Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2024/6077 E. , 2024/12836 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2011/441 E., 2014/633 K. SUÇLAR : Kamu malına zarar verme, hakaret, konut dokunulmazlığının ihlâli SUÇLARIN TARİHİ : 02.10.2009 İNCELEME KONUSU KARARLAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakan
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2024/6077 E. , 2024/12836 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2011/441 E., 2014/633 K. SUÇLAR : Kamu malına zarar verme, hakaret, konut dokunulmazlığının ihlâli SUÇLARIN TARİHİ : 02.10.2009 İNCELEME KONUSU KARARLAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.04.2024 tarihli ve KYB-2024/32730 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, 1- Konut dokunulmazlığını ihlâl etme suçu yönünden yapılan incelemede, Bismil Asliye Ceza Mahkemesince verilen kararın adı geçen suça sürüklenen çocuk ile birlikte aynı suçtan mahkûm edilen diğer suça sürüklenen çocuk ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 08/03/2018 tarihli ve 2016/8073 esas, 2018/2863 karar sayılı ilâmında yer alan, " Suça sürüklenen çocuk hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan 5237 sayılı Kanun'un 116/1-4. maddelerine göre ceza verilmesi karşısında suçun sabah saat 06.00 sıralarında işlendiğinin sabit olduğu ve gecenin saat 05.10'da bittiği belirlenerek yapılan incelemede;.." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, suçun işlendiği 02/10/2009 tarihinde gecenin saat 05:10'da bittiği ve eylemin sabah saat 06:00 sıralarında gerçekleştirildiğinin anlaşılması karşısında, temel cezanın 5237 sayılı Kanun'un 116/1. maddesi yerine 116/4. maddesi uyarınca belirlenerek fazla ceza tayin edilmesinde, 2- Kamu malına zarar verme suçu yönünden yapılan incelemede, Dosya kapsamına göre, Bismil Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 10/11/2011 tarihli ve 2011/696 esas sayılı iddianamede, diğer suça sürüklenen çocuğun kamu malına zarar verme suçundan cezalandırılması için kamu davası açıldığı, ancak suça sürüklenen çocuk ...'ın bahse konu suçtan cezalandırılması için kamu davası açılmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 225/1. maddesindeki "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir." şeklindeki düzenlemeye aykırı davranılmak suretiyle, suça sürüklenen çocuk hakkında açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde, 3- Kamu görevlisine hakaret suçu yönünden yapılan incelemede, Suça sürüklenen çocuk hakkında kamu görevlisine hakaret suçundan hüküm kurulurken, 5237 sayılı Kanun'un 125/1-3-a, 125/4 ve 43/2 maddeleri gereğince belirlenen 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezasından, aynı Kanun'un 31/3. maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapıldığında 11 ay 20 gün hapis cezası yerine hesap hatası yapılmak suretiyle 1 yıl 10 ay hapis cezasına hükmedilmesinde, isabet görülmemiştir. ” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. 2. Bismil Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.10.2014 tarihli kararının suça sürüklenen çocuğun yüzüne karşı verildiği, karar tarihinde Van M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuğa tefhim edilen hükmün yasa yolu bildiriminde 5271 sayılı Kanun'un 263. maddesine göre “bulunduğu cezaevi aracılığıyla vereceği dilekçe ile kararı temyiz edebileceğinin belirtilmemesi” nedeniyle tefhimin usulsüz olduğu tespit edilmiştir. 3. Temyiz yoluna konu gerekçeli kararın; yargılama süresince şikayetçi olduğunu ve 26.12.2011 tarihli celsede davaya katılma talebi olduğunu beyan eden ve hükmü temyize hak ve yetkisi bulunan ...'e tebliğ edildiğine dair dosyada herhangi bir tebligat mazbatasına rastlanılmadığı, söz konusu eksikliğin giderilmesi amacıyla inceleme konusu gerekçeli kararın adı geçene tebliğ edilmiş olması durumunda buna ilişkin tebligat parçasının dosyasına eklenmesinin gerektiği tespit edilmiştir. 4. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2 maddesinin, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak,7201 sayılı Kanun'un 21/1 maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, 7201 sayılı Kanun'un 21/2 maddesine uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata,7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 maddeleri ile 7201 sayılı Kanun'un Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanun'un 21/2 maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, katılan ...'ın yokluğunda verilen hükmün katılanın MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi gereğince “MERNİS adresi” ibaresi ile çıkarılan tebligatın usûlsüz olduğu anlaşılmıştır. 5. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu kararın temyiz yasa yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.