin hakları korunacak, sürenin bildirilmemesi veya yanlış gösterilmesi hâlinde bunun ilgili taraf açısından bir yanılgı oluşturarak bir hakkın kullanılmasını engellemesi durumunda açıklamalı davetiye ile bu hususun tebliğinden sonra süreler işlemeye başlayacak, böylece olası hak kayıpları önlenecektir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.06.2010 tarihli ve 120-137 sayılı, 26.04.2016 tarihli ve 363-218 sayılı kararlarında, temyiz yoluna posta marifetiyle gönderilen bir dilekçe ile başvurulması hâlinde temyiz tarihinin dilekçenin postaya verildiği tarih değil, mahkemeye ulaştığı tarih olduğu; 05.10.2010 tarihli ve 169-188 sayılı, 10.04.2012 tarihli ve 485-146 sayılı, 14.02.2012 tarihli ve 401-39 sayılı kararları başta olmak üzere bir çok kararında da, kanun yolu bildiriminde sadece başvuru şeklinin gösterilmemiş olmasının “Kanun yolu süresinin” işlemeye başlamasını engellemeyeceği, bu durumda, başvuru şekli gösterilmemiş veya yanlış gösterilmiş olsa dahi temyiz süresinin işleyeceği ve süreden sonra yapılan temyiz başvurusunun kabul edilmeyeceği, zira belirtilen sürede yanlış merciye yanlış şekilde bir başvuruda bulunulması hâlinde, bu yanılmanın 5271 sayılı Kanun'un 264. maddesi kapsamında değerlendirileceğinden başvuranın haklarının ortadan kalkmayacağı sonuçlarına ulaşılmıştır. Bu açıklamalar ışığında, uyuşmazlık konusu olan kararlar değerlendirildiğinde; Her ne kadar kararda, başka bir yer mahkemesine de istinaf başvurusunda bulunulacağının belirtilmemiş olması nedeniyle kanun yolu bildiriminin eksik olduğu ve bu durumun eski hâle getirme nedeni olarak kabulü ile istinaf başvurusunun süresinde yapıldığı ileri sürülmüş ise de, Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına göre, sadece başvuru şeklinin gösterilmemiş olması “kanun yolu süresinin” işlemeye başlamasını engellemeyecek, başvuru şekli gösterilmemiş veya yanlış gösterilmiş olsa dahi istinaf süreleri işleyecek ve süreden sonra yapılan istinaf başvurusu kabul edilmeyecektir. Zira, belirtilen sürede yanlış mercie yanlış şekilde bir başvuruda bulunulması hâlinde, bu yanılma 5271 sayılı Kanun'un 264. maddesi kapsamında değerlendirileceğinden başvuranın hakları ortadan kalkmayacaktır. VII. SONUÇ Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.10.2010 tarihli ve 2010/169 Esas, 2010/188 Karar sayılı ve 14.03.2019 tarihli ve 2016/1281 Esas, 2019/216 Karar sayılı ilâmlarından da anlaşılacağı üzere, kural olarak istinaf istemi süresinde verilen bir dilekçe ile veya zabıt katibine yapılacak bir beyanla hükmü veren mahkemeye yapılacaktır. Ancak süresinde olmak koşuluyla dilekçenin hükmü veren mahkeme dışındaki bir mahkemeye verilmesi veya istemde bulunulması ya da haklı nedenlerin varlığı halinde Cumhuriyet savcılığına ya da bir başka mercie istemde bulunulması istinaf istemini geçersiz kılmayacak, bu durum 5271 sayılı Kanun'un 264. maddesinde de belirtildiği üzere, mercide yanılgı kapsamında değerlendirilebilecek, dilekçenin verildiği veya istemin yapıldığı merciince istem veya dilekçe mahkemesine gönderilecektir. Bahse konu Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarına ve 5271 sayılı Kanun'un 273.maddesine göre, kararda kanun yolu gösterilirken hükmü veren mahkemeye müracaat edilebileceğinin ve aynı Kanun'un 273/1. maddesinin 2.cümlesinde belirtildiği üzere, cezaevinde bulunan sanıkla ilgili olarak da aynı Kanun'un 263. maddesindeki hususların kararda belirtilmesi zorunluluk arz etmekle birlikte, ayrıca "başka yerde bulunan herhangi bir ceza mahkemesi aracılığıyla dilekçe göndermek suretiyle" hususunun yazılmasının gerekmediği ve aksine bir başvuru şekli bildiriminin eksik, usûle veya kanuna aykırı bir bildirim olarak değerlendirilemeyeceği, 5271 sayılı Kanun'un 273. maddesine uygun olarak mahkemeye hitaben yazılacak dilekçe ile istinaf talebinde bulunabileceğinin belirtilmiş olmasının yerinde olduğu, ayrıca başka yerde bulunan herhangi bir ceza mahkemesi aracılığıyla dilekçe gönderilebileceğinin kanun yolu gösterilirken belirtilmemesinin kanuna aykırı olmadığı anlaşılmıştır. Bu açıklamalar doğrultusunda, 5235 sayılı Kanun’un 35. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararı doğrultusunda, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine, 2. Dosyanın talepte bulunan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kuruluna gönderilmesine, 3. Karardan bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemelerinin ceza dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderilmesine, 13.05.2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.