İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2024/9926 Karar: 2024/21548 Tarih: 2024

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2024/9926 K.2024/21548

2. Ceza Dairesi 2024/9926 E. , 2024/21548 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2848 E., 2024/409 K. SUÇ : Karşılıksız Yararlanma HÜKÜM : Mahkûmiyet kaldırılarak beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından v

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2024/9926 E. , 2024/21548 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2848 E., 2024/409 K. SUÇ : Karşılıksız Yararlanma HÜKÜM : Mahkûmiyet kaldırılarak beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından v

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2024/9926 E. , 2024/21548 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2848 E., 2024/409 K. SUÇ : Karşılıksız Yararlanma HÜKÜM : Mahkûmiyet kaldırılarak beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, katılan vekilinin temyiz isteminin; sanığın çelişkili ifadelerde bulunduğu, bu kapsamda sanık savunmasının suçtan ve yaptırımdan kurtulmaya yönelik olduğu, sanığın üzerine atılı suçu işlediği, zararın giderilmediği, kuruma kayıtlı olmayan sayacın kullanılması, sayaca müdahale edilerek ölçüm yapmasının engellenmesi gibi hallerde dağıtım sistemine hukuka aykırı olarak müdahale edildiğinden kaçak kullanımın söz konusu olduğuna ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanığın perakende satış sözleşmesi olmadan sayaçlı şekilde kaçak elektrik kullanması nedeniyle kaçak elektrik tutanağının düzenlendiği, dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporunda tutanakta tespit edilen kurulu güç ile endeks değeri karşılaştırılmışsa da, sanığın evde ne kadar süre ikamet ettiği belirlenmeden 90 gün üzerinden karşılaştırma yapıldığı, ancak sanığın suça konu evde ne kadar süre ikamet ettiği ve sayacı ne zamandan beri kullandığı belirlenerek abonesiz kullanım süresine göre; mahallinde bilirkişi marifetiyle keşif yapılarak, kurulu güç tespit edilip, abonesiz dönemde normal kullanıma göre tüketebileceği ortalama elektrik miktarı bilirkişiye hesaplattırılarak, tüketimin kayıtsız sayaçtan geçirilen miktarla uyumlu olup olmadığına dair bilirkişiden rapor alınıp, sanığın karşılıksız yararlanma kastıyla hareket edip etmediği belirlenerek, tüketim miktarı sayaçtan geçiyorsa sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekeceği, sanığın karşılıksız yararlanma kastıyla hareket ettiğinin sabit olduğunun tespiti hâlinde ise 6352 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı TCK'nın 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararı soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi hâlinde bu bir dava şartı olduğundan TCK'nın 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında katılan kurumun zararı tamamen karşılanmış ise bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği nazara alınarak, bu açıklamalar ışığında sanığa soruşturma aşamasında usule uygun ödeme ihtarı yapılmamış olması karşısında belirtilen şekilde kurum zararının ödenmesi hâlinde sanık hakkında düşme kararı verileceği ve ödeme yeri de açıkça belirtilerek sanığa kurum zararının tebliğ ve ihtar edilmesi ve ödeme için makul süre verilmesi, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunmasına rağmen eksik kovuşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nin 304/2. maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla