Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2024/9861 E. , 2025/3790 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1551 E., 2024/640 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında, hırsızlık suçundan ku
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2024/9861 E. , 2025/3790 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1551 E., 2024/640 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında, hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 5271 sayılı Kanun'un 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin "dosyadaki bilgi ve belgelerle ilgisi olmayacak şekilde mahkûmiyet için gerekçe oluşturulduğuna, şikâyetçilerin suça konu eğlence mekânında oturma düzeninin tespiti için keşif yapılmadığına, gerekçede sahipleri belirlenemediği belirtilen 5 adet montun gerçekte sanıklara ait olduğuna, sanıkların montları birden fazla seferde motora taşıdıklarına ilişkin bir delilin bulunmadığına, sanıkların hata sonucu montları kendilerinin zannederek aldıklarına, bar müdürünün tanık sıfatıyla beyanının alınması gerektiğine, dosya içeriğiyle örtüşmeyen gerekçe ile alt sınırdan uzaklaşıldığına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 145. maddesinin koşullarının oluşup oluşmadığı bakımından montların değerinin tespit edilmediğine, sanık ...'nın savunmasında montları motora götürürken diğer sanığın yanında olmadığını beyan etmesine, sanık ...'in de aynı yönde savunmada bulunmasına rağmen, sanık ... hakkında da mahkûmiyet hükmü kurulmasının isabetsiz olduğuna, olayda teşebbüs koşullarının oluştuğuna, suç vasfının da aynı Kanun'un 141/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, gece vakti nedeniyle cezadan artırım yapılamayacağına" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Olay tarihinde suça konu eğlence mekânında, şikâyetçilerin montlarını masa üzerine bıraktıktan sonra sanıklar tarafından çalındığının iddia edildiği olayda, suç tarihinde ve güncel olarak adlî sicil kayıtları bulunmayan sanıkların aşamalarda, olay günü suça konu yere motosikletle geldiklerini, havanın soğuk olması nedeniyle birden fazla montu üst üste olacak şekilde giydiklerini, suça konu yere girdikten sonra sıcak olması nedeniyle montları çıkardıklarını, dışarıya çıktıklarında kendilerinin montları ile beraber başkalarının montlarını da yanlışlıkla almış olduklarını, durumdan haberdar edilince kendilerinin de o an başkalarının montlarını almış olduklarını fark ettiklerini beyanla üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmedikleri, sanıkların beyanıyla 14.10.2022 tarihli tutanak içeriğinin örtüştüğü, Failin isnat olunan suçun maddî unsurlarına ilişkin hatası esaslı, diğer bir ifadeyle kabul edilebilir bir hata olursa, bu takdirde fail 5237 sayılı Kanun'un 30. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu hatasından yararlanacak, bunun sonucu olarak yüklenen suç açısından kasten hareket etmiş sayılmayacağından ve suçun taksirle işlenmesi hâli de kanunda cezalandırılmıyor ise, 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraatine karar verilmesi gerekecektir. Somut olayda, şikâyetçilere ait olanlar dışında, motosikletin sepetinde ele geçirilen polar, mont ve önlüğün sanıkların bu giysilerin kendilerine ait olduğuna dayanan savunmalarının aksine, dosya kapsamında bir delilin bulunmadığı, zira mevsim itibariyle birden fazla mevsimlik mont veya poların motosiklet ile seyir hâlinde olan kişilerin üzerinde olmasının hayatın olağan akışına uyduğu, dosyaya ibraz edilen fotoğraflara göre de, sanıkların bu giysilerle çekilmiş görüntülerinin bulunduğu, kaldı ki; beyaz önlük ile bir eğlence mekânına girilmesinin olağan bir durum olmayacağı, Sağlık Bilimleri Fakültesi odyoloji bölümünden mezun olup aynı gün beyaz önlükle bir etkinliğe katıldığını beyan eden sanık ...'nın beyanının aksine, bu eşyaların da dosya kapsamında buna dair bir müracaat olmamasına rağmen, çalındığı düşüncesinin isabetli olmadığı, sonuç olarak, sanık ...'ya ait önlük motosiklette kalmak üzere, 2 polar ve 2 mevsimlik mont ile birlikte eğlence mekânına giden sanıkların giysilerini çıkardıktan sonra buradan çıkarken, kendi mont ve polarları ile birlikte, şikâyetçilere ait montları da hata sonucu aldıklarının kabul edilmesinin gerektiği anlaşılmakla, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek sanıkların unsurları itibariyle oluşmayan hırsızlık suçundan beraatleri yerine yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin açıklanan nedenle 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak gereği için dosyanın Ankara 48. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.