Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2024/5596 E. , 2025/17554 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1000 E., 2024/355 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER: İlk Derece Mahkemesi kararları kaldırılarak yeni hüküm tesisi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adli
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2024/5596 E. , 2025/17554 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1000 E., 2024/355 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER: İlk Derece Mahkemesi kararları kaldırılarak yeni hüküm tesisi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin, suça sürüklenen çocuğun suça konu motosikleti almadığına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 141. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunun unsurlarının oluşmadığına, olayı gören bir tanığın bulunmadığı ve değer azlığını düzenleyen TCK'nın 145. maddesi hükümlerinin uygulanmadığına, sanık müdafinin temyiz isteminin ise; sanığın suça konu motosikleti almadığı için hırsızlık suçunun unsurlarının oluşmadığına, olayı gören bir tanığın bulunmadığına, akıl hastalığı nedeni ile sanığın cezaî ehliyetinin eksik olduğuna yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Suça sürüklenen çocuk ve sanık hakkında kurulan hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden kurulan hükümler hukuka uygun bulunduğundan, suça sürüklenen çocuk müdafii ve sanık müdafiinin, yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKÜMLERİN Tebliğname'ye uygun olarak ayrı ayrı ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Burdur 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.10.2025 tarihinde Daire üyesi ...'nun karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) KARŞI OY Dairemiz inceleme ve kararına konu suç niteliği yönünden karşı oy bildirdiğimiz olay; anlatımlar, fotoğraflar, tüm deliller ile iddianamede ve kararda da ifade ve kabul edildiği üzere mağdura ait evin dışa çıkma şeklindeki çıkma balkonunun tam altına direksiyon ve kontak kilidi ile kilitlenmiş hâlde, ancak ayrıca sabit başka bir yere kilitlenerek sabitlenip muhafaza altına alma yoluna gidilmeden bırakılmış motosikletin çalınmasına teşebbüs edilmesidir. Evin bir bahçe içinde olduğu kabul ve ifade edilmektedir. Ancak etrafının çevrili olmadığı da tüm beyanlar ve kabul ile sabittir bu yönüyle oluşta daire çoğunluğu ile farklı bir düşünce olmayıp, farklı düşünce motosikletin bulunduğu etrafı çevrili olmayan bir bahçe içindeki evin çıkma balkonunun altına "EKLENTİ" niteliği verilip verilemeyeceğidir. Çoğunluk suç tarihi itibarıyla yürürlükte olan TCK 142/2-h maddesi kapsamında kalacak şekilde burasının "eklenti" sayılması gerektiği düşüncesindedir. Karşı oy motosikletin bulunduğu yere "eklenti" denilemeyeceği TCK 142/1-e kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve eşyanın bulunduğu yerin özelliği dikkate alınarak TCK 61. maddesi gereğince asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle ceza tayin edilmesinin mümkün olduğuna ilişkindir. Karşı oy gerekçelerimizi ifade ederken, müştemilat / eklenti konusunun kanunda, madde gerekçelerinde ifadesi, ilişkili madde gerekçeleri, motosiklet ve eklenti konusunda CGK kararları ile devamında eklenti konusuna dair Yargıtay daire kararları ve doktrin görüşlerinin özetlenmesi yoluna gidilecektir. 765s. TCK 491/4. fıkrası "Gündüzün bir bina içinde veya "DUVARLA ÇEVRİLEN MÜŞTEMİLATINA girilerek işlenirse..." şeklinde olup uygulamada "duvarla çevrili müştemilat" ise binaya doğrudan doğruya, dolayısıyla tabi olan ve onu tamamlayan yerlerdir, bir yerin müştemilattan sayılması için bu yerin kapısının binaya veya avlusuna açılması şarttır. Müştemilatı çeviren duvar ise başkalarının girmelerine mani olmak maksadıyla taş, tuğla, toprak vs. inşaat malzemesi ile yapılmış olan yerlerdir vb. şeklinde değerlendirilmiştir. 5237 sayılı TCK ile 28-06-2014 tarihine kadar 142/1-b maddesinde, bu tarihten itibaren de 142/2-h maddesi olarak yürürlükte olup içeriği değişmeyen kanun metni; "h- Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da BİNA ve EKLENTİLERİ İÇİNDE muhafaza altına alınmış eşya hakkında" şeklindedir. Kanun metninde "EKLENTİ"nin tanımı, açıklaması bulunmamaktadır. Öncelikle kanunun kabul edilen madde gerekçesinde bu konunun nasıl değerlendirildiğine bakmak gerekir; "... Bina veya ETRAFI ÇEVRİLİ eklentilerinde yapılan hırsızlığın cezası artırılırken bu gibi yerlere giriş şekline önem verilmemiştir. Tarlada tarım araçlarının korunması için yapılan kulübelerde işlenen hırsızlığında madde hükmüne girmesi sağlanmıştır. Ancak bina tanımına girmeyen bir yerde örneğin otomobilde bulunan eşya hakkında muhafaza altına alma koşulu aranmış; böylece kapıları kilitli olmayan ve camları kapatılmamış bir otomobildeki eşyanın çalınması hâlinde nitelikli hırsızlık kabul edilmemiştir." şeklinde açıklanmıştır. Gerekçenin daire uygulamalarına etkisinden devam edersek; TCK 142/1-c maddesine ilişkin gerekçede ".... Kargo ile nakledilen veya araçtan indirilen yalnız yüklenmek üzere hazırlanan eşyada bu kapsamda alınmıştır. ..." denilmek suretiyle madde metnine göre 142/1-c kapsamında değil 141/1 madde kapsamında değerlendirilebilecek bir eylem türü gerekçedeki açık ifade sebebiyle daha ağır olan 142/1-c kapsamında nitelenmesi sağlanmış olup Dairemizce de bu şekilde kabul edilmiştir. Bir başka ifadeyle gerekçeyle suçun kapsamı genişletilmiştir. Yine 142/1-c madde gerekçesindeki ".... Aracın türü önemli değilse de umuma tahsis edilmiş olması önemlidir. Bir vasıtanın umuma tahsis edildiği bir bedel karşılığında herkes tarafından kullanılabilir olması ile değil, belirli bir yöne giden yolcuları ve eşyayı nakletmesiyle anlaşılır." denilerek kapsamı daraltıcı ifadelere yer verilmiş madde gerekçesindeki suça konu eylemlerin kapsamını daraltıcı etkisi Dairemizce de kabul edilmektedir. Devamla 142/1- e madde gerekçesinde yer alan "... Tarlalarda bırakılan tarım araçları, inşaat yerine yığılan malzeme bu kapsama giren eşyaya örnek olarak gösterilebilir. ..." şeklinde ifadeler sanık aleyhine olacak nitelikli hâl kabulüne dayanak oluşturmuştur. TCK 141/1 kapsamında değerlendirilebilme ihtimaline yer bırakmamış, genişletici etki oluşturmuştur. Ayrıca TCK 148/3. fıkraya ilişkin madde gerekçesinin son fırkasında 142/2-a bendindeki mağdurun malını koruyamayacak duruma fail tarafından getirilmiş olması hâlinin "yağma" suçunu oluşturması madde gerekçesinden hareketle sanık aleyhine nitelik tespitine dayanak teşkil etmiştir. Madde gerekçelerinin nitelik tayininde maddeyi yorumlarken genişletici veya daraltıcı sonuç oluşturduğuna dair örnekler artırılabilir. CGK'da "motosikletler ve eklenti" ile ilgili olarak yıllardır önüne gelen dosyalardaki eylemlere ilişkin kabul ve nitelemeler sebebiyle yaptığı değerlendirmelerde; "MOTOSİKLETLER" konusunda; 1-) 18-12-2012 tarih ve 2012/1411 E. Ve 2012/1852 K. sayılı kararında "iki bina arasındaki açık alana ayrıca sabit bir yere kilitlenerek muhafaza altına almaksızın bırakılan motosikletin çalınması eylemini" bu konuları değerlendirdiği ilk karar olarak TCK 142/1-e kapsamında kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. 2-) 05-07-2013 tarih ve 2013/77 E. , 2013/334 K. sayılı kararında arkadaşının evine 15 dakikalık bir süre için uğramak üzere apartmanın önüne kilitsiz ve sabit bir noktaya da bağlamadan bıraktığı motosikletin çalınması olayı da TCK 142/1-e kapsamında kabul edilmiştir. 3-) 05-07-2013 tarih ve 2013/82 E. , 2013/338 K. Sayılı kararda da müştekinin evinin önüne bıraktığı motosiklet hırsızlığı TCK 142/1-e kapsamında kabul edilmiştir. 4-) 17-09-2013 tarih ve 2013/72 E. , 2013/374 K. sayılı kararda da müştekiye ait ... Salonu önüne ayrıca sabit bir yere bağlı olmaksızın bırakılan motosiklete yönelik eylem TCK 142/1-e kapsamında görülmüştür. 5-) 06/05/2014 tarih ve 2013/430 E. , 2014/227 K. Sayılı Kararda minibüsle gelecek paketi beklerken direksiyon ve fren kilidi ile kilitlenip ağaca yaslayıp bırakılan motosikletin çalınmaya çalışılması eylemi de TCK 142/1-e kapsamında değerlendirilmiştir. 6-) 06-05-2014 tarih ve 2013/687 E. , 2014/228 K. Sayılı kararda katılanın olay tarihinde evinin önündeki kamuya ait yola park ettiğini, bir garaj ve bahçe içinde olmadığını bildirdiği motosiklete yönelik hırsızlıkta TCK 142/1-e kapsamında değerlendirilmiştir. 7-)05-07-2013 tarih ve 2013/91 E. , 2013/336 K. Sayılı kararda müştekinin evinin önüne park ettiği direksiyon kilidi ile kilitlediği motosikletin "sürüklenerek" çalınıp götürülmesi eylemi de TCK 142/1-e kapsamında görülmüştür. 8-) 05-07-2013 tarih ve 2012/1317 E. , 2013/337 K. Sayılı kararda müştekinin tescil tutanağına göre 96 kg. ağırlığındaki motosikletini apartman önüne sokakta sabit bir yere kilitlemeden, direksiyon kilidini kilitleyerek park ettiği motosikletin direksiyonunu çevirmek suretiyle kilitten kurtarıp sürükleyerek götürmesi eylemi de TCK 142/1-e kapsamında değerlendirilmiştir. 9-) 07-04-2015 tarih ve 2014/2-833 E. , 2015/98 K. Sayılı kararda iş yeri önünden motosiklet hırsızlığına ilişkin olup 142/1-e olarak kabul edilmiştir. 10-) CGK'nun 02-07-2020 tarih ve 2019/13-650 E. , 2020/333 K. Sayılı ile 21-05-2020 tarih ve 2019/632 E. , 2020/212 K. Sayılı kararları benzer olup; Katılanın yol kenarına direksiyon kilidi ile kilitleyerek bıraktığı elektrikli bisikletin, direksiyon kilidinin kırılarak çalınıp götürülmesi eyleminin TCK 142/2-h kapsamında değil TCK 142/1-e kapsamında hırsızlık suçunu oluşturacağı kabul edilmiştir. Bu konuya ilişkin yukarıda belirtilen tüm CGK kararlarında olduğu gibi bu kararlarda da yer verilen ilke ve kabuller özetle; "Uyuşmazlık konusu olan, sabit bir noktaya bağlı olmaksızın açık alanda park hâlinde bırakılan motosiklet, mobilet veya elektrikli bisikletlerin bir iş için özgülendiği söylenemeyeceğinden, tahsis gereği açıkta bırakılan eşya olarak kabul edilemeyeceği konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Değişen sosyal ve ekonomik şartlar göz önüne alındığında, motosiklet kullanımının özellikle sıcak iklimli ve dağlık olmayan bölgelerde kullanım kolaylığı nedeniyle yaygınlaştığı, hemen her evde en az bir adet motosikletin bulunduğu, sayılarının gün geçtikçe çoğaldığı ve gündüz kullanımlarında geçici işler nedeniyle motosikletlerin sabit bir noktaya bağlanmaksızın cadde kenarlarına park edilmek suretiyle açıkta bırakılmasının bir kısım bölgelerde genel bir alışkanlık hâline geldiği bilinmekle birlikte, âdet gereği açıkta bırakıldığının söylenebilmesi için, âdetlerin zaman ve yere göre de değişebileceği de göz önüne alındığında suçun işlendiği yörenin sosyal yapısının da ayrıntılı olarak bilinmesi gerektiği gözden uzak tutulmamalıdır. Sabit bir noktaya harici bir mekanizma ile kilitlenerek bağlanan motosiklet, mobilet veya elektrikli bisikletler, kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış olduklarından, bunların suç konusu olması hâlinde de, TCK'nın 142. maddesinin 2. fıkrasının (h) bendinde düzenlenen, "kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında" hırsızlık suçuna ilişkin nitelikli hâlin gerçekleşeceği konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Bununla birlikte, sabit bir noktaya bağlı olmaksızın kontak anahtarı kapatılmak suretiyle kendi direksiyon kilidi ile kilitlenerek ya da tekerleğin dönmesini engelleyen disk, zincir veya kilit takılmış hâlde açık bir alan üzerinde park edilen motosiklet, mobilet ya da elektrikli bisikletlerin suç konusu olması durumunda ise, kilidine müdahale edilmeden ve kilit etkisiz hâle getirilmeden de sürüklenerek ya da vinç, çekici veya benzeri bir alet yardımıyla taşınarak götürülmeleri mümkün olduğundan, başka bir ifadeyle araçların aksine, bunların kendi motor kilitleri, eylemin niteliğini değiştirecek bir etkiye sahip olmadıklarından TCK'nın 142. maddesinin 2. fıkrasının (h) bendi kapsamında kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık suçunun değil, aynı maddenin birinci fıkrasının (e) bendindeki kullanım gereği açıkta bırakılmış eşya hakkındaki hırsızlık suçunun oluşacağı kabul edilmelidir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 07.04.2015 tarihli ve 833-98; 06.05.2014 tarihli 430-227; 687-228, 17.09.2013 tarihli 72-374, 05.07.2013 tarihli 77-334; 84-335; 82-338; 91-3 36... .12.2012 tarihli ve 1411-1852 sayılı kararlarında da, kullanımları ancak sokaklar ve caddeler gibi açık alanlarda olan, sayıları gün geçtikçe çoğalan, her zaman ve özellikle gün içinde otopark ya da bina içlerine park edilmeleri mümkün olamayan, cadde kenarlarına tedbir alınmaksızın park edilmeleri de zorunluluk hâline gelmiş bulunan motosikletlerin kullanım gereği açıkta bırakılmalarının kaçınılmaz olduğunun, buna göre de sabit bir noktaya bağlı olmaksızın kontak anahtarı kapatılmak suretiyle kendi direksiyon kilidi ile kilitlenerek park edilen motosikletlerin düz kontak yapılmak, ya da sürüklemek veya taşımak suretiyle çalınması hâllerinde TCK'nın 142. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde düzenlenen suçun oluşacağı sonucuna ulaşılmıştır." şeklindedir. "EKLENTİ" konusuna ilişkin olarak da; 1-) 09/06/20 15... /2 - 583 E. , 2015/201 K. Sayılı karar ve 2. CD'nin kararlarına direnme yoluyla gelen dosyada 2. CD. , sanıkların, katılan Kamil'in evinin ön tarafında bulunan eve bitişik, ETRAFI ÇEVRİLİ müştemilatından yapılan hayvan hırsızlığını değerlendirirken etrafı çevrili olmasını suç niteliğinin tespitinde esas almış, 29-09-2011 tarihli suçta suç niteliğini 142/2-g değil 142/1-b olarak kabul etmiş, barınak değil eklenti kabulünde "etrafının çevrili olması" belirleyici olmuş, CGK'nca da direnme kararı bozulmuştur. 2-) 02-10-2018 tarih ve 2015/17-837 E. , 2018/386 K. Sayılı kararda; "... Gelinen aşamada "konut", "eklenti" ve "barınak yeri" kavramları üzerinde de durulmalıdır. Türk Ceza Kanunu'nda konut ve eklenti kavramlarının tanımı yapılmamış, bu kavramlardan ne anlaşılması gerektiği öğreti ve uygulamaya bırakılmıştır. 4271 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 19. Maddesine göre; yerleşim yeri yani ikametgâh, bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Konut kavramı ise ikametgâh kavramına nazaran daha geniş bir anlama sahip olup bir yerin konut sayılabilmesi için bireyde sürekli kalma niyetinin bulunması zorunlu değildir. Konut, bulunduğu yer, yapı şekli, sabit ya da taşınır olup olmaması önem taşımayan, devamlı veya geçici nitelikte oturulan, tahsis iradesinin dıştan anlaşıldığı, ihtiyaçların giderilmesi için kullanılan yer olarak tanımlanabilir. (Durmuş Tezcan, Mustafa Ruhan Erdem, Murat R. Önok, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, 15. Baskı, Ankara, 2017, s. 525) Ceza Genel Kurulunun 27.12.1993 tarihli ve 169-354 sayılı kararında konutun; "kişilerin, devamlı veya geçici olarak yerleşmek ve barınmak amacıyla oturmalarına elverişli yerler olduğu" vurgulanmıştır. Eklenti kavramı öğretide "doğrudan doğruya veya dolaylı olarak konuta bağlı olup fiilen konutun kullanılmasına özgülenen veya onu tamamlayan, o yerin başkasına aidiyetini simgeleyen, engellerle dış dünyadan ayrı tutulmuş yer" (Tezcan- Erdem- Önok, s. 528); "binaya doğrudan veya dolayısıyla bağlı olan ve binanın hizmetine tahsis edilen, onu tamamlayan mahaller" (Nur Centel, Hamide Zafer, Özlem Yenerer Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Cilt 1, 3. Baskı, İstanbul, 2016, s. 321); "konuta bitişik veya yakın olması şart olmayan, dış dünyadan belirli işaretlerle ayrılan ve rıza hilâfına girildiğinde konuttakilerin huzur ve sükûnunun bozulduğu yerler" (Veli Özer Özbek, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 12. Baskı, Ankara, 2017, s. 432) şeklinde tanımlanmıştır. Bir yerin eklenti sayılabilmesi için etrafının mutlaka çevrili olması veya kapı ile kapalı ve kilitli olması şart değildir. Önemli olan o yerin başkasının hâkimiyetinde bulunduğunu, konuta veya iş yerine özgülendiğini ve başkalarının buraya girmesine rıza gösterilmeyeceğini belirtecek şekilde çit, tel örgü, duvar, ağaç dalları vb. gibi dış bir engelle ayrılmış olmasıdır. (Mahmut Koca, İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 2. Baskı, Ankara, 2015, s. 560) Bu engellerin sağlam ve aşılamaz nitelikte bulunması da zorunlu olmayıp hak sahibinin rızası dışında buraya girilemeyeceğinin anlaşılacak düzeyde olması yeterlidir. CGK'nun 02-04-2019 tarih ve 2018/13-296 E. , 2019/269 K. Sayılı kararında da eklenti konusu benzer şeklinde belirlenmiştir. 3-) 15-09-2022 tarih ve 2019/498 E. , 2022/556 K. Sayılı kararda eklenti konusu karara konu somut olay üzerinden ; "............. 104, 6 09... büyüklüğündeki Hamidiye Tablalarının etrafının duvar ve tel örgü ile çevrilerek üzerinde bulunan bina ve tesislerin muhafaza altına alındığı, alanın ana giriş kapısının asma kilitle kilitlenerek kapalı tutulduğu, etrafı çevreleyen tel örgüde zilyedin rızası hilafına meydana gelen 6 metrelik boşluk nedeniyle bahse konu alanın açık bir yer olduğu sonucuna varılamayacağı anlaşıldığından sanığın eyleminin 14.08.2013 olan suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan hâliyle TCK 142/1 - b maddesinde yazılı bulunan suçu oluşturduğu kabul edilmiştir." denilerek eklenti konusu alanın büyüklüğünün önemli olmadığı, etrafının çevrili olması gerektiği, somut olayda da çevrili olduğu ve çevreleyen teldeki 6 metrelik zilyetin rızası hilafına oluşmuş boşluğun eklenti niteliğini ortadan kaldırmayacağı tespit ve ifade edilmiştir. CGK'nun istikrarlı şekilde motosiklet hırsızlıkları ve eklenti tarifine yönelik değerlendirmeleri özetlendiği gibidir. Eklenti konusu Yargıtay Daire kararları ve doktrinde de tartışılmıştır. Yargıtay kararlarında eklenti, bina veya benzeri yapıların kullanılış amaçlarından herhangi birini tamamlayan, bina dışındaki yapılar ve yerler olarak tanımlanmıştır. Doktrinde bir kısım yazarlar tarafından eklenti, konuta veya iş yerine bağlı olmayan ancak bitişik veya yakın olması şart olan, dış dünyadan belirli işaretler ile ayrılan ve rızaya aykırı olarak girildiğinde konut ve iş yerindekilerin huzur ve sükûnunun bozulduğu yerler, olarak tanımlanmıştır. Bir kısım yazarlarda eklentiyi, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak konuta bağlı olup, fiilen konutun kullanılmasına özgülenen veya onu tamamlayan yerler olarak tanımlamışlardır. Bu tanımlardan da anlaşılacağı üzere, bir yerin eklenti sayılması için binaya bitişik veya çok yakın olması şart değildir. Binaya bitişik ve çok yakın yerlerin konut olduğu konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Örneğin ahır, sahanlık, kapı, binanın çatısı, evin avlusu, bahçe, taraça, samanlık, odunluk, merdiven, kömürlük ve balkon eklenti niteliğindedir. Girildiğinde binada oturanların huzur ve güvenliğini bozacak nitelikteki binadan uzak yerlerde eklenti sayılabilir. Örneğin bir villanın bahçesinin içindeki garajda eklenti sayılabilir. Yargıtay, etrafı çevrili olmayan kömürlüğün eklenti olmadığına karar vermiştir. Bir yerin eklenti sayılması için, etrafının çit, duvar vs. İle çevrili olması şart değildir. Ancak kişinin tahsis iradesini ortaya koyacak bazı maddi işaretler yeterlidir. Bir yerin eklenti sayılması için, bu yeri kullanan ve tasarruf edenlerin başkalarının izinsiz girmelerine ilişkin iradelerini açık veya örtülü biçimde açıklamaları gerekir. Eklenti veya bina sahipleri bu yerlerin kendilerine ait olduğunu, izinsiz girilmesinden rahatsız duyacaklarını dış dünyaya yansıtmalıdırlar. Tahsis gayesinin bazı maddi engellerle belirtilmesi yeterlidir. Bina veya eklentiyi dış dünyadan ayırıcı belirtiler, o yer sahibinin yaşama biçimi, mevcut olanakları, sosyal ve ekonomik durumu ile kültürel ve yöresel özellikleri gelenek ve göreneklere göre farklılık gösterebilir, bu husus olaysal olarak değerlendirilmeli, tayin ve takdir edilmelidir. Örneğin bahçenin etrafına çekilen duvar izinsiz girişi engelleyecek bir engel olduğu gibi, kapı önüne yapılan sahanlık veya avluyu çevreleyen ve çit görevini yapan çiçeklik ya da, sınıra açılan ark, asılan "girilmez" yazısı bu yere girmenin istenmediğini gösteren başka bir belirtidir. Bu nedenle umuma açık yerler konuta bitişik olsa da eklenti sayılmaz, çünkü buralara herkes girebilir. Bazen mağdurun iki basamaklı merdiveni hemen yolun bitiminden başlamaktadır. Ancak özelliği itibarıyla yoldan ayrılmaktadır burası. Eğer buraya girmekle mağdurun huzur ve sükûnu bozulacaksa burası da eklenti sayılacaktır. Sonuç olarak girilen yerin eklenti olup olmadığına, failin girdiği yere girilmekle binada oturanların huzur ve sükûnu bozulmuş mudur, yoksa bozulmamış mıdır? ona bakılacaktır. Bu durumu da hâkim bizzat keşif yaparak, olay yerini ayrıntılı olarak tutanağa veya bilirkişi raporuna Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde geçerek, belirleyecektir. Bir yerin eklenti sayılıp sayılmayacağı sorunu, yalnız olaysal değil aynı zamanda olaya bağlı hukukî bir sorundur. Yargıç bir yerin eklenti olup olmadığını, bu yerin herkes için girme izni verip verilmediğini, bölgedeki gelenek ve göreneklere göre çizecektir. Binanın, konut, iş yeri, depo olarak kullanılması önemli değildir. Önemli olan buranın bina veya eklenti niteliğinde olmasıdır. Ayrıca bu bina veya eklentiye failin ne şekilde girdiği önemli değildir. Kapısından girmiş olabileceği gibi, halat, merdiven gibi bir araç kullanmak veya şahsi çeviklikte bulunarak tırmanmak suretiyle de girmiş olabilir. Bina ve eklentinin betondan yapılmış olması şart değildir. Ağaçtan, kerpiçten, tuğladan yapılmış olabileceği gibi, teneke, prefabrik veya plastikten de yapılmış olabilir. Nitekim uygulamada büfeler de bina niteliğinde sayılmaktadır. Bu nitelikli hâlde öngörülen bina içinde muhafaza altına alınmaktan anlaşılması gereken, mutlaka belli bir yere kilitlemek ya da gizlemek değildir. Eşyanın bina ve eklentisi içinde bulundurulmuş olmasıdır. Ayrıca eşyanın kilitlenmek, gizlenmek ve ya saklanarak koruma altına alınmış olması gerekmez. Eşyanın bina ya da eklentisinde muhafaza altına alındığının; dış dünyada algılanabilir hâle getirilmiş olması nitelikli hâlin uygulanması için yeterlidir. Daha açık bir deyişle, eşyanın bina veya eklentisine konulmuş olması, onun muhafaza altına alındığı anlamına gelir. Ayrıca, bina içerisinde bu eşyanın kilitlenmesi zorunlu olmadığı gibi, bina kapısının da kilitli olmasının aranmayacağı kanaatindeyiz. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulaması da bina veya eklentisinde bulunan eşyanın ayrıca muhafaza altına alınmasına gerek olmadığı yönündedir. Bu nedenle; misafirliğe giden birisinin ev sahibinin herhangi bir eşyasını alması, markette alışveriş yapan müşterinin, masanın üzerinde bulunan telefonu çalması gibi durumlarda, eşyanın ayrıca muhafaza altına alınmış olması aranmaksızın bu bentte öngörülen nitelikli hâl oluşacaktır. Ancak kimi yazarlar bu nitelikli hâlin oluşması için bina veya eklentisi içinde bulunan eşyanın ayrıca "muhafaza altına alınmış" olması gerektiğini savunmaktadır. Yeni düzenlemeye göre, cezanın ağırlaştırılması için bina ve eklentilerine girilmiş olması da gerekmez. Dışarıdan bina veya eklentisine el uzatmak veya alet kullanmak suretiyle işlenen hırsızlık suçunda da bu nitelikli hâlin uygulanması mümkündür. Binanın konut veya iş yeri niteliğinde olması gerekmez. Bu anlamda depo, baraka da bina nitelendirilmesi içinde yer alır. Bu husus madde gerekçesinde de, "tarlada tarım araçlarının korunması için yapılan kulübelerde işlenen hırsızlığında madde hükmüne girmesi sağlanmıştır." biçiminde açıklanmıştır. İnceleme konusu olayda; A) Bahçeli bir evden bahsedilmektedir ancak evin etrafının herhangi bir şey ile "çevrili" olmadığı kabul edilmektedir. B) Motosiklet direksiyon kilidi ile kilitlidir ancak ayrıca sabit bir yere kilitlenerek bağlı değildir. C) Suça konu motosiklet etrafı çevrili olmayan dolayısıyla yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan CGK kararları ile tanımlanan, sınırları, şartları belirlenen eklenti niteliği taşımadığının kabul edilmesi gereken evin çıkma balkonu altına park edilmiştir. Bırakıldığı yer hiçbir eklenti tanım ve kabulüne uymamakta, en önemlisi madde gerekçesindeki "etrafı çevrili" olma şartını da taşımamaktadır. D) Evin balkon altının eklenti sayılması madde gerekçesi de aşılarak sanığın aleyhine şekilde suçun kapsamının genişletilmesidir. Madde metni ve gerekçedeki açıklığa rağmen suç tanımının kapsamı sanık aleyhine bir yoruma bağlı kabul ile genişletilemez. Dairemiz yukarıda açıklandığı üzere diğer madde gerekçelerindeki; - Tarlada bırakılan tarım araçları yönünden, - Kargo ile nakledilen, araçtan indirilen eşyalar yönünden, - Araçların umuma tahsis edilmiş olmaları yönünden, -TCK 43. maddesindeki kapalı garajdaki belirlemelere uygun karar vermektedir. Karşı oy konusu dosyada belirtilmemekle birlikte, Balkonun izdüşümü gibi bir değerlendirmeye dayanması hâlinde; Dairemiz / heyet çoğunluğunun bu dosyadaki kabulü; Motosikletin bir kısmı balkon altında, bir kısmı dışarıda kalırsa, Ayrıca ekli apartman resimlerinde olduğu gibi üst katlara doğru balkonlar üst üste gelmeyecek, asimetrik şekilde mimari proje ile yapılmışsa üst katların birkaç kat altı boş olan balkonun altıda aynı kapsama dahil olacak mıdır, 2. kat veya 3. kattaki ev sahibi altı katlarında balkon olmadığı için benim 3. katta bulunan balkonunun az veya çok ya da tam altına ya da izdüşümüne koydum diyerek bina duvarına yasladığı motosiklete ya da başka bir eşyaya yönelik eylemin vasıflandırması nasıl olacak, gerekçesi ne olacaktır? Motosiklet veya başka eşya balkonun az veya çok altında değilde bina duvarına dayalı ya da temas eder vaziyette bırakılmış iken çalınırsa gibi hâllerde sürdürülebilirliği sıkıntılı bir kabul oluşabilecektir. Zira "eklenti"nin eski ve yeni TCK döneminde daireler, CGK ve doktrinde kabul edilmiş olan, yerleşik ilkelerden, yasal dayanaklar ve madde gerekçelerindeki kabullerden de mahrum bir yorumla ve sanık aleyhine olacak şekilde suç kapsamının genişletildiği, ayrıca yukarıda belirtilen CGK kararları ile motosiklet ve mobiletlerin kullanımlarındaki zaruretler sebebiyle uygulama birliğini, karar istikrarı ve hukuk güvenliğini sağlayıcı makul çözümler oluşturduğu da nazara alındığında TCK 3. ve 61. maddeleri çerçevesinde çözüm üretilmesi gereken olay tipinde nitelik değiştirici yaklaşımın yerinde olmadığı kanaatindeyiz. Suçun işleniş şekli, suçun işlendiği yer dikkate alınarak sanığa daha fazla ceza tayini gerektiği düşüncesinin çoğunluğu açıklanan kabule yöneltmiş olabileceği düşünüldüğünde de; bu gibi hususlar kanun koyucu tarafından öngörülerek getirilmiş olan TCK 3/1. maddesindeki "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." TCK 61/1-a. Fıkrasındaki "Suçun işleniş şekli, ve c- Suçun işlendiği yer şeklindeki düzenlemelerden hareketle asgari hadden nispeten uzaklaşılarak temel ceza tayini ile sanık hakkında eylemle orantılı daha fazla ceza tayini mümkündür, karşı oyumuzda bu yöndedir. Böyle bir saikle de olsa suç tanımı genişletilemez. SONUÇ OLARAK; Yukarıda açıklanan CGK ve daire uygulamaları, kararları ile de istikrar bulduğu şekilde gün içinde bina içlerine taşınıp park edilmeleri mümkün olmadığı için somut olayda, evinin dışa çıkma balkonunun altına, eklenti niteliği taşımayan bahçesine direksiyon kilidi ile kilitli olarak bırakılan motosiklete karşı hırsızlığa teşebbüs eylemi sebebiyle sanık hakkında TCK 142/1-e hükmü gereğince ve TCK 3., 61/1-a ve c bentleri gereği asgari hadden nispeten uzaklaşılarak ceza tayini gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eklenti kavramı TCK 142/2-h maddesi ve madde gerekçesine açıkça aykırı olarak hatalı nitelemeye ve bu nedenle verilen fazla cezaya ilişkin hükmün onanması yönündeki kararına katılmadığımı saygıyla arz ederim. EK: 4 adet apartman dış görünüm fotoğrafları. ¸